Konya
Açık
29°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
47,0434 %0.2
53,7187 %-0.12
6.225,55 % 0,12
Konya Postası Gazetesi Dünya Bulgaristan'dan ana vatana göçün tanıklarından gazeteci Behiç Günalan o günleri anlattı

Bulgaristan'dan ana vatana göçün tanıklarından gazeteci Behiç Günalan o günleri anlattı

Bulgaristan'ın uyguladığı asimilasyon politikalarına dayanamayıp ana vatana zorunlu göç eden Türklerin çektiği acı ve hüznü Kapıkule Sınır Kapısı'nda fotoğraflayan gazeteci, o dönem yaşadıklarını anlattı.

Bulgaristan'dan ana vatana göçün tanıklarından gazeteci Behiç Günalan o günleri anlattı
Okunma Süresi: 2 dk

Komşularını, topraklarını geride bırakmış gözü yaşlı insanları kadrajına alan gazeteci ve fotoğraf sanatçısı Behiç Günalan, çektiği fotoğraflarla tarihi belgeler ortaya koydu.

Günalan, AA muhabirine görevi gereği bir çok habere gittiğini fakat o dönemde Bulgaristan'dan Türkiye'ye göç etmek zorunda kalan soydaşları ve çektiği kareleri unutamadığını söyledi.

Kimsenin göç olacağını tahmin etmediği bir zamanda aniden bir göç başladığını anlatan Günalan, şöyle konuştu:

"İlk önce birer ikişer aileler geliyordu. Oradan bir bilgi almakta çok zordu o dönem. Ama böyle bir göçle karşılaşacağımızı sanmadık. İstasyona kırmızı bir tren geldi. Ben de gazeteci kimliğimle orada yer alıyordum. Bu göç dramını yaşadım, tanık oldum.

Herkes dondu kaldı. Salkım saçak insanlar, onlar bize bakıyor biz onlara bakıyorduk. Sonra anladık, büyük bir göçtü. Aslında bu bir sürgündü. İnsanların yerlerinden, yurtlarından, topraklarından koparılıp bir meçhule gönderilme operasyonuydu."

"Büyük bir tarihe tanıklık etmişiz, sonradan anladık"

Olayı hem gazeteci hem de insani bakımdan anlamaya çalıştığını aktaran Günalan, göç edenlerin çoğunluğunun parçalanmış, sevdiklerinden koparılmış ailelerden oluştuğunu söyledi.

Bir gün çektiği fotoğrafların geleceğe çok büyük miras kalacağını aklının ucundan bile geçirmediğini vurgulayan Günalan, "Ama aradan zaman geçince elimizde kalan fotoğraflar bir dönemin tanıkları, belgeleri oldu. Sonra benim fotoğraflarla Türkiye'nin her yerinde sergiler açıldı, kitaplar basıldı. Aslında o zaman haber amacıyla peşinden koştuğumuz olayı gelecek kuşaklara belgeleriyle aktarmışız, büyük bir tarihe tanıklık etmişiz, sonradan anladık." ifadelerini kullandı.

Günalan, göç edenlerin trenden indiklerinde fotoğraf çekmeye başladığını, gördüğü manzara karşısında çok duygulandığını belirtti.

Her fotoğraf karesinin çok etkileyici olduğunu ifade eden Günalan, şöyle devam etti:

"Ağlayarak çektiğim fotoğraflar da oldu. Aslında her fotoğraf beni etkiledi fakat bir kız çocuğunun oyuncak bebeğinin saçını tararken çekmiştim. Seneler sonra soydaşlarımızla ilgili bir sunumda ondan bahsedince, oradakiler onu bulmuş.

Oyuncak bebeğini de hala saklıyormuş, yıllar sonra onla buluşmuştuk. Bu beni çok etkilemişti. Tabii ki önceliğimiz haberdi, gazetecilik refleksiyle çekiyorduk. Farkında değildik, çektiğimiz fotoğrafların geleceğe miras olarak kalacağını."

Günalan, 1989 yılında çektiği göç fotoğraflarının birçok kitap ve sergilerde yer aldığını da sözlerine ekledi.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız