Konya
Parçalı az bulutlu
17°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
46,8440 %0.04
53,6133 %-0.01
6.210,86 % -0,94
Konya Postası Gazetesi Dünya Borrell: Avrupa, Trump'la değişen gerçeklere hazır olmalı

Borrell: Avrupa, Trump'la değişen gerçeklere hazır olmalı

Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, Donald Trump'ın ABD'nin 47. Başkanı seçilmesinin ardından değişebilecek jeopoilitik gerçeklere karşı Avrupa'nın hazırlıklı olması gerektiğini ifade etti.

Borrell: Avrupa, Trump'la değişen gerçeklere hazır olmalı
Okunma Süresi: 4 dk

Brüksel'deki Avrupa Parlamentosu'nun (AP) Genel Kurulu'nda, ABD'de yapılan başkanlık seçimi sonuçlarının AB-ABD ilişkilerine etkisi konulu oturum yapıldı.

AB Komisyonu adına konuşma yapan Borrell, ABD'deki değişimin küresel dinamikleri etkileyecek nitelikte olduğunu belirterek, bu durumun AB-ABD ilişkilerinde önemli değişimlere yol açacağını dile getirdi.

Trump'ın kampanya süresince verdiği mesajların transatlantik ekonomileri ve ilişkileri zora sokabilecek nitelikte olmasına rağmen göreve başladığında bunlardan farklı bir politika izleyebileceği ihtimalinden söz eden Borrell, bu nedenle geleceğe ilişkin spekülasyon yapılmaması gerektiğini kaydetti.

Borrell, "Başkan Trump'ın ne gibi adımlar atacağı konusunda spekülasyon yapamam. Söyleyebileceğim tek şey, olabileceklere karşı hazırlıklı olmamız, sakin ve tetikte olmamız gerektiğidir. Arabanın farlarına yakalanmış bir geyik gibi felç olmuş izlenimi vermemeliyiz." diye konuştu.

Trump'ın ilk döneminden bu yana Avrupa'nın savunma harcamalarındaki yavaş artışa işaret eden Borrell, "Trump'ın yeniden seçilmesi, güvenliğimizi güçlendirmemiz ve kendi kaderimizi kendi elimize almamız gerektiğini açıkça ortaya koyan bir şey olmalıdır." dedi.

Borrell, "Bu dünyanın sonu değil, farklı bir dünyanın başlangıcı" diyerek AB'yi yeni jeopolitik gerçeklere hazır olup uyum sağlamaya davet etti.

Ukrayna, NATO

Trump yönetiminde Ukrayna’ya sağlanan ABD desteğinde olası değişikliklere ilişkin endişelere değinen Borrell, Avrupa'nın her halükarda Ukrayna’ya desteğini sürdürerek verdiği sözleri yerine getirmesi ve gerektiği takdirde dondurulmuş Rus varlıklarından elde edilen gelirin Ukrayna için kullanılması fikrini yeniden gündeme getirdi.

Borrell, AB'nin savunma konusunda sadece NATO'ya bağımlı bir ekonomik birlik olarak kalmaması gerektiğini, bunun yerine "stratejik pusulasını" güçlendirerek NATO'yu tamamlayıcı bir askeri rol üstlenmesi ve Avrupa'nın kendi güvenlik çıkarlarını bağımsız şekilde koruyabilmesini sağlaması gerektiğini dile getirdi.

Yüksek Temsilci, "AB sadece ekonomik bir birlik değil, aynı zamanda siyasi bir birlik ve savunma konusunda da sorumluluklarımız var. Bu sadece silah ve mühimmat üretmekle ilgili değil. Bununla da ilgili ama sadece bununla ilgili değil ve güvenliğimizi sonsuza kadar taşerona veremeyiz. Seçilmiş Başkan Trump karşısında yapmamız gerekenin de bu olduğunu düşünüyorum." ifadelerini kullandı.

Milletvekilleri arasında görüş ayrılıkları

Oturumda söz alan liberal ve merkez sağdan milletvekilleri, özellikle ticaret, güvenlik ve ekonomik işbirliği konularında ABD politikasında meydana gelebilecek değişikliklere ilişkin bir dizi endişelerini dile getirerek, bu zorlukların aşılması için Avrupa'nın ekonomik, askeri ve stratejik özerkliğinin güçlendirilmesi çağrısında bulundu.

Yeni ABD yönetimi altında olası diplomatik değişimlerine işaret eden milletvekilleri, Ukrayna’ya desteğin devam etmesi gerektiğini dile getirerek, ayrıca iklim değişikliği, Orta Doğu ve Çin’le ilişkiler gibi konularda yaşanabilecek fikir ayrılıklarına rağmen Washington "stratejik ancak temkinli bir yaklaşım" benimsenmesi çağrısında bulundu.

Öte yandan aşırı sağcı milletvekilleri ise Trump'ın seçimleri kazanmasından duyduğu memnuniyeti dile getirerek, "ülkenin egemenliğini savunan" Trump'ın seçilmesinin Avrupa'ya örnek teşkil etmesi gerektiğini savundu.

Borrell'in İsrail ile siyasi diyaloğun askıya alınmasını önerdiği iddia edildi

Euronews'ün ismi verilmeyen AB yetkilileri ve diplomatlara dayandırdığı haberine göre, Borrell, İsrail ile siyasi görüşmeleri askıya alma önerisini bugün büyükelçiler düzeyinde yapılan toplantıda gündeme getirdi.

Borrell'in Gazze Şeridi'nde insan hakları ve uluslararası hukuku ihlal ettiği iddialarını gerekçe göstererek sunduğu öneriyi, 18 Kasım'da düzenlenecek AB Dışişleri Bakanları toplantısında tartışmaya açması bekleniyor.

Önerinin uygulanması üye ülkeler arasında oybirliğine varılmasıyla mümkünken, Birlik içinde İsrail-Filistin konusundaki bölünmeler nedeniyle anlaşmaya varılması olası görülmüyor.

Kaynaklar, toplantıda söz alan büyükelçilerin çoğunun öneriye ilişkin olumsuz görüş bildirdiğini aktardı.

Kaynaklardan biri, "Bu öneri her şeyden önce ilişkilerde bir şeylerin yanlış gittiğine dair siyasi sinyaldir. Aynı zamanda İsrail'i nihayet eylemlerini açıklamaya ve haklılığını ispatlamaya zorlamanın bir yolu olacaktır." değerlendirmesinde bulundu.

İspanya ve İrlanda, Ortaklık Anlaşması'nın gözden geçirilmesini istemişti

İspanya ve İrlanda, 14 Şubat'ta AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'e mektup göndererek AB-İsrail Ortaklık Anlaşması'nda öngörülen insan hakları ve demokratik ilkelere ilişkin yükümlülüklerin ihlal edilip edilmediğinin "acilen gözden geçirilmesi" talebinde bulunmuş ancak bu konuya dair herhangi bir adım atılmamıştı.

Haziran 2000’de yürürlüğe giren AB-İsrail Ortaklık Anlaşması, İsrail'e AB pazarında birçok imtiyaz tanırken aynı zamanda siyasi ve kültürel diyaloğun da temelini oluşturuyor.

İspanyol ve İrlandalı liderin de atıfta bulunduğu anlaşmanın ikinci maddesi İsrail'in insan hakları ve demokratik ilkelere saygı duymasını gerektiriyor.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız