• 22 Şubat 2020, Cumartesi 10:42
YUSUFERDOĞAN

YUSUF ERDOĞAN

ZİYA ÖĞRETMENLE EĞİTİM BULUŞMALARI (3)

Sayın Bakanımız bir konuşmasında:”Türkiye´de eğitimde pek çok başarılı adımlar atıldığına dikkati çekerek, "2003´te Talim ve Terbiye Kurulu Başkanı iken keşke elimizde şu imkanlar da olsa dediğimiz her şeye bugün sahibiz. Eğitim sistemimiz kötüydü, şimdi biz çok güzel işler yapıyoruz demek doğru değil. Geçmişte emeği geçen herkese şükran borçluyuz. Geçmişle kavga ederek eskiden yapılanları gerekli gereksiz eleştirmememiz gerekiyor." Dünyada yaşanan gelişmelerin eğitimin yönünü bambaşka bir yöne çevirdiğine işaret ederek 2040´a gelindiğinde dünya tarihinde hiç karşılaşılmadık bir kırılma bizi bekliyor, bambaşka bir dünya geliyor. Bugün okula başlayan çocuklar dâhil dünyadaki herkesin bu tarihlerde büyük bir tıkanma yaşayacağını düşünüyorum. Çünkü o tarihlerde bugünkü işlerin yüzde 70´ini robotların yapacağı öngörülüyor. İnsanlara yazılım yüklenecek bir yönteme gidiyoruz. Yani dijital olanın fiziksel ve biyolojik olanla bir bedende buluşacağını biliyoruz. Dünyanın gittiği yeri iyi sorgulamamız gerekiyor." ifadelerini kullandı.

Evet, biz geçmişle kavga etmek yerine irdelemek ve sorgulayarak dünya gerçekleri ve gidişatı doğrultusunda milli hasletimize eksen kaydırması yaptırmadan dünü, bugünü ve geleceğin inşası yolunda önemli adımlar atacağız. Lakin bu iktidara kim gelirse gelsin adı milli eğitim ise, amacından ve gerçeklerden sapmadan yol alması gerekir. Her gelen iktidarın beğenmeyip yeniden üzerinde tüm yapılanları bir kalemde çizik atması bizim alfabe değiştirmemiz gibi bir gecede cahil bırakılmamıza eşdeğerdir. Öyleyse bizim gerçekçi, sahici, hakikat ve ilmin ışığında toplumsal değer mekanizmalarımızı öne alan hem mesleki hem de genel toplumsal nitelikli toplumla ve ekonomiyle bütünleşmiş bir eğitim politikamız olmalıdır. Acımasızca yandaşlığın hâkim olduğu değil, kardeşlik ve liyakatin “bilenle bilmeyen bir olur mu” odaklı gerçeklerini sorgulayan bir yapılandırmayı hayata geçirmesi gerekir. Öyle adamına göre değil,işin ehli olan liyakatli ve becerikli kimseleri hayatın ve eğitimin eksenine oturtmak gerekir.Bunların hepside bir sağlam çekirdek yapı içerisinde süzüle gelmiş,toplumsal bir teşkilatlanmaya ivme kazandırmakla mümkündür.

"Güçlü çocuk şahsiyeti güçlü öğretmenle ortaya çıkar" Diyen Sayın Bakanımızın bu yaklaşımı elbette öğretmen yetiştirilme mekanizmasını da ön plana almaktadır. Evet, her ne kadar robotik kodlama ve daha birçok alanda artık elektronik hamlelerin ön plana çıktığını bilsekte, çocuğu robotların dünyasına elbette tamamen teslim etmeyeceğiz. Çünkü onların bir ruhları ve acıma hissiyatları yok. Biz teknik materyalleri kullanırken onları kalkınmamız ve her yöne ulaştırılması gereken, eşitlikçi coğrafi şartları oluşturma ve aynı kalkınma yöresellerinde birlikte uygulamaya vardırma hedefiyle herkesin hakkı olanı onlara kazandırmaya ve adil olanı uygulamaya gayret edeceğiz. Yani birileri en son modern bir cihaza erişirken, diğerlerinin hala bir asır gerisinden gelenlerle yetinmesi tabiî ki doğru değildir ve düşünülemez. Kalkınma hamleleri hep beraber ve birlikte oluşturulacak olan bir medeniyet tasavvuru olmalıdır. Diyor ki Sayın Bakanımız “Eğitimin medeniyetin aracı olması gerektiğini belirterek, "Eğitim bizim çocuklarımıza kendi dünya görüşlerimizi pompalayacağımız bir araç değildir. Eğitim bir gelecek tasavvuru ve tasarımı için bir araçtır. Bizim çocuklarımız için bir atmosfer oluşturmakla ilgili bir husustur. İnsan kendi şahsiyetini kendi bina eden bir varlıktır. Ancak güçlü bir öğretmen şahsiyeti varsa güçlü bir çocuk şahsiyeti ortaya çıkar." …Bu ifadelerden şu sözüne atıfta bulunmak istiyorum.”Kendi dünyevi görüşlerimizi pompalayacağımız bir araç değildir”…Evet, kişi elbette bir görüşe sahiptir. Baskı altına alınması doğru değildir. Lakin genç dimağlara doğruyu ve yanlışı tartışarak tattırmak,  ya da bir vesileyle çocuğun ufkunu açmak, başta anne baba ve öğretmenlere büyüklere düşen bir görevdir. Onların dünya ve ahrete dayalı hayatlarının da kazanılması ve kaybedilmemesi konusunda elbette uyarıcı ve tebliğ edici yönümüz olacaktır. Ki; bugün okutulan ders kitaplarında hala resmi ideolojinin eğitim boyutları bir fikir ve dünya görüşü olarak pompalanmıyor mu? O zaman bu söze uygun olarak bunlar üzerinde yeniden düşünmek ve düzenleme yapmak gerekmez mi?

 Son olarak “Asıl olan öğretmendir, öğretmene yatırım yapmaktır, onu güçlendirmemiz itibarına itibar katmamız lazım.” Diyen Sayın Bakanımızı kutluyorum.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık