Konya
Açık
12°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
49,3697 %0.13
55,2837 %0.39
6.648,78 %0.54
Konya Postası Gazetesi Ekonomi Avrupa'daki belirsizlik avroya değer kaybettiriyor

Avrupa'daki belirsizlik avroya değer kaybettiriyor

Avrupa Birliği'ne (AB) üye ülkelerden 21'inin ortak para birimi avro, Avrupa genelinde tırmanan mali ve siyasi belirsizliklerin baskısıyla dolar karşısında değer kaybetmeye devam ediyor.

Avrupa'daki belirsizlik avroya değer kaybettiriyor
KAYNAK: AA
Okunma Süresi: 4 dk

Fransa'nın mali disiplinsizlik, siyasi kriz ve sokak eylemlerinin eş zamanlı derinleştiği tarihi bir dönemden geçmesi, İspanya'daki erken seçim kararı ve İtalya'nın borç kırılganlığı, küresel piyasalarda 2012'deki Avro Bölgesi borç krizinin dinamiklerini yeniden tetikledi.

Küresel tahvil piyasasındaki dalgalanmalar, Orta Doğu'daki gerilimlerin beslediği yüksek enerji maliyetleri ve yapışkan enflasyon, avro üzerindeki değer kaybı baskısını sadece günlük değil, orta vadeli bir trende dönüştürdü.

Ocak ayında test ettiği 1,21 seviyesindeki zirvesinden bu yana kademeli bir düşüş trendinde olan avro/dolar paritesi, söz konusu gelişmelerin etkisiyle 1,11 seviyesine kadar geriledi.

Böylece Mayıs 2025'ten beri en düşük seviyesini gören avronun yıl genelindeki toplam kaybı yaklaşık yüzde 5 oldu. Geçen aylarda tahvil piyasalarındaki dalgalanmalardan büyük ölçüde etkilenmeyen avronun artık bu endişelerin merkezine yerleşmesi, finans dünyasında kalıcı kırılganlık işareti olarak yorumlanıyor.

FRANSA BÜTÇE VE FAİZ BASKISIYLA KIRILIYOR

Avronun zayıflamasındaki ana etken, Avro Bölgesi'nin ikinci büyük ekonomisi olan Fransa'dan gelen endişeler oldu. Fransa'nın 10 yıllık devlet tahvili getirileri, jeopolitik risklerin küresel tahvil satışlarını tetiklemesiyle yüzde 5 sınırına dayanarak 2002'den bu yana en yüksek seviyeyi gördü.

Fransa Ulusal İstatistik Enstitüsü (INSEE) ve hükümet verilerine göre, ülkenin genel kamu açığı Gayri Safi Yurt İçi Hasıla'nın (GSYH) yüzde 5,8'e ulaşarak AB'nin yüzde 3'lük tavan sınırını aştı. 1974 yılından bu yana bütçe fazlası veremeyen ülkede nominal büyüme oranlarının borçlanma faizlerinin altında kalması, ekonomiyi yapısal bir borç tuzağına sürükledi.

Fransa'nın toplam nominal borç stoku 3 trilyon 596 milyar avro ile tarihi zirveye ulaşarak GSYH'nin yüzde 119'una tekabül ediyor. Bu borç yükü Maastricht kriteri olan yüzde 60 sınırının üzerinde bulunurken, Fransa ile Almanya'nın borçlanma maliyetleri arasındaki makas, 2012'deki büyük borç krizinden bu yana en geniş seviyesine ulaştı.

Avro Bölgesi'ndeki güvensizlik ortamı yalnızca Fransa ile sınırlı kalmadı. İspanya'da konut piyasası politikaları üzerinden tırmanan kriz, Başbakan Pedro Sanchez'in kasım ayı için erken parlamento seçimi kararı almasıyla siyasi riskleri AB'nin dördüncü büyük ekonomisine taşıdı.

Küresel piyasalarda yaşanan tezat bir durum da avroyu baskı altında tutuyor. ABD, 40 trilyon doları aşan tarihi borç yüküne ve yaklaşan seçimler nedeniyle harcama disiplini gösterememesine rağmen küresel bir cezalandırmayla karşılaşmıyor. Aksine, Orta Doğu merkezli jeopolitik riskler tırmandıkça küresel sermaye, doları en güvenli liman olarak kodlamaya devam ediyor.

Analistler, avro/dolar paritesindeki hareketin sadece doların gücüyle ilgili olmadığını, doğrudan Fransa'daki durumun oluşturduğu avro zayıflığından kaynaklandığını belirtiyor. Avro Bölgesi'nde ortak bir para birimi olmasına rağmen ulusal finans piyasalarındaki parçalanmış yapının, bölgeyi bu tür şoklara karşı savunmasız bıraktığı ifade ediliyor.

AVRUPA MERKEZ BANKASI ÜZERİNDE FAİZ BASKISI ARTIYOR

Avro Bölgesi'nde gözlenen mali ve siyasi bozulma, enflasyonist baskılar ve yükselen petrol fiyatları, Avrupa Merkez Bankasının (ECB) para politikası kararlarındaki hareket alanını sınırlandırıyor.

Yaşanan güven kaybı ve ABD ile Avrupa arasındaki faiz farkının açılması sebebiyle piyasalar, bankanın sıkı para politikası patikasına yönelik beklentilerini aşağı yönlü revize etti.

Daha önce gelecek yıl için üç faiz artışı fiyatlanırken, bölgedeki ekonomik yavaşlama ve tırmanan borç riski nedeniyle bu beklenti 2 defa 25 baz puanlık artışa indirildi.

Analistlere göre, Avro Bölgesi genelinde yapısal sorunlar çözülmediği ve siyasi tansiyon düşmediği sürece avro üzerindeki satış baskısının sürmesi öngörülüyor.

Ekonomistler, yeni bir borç krizinin kaçınılmaz olmadığını ve Fransa'nın mali bir iflasa sürüklenmeyeceğini belirtse de mevcut konjonktürde avronun dolar karşısında yeniden güçlü bir değer kazanma trendine girmesinin uzak bir ihtimal olduğu kaydediliyor.

EKONOMİ YÖNETİMİNDE "YAPISAL KRİZ" TARTIŞMASI

ING Almanya Başekonomisti Carsten Brzeski, konuya ilişkin yayımladığı analizde, Fransa'da derinleşen siyasi kaosu Avrupa'nın ekonomik istikrarını tehdit eden yapısal sorunların bir yansıması olarak değerlendirdi.

Fransa'nın 2020'den bu yana halihazırda altı başbakan değiştirdiğini hatırlatan Brzeski, bütçe açığını son yirmi yılda yüzde 3'lük sınırın altına sadece iki kez indirebilen Paris yönetimine karşı Avrupa Komisyonu ve ECB'nin sert kararlar alması gerektiğini belirtti.

Brzeski, "Mali kurallara uyulmasını sağlamak için baskıyı artırmaktan başka seçenek yok. Aksi takdirde bu kurallar sadece çiğnenmiş olmakla kalmayacak, tamamen geçerliliğini yitirecek." değerlendirmesinde bulundu.

Carsten Brzeski, siyasi istikrarsızlık ve belirsizliğin ekonomi üzerinde iz bırakmasını ve Avro Bölgesi'nin ikinci büyük ekonomisini durgunluğa yaklaştırmasını beklediğini belirtti.

ING Küresel Piyasalar Araştırma Başkanı Chris Turner ise Fed'in şahin duruşu ve tırmanan tahvil getirileri nedeniyle avro/dolar paritesinin gelecek iki çeyrek boyunca 1,10 ile 1,15 bandında baskılanmaya devam edeceğini kaydetti.

Fransa'daki bütçe krizini, seçimlerin tetiklediği 2018 İtalya borç krizine benzeten Turner, avrodaki daha ağır kayıpların ancak Fransa'nın meclisten geçireceği mali uyum programıyla önlenebileceğini, paritenin yönündeki ana riskin ise ABD ara seçimleri sonrası Beyaz Saray'ın izleyeceği stratejiler olacağını sözlerine ekledi.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız