• 12 Aralık 2019, Perşembe 8:27
YUSUFERDOĞAN

YUSUF ERDOĞAN

ZİHİN DÜNYAMIZ NE YÖNDE (1)

İnsanların eğitimle dizayn edilmeye çalışıldığı bir gerçek. Devletler daha doğrusu sistem denilen yönetim aygıtları kurulu mevcut olan düzenlerini devam ettirme noktasında oluşturulan politikalarını hep eğitimle yansıtırlar. Biz buna her sistem kendi tipinde adam yetiştirir diyoruz. Öyleyse burada bir kültürel çalışmalar var ve bir program dâhilinde bu kültüre özgü kazanım sağlanması ve hizmet anlayışı amaçlanmaktadır.

Eğitim bir insanın; duygusal, bedensel ve zihinsel olarak sahip olduğu yeteneklerini belirlenen amaç doğrultusunda geliştirmesidir. Bilgiyi edinmek önce öğretim, teorik açıda sonra benimseme ve bunu uygulama aşaması söz konusudur. Bir şeyi kazanmak ve bunu davranışa dönüştürmek kendini öğrendikleriyle pratik olarak geliştirmek işi yolunda atılan adımların hepsi eğitimin kapsamında yer almaktadır. Yani her birey bilerek ve isteyerek ve kendini yetiştirme ve yeteneklerini geliştirme olayında eğer zihni, düşünce bazlı değişimler geçiriyorsa eğitimin bir parçası olarak tanımlanmaktadır.

Teknoloji hepimiz biliyoruz ki çok hızlı bir gelişim içerisindedir. Her teknolojik değişim aynı zamanda insan beynini hedef olarak alır ve onu yönlendirir. Bazı oyunların örnek mavi balina gibi mesela insanı zihnen tasallutu, etkisi altına aldığı ve dijital platformda onu zihnen sardığı sanki bir nevi büyülediği yadsınamaz. Okuyor ve duyuyoruz ki çoğu kişiyi ağına düşüren bu teknoloji zararlısı insanların intiharına vesile olmuştur. Öyleyse ülkemiz olsun veya dünyadaki gelişmeler olsun, teknik araç ve gereçlerin bir büyücü gibi hepimizi hipnotize ettiği bunun etkisine giren bir sarmalın kolay kolay bırakılamayacağı adeta bünyemizi ve ruhumuzu esir aldığı söylenebilir. Bu durumda tabi’i ki kendimizi kendi elimizle icat edip bir makineye esir köle yapmak insan beynini makinenin esaret ellerine teslim etmek açıkça bizim beynimizi iyi ve kontrollü kullanmadığımız anlamına gelir. Bu durumda zihin dünyamızı meşgul eden bu tür aygıtlara karşı gerek yöneticiler gerek aile yapımız mutlaka müdahil olarak yapıcı unsurları ön plana çıkarıp öncü ve itici kontrollü sevk edicilik rolünü iyi oynamalıdır. Değilse okulları dijital atmosfer alanı haline getirseniz sadece onu teknik manada kullanma konusunda çalışma yapmış ama esas o programı insanlığın amacına uygun olarak dizayn edecek düşünce melekelerini yapıcı bir yönde geliştirmeyip ihmale açık kapı bırakırsanız kısa zamanda teknoloji çöplüğüne dönüşen android zihniyetli insanlar yetiştirirsiniz.

Biz insani değerleri bu dijital emperyalizme karşı iyi yönde kullanmak zorundayız. Burada devreye neler girecek tabi’i ki milli ve manevi değerler. Yıllardır ülkemizde tartışılan ve her hükümet değiştiğinde kendi anlayış ve zihni temelli politikalarına ön görülen uygulamalar yıllardır ülkemizde hem tartışılmış hem de toplumsal bir mutabakat sağlanma konusunda yeterli adımlar atılamamıştır. Toplumsal kodların farklılığı zihni hayali dünyamızı uygun bir paydaş olarak çıkarım yapamamaktadır kanımca. Çünkü ülkemizde uygulanan ve adına milli eğitim denilen politik hedefler aslında batıya yönelik normları hedefleyen ve toplumun temel değerlerini örseleyen geçmişe yönelik izleri silip ortadan kaldırmayı amaçlayan tamamen teslimiyetçi ve çağdaşlık bir kavramla kabul bulmaya yer edinmeye zorlanan bir dayatmadan başka bir şey değildir. Aslında jakobenik bir süreci sürdürülebilir hale getirip buna göre zihni melekeleri dizayn eden bir anlayıştır. Yaklaşık yüz yılı aşkın bir süreç böyle bir zihni dayatmayı yapılan uygulamalar eşiğinde gördük ki; bu ve benzeri adımların bağrımıza saplanan bir hançer, geçmişimize ve köklerimize vurulan bir balta, tarih ve kültürümüzden uzaklaştırılan ve kendimizi inkâr noktasına getiren ve başkasına zihnen bağımlı batı tipi bir kafa yapısını uygulamalı ve organizeli hale getirmeye çalışan ve adına çağdaş uygulamalar, batı medeniyeti denilen bir aşamayı sağalama alma çabasıdır.

Yani biz diyoruz ki; bizim değerlerimiz var. Batıya teslimiyeti hazırlayıp hızlandıran kafa ve zihnen onlara hazır oluşluk pozisyonuna sevk eden bu kültürel emperyalizmi niye almakta ısrar ediyor ve kafamızı bunlar için yoruyor, zorluyor ve budur diye baskı kurmaya çalışıyoruz. Değer yargılarımız bizim bin yıllık tarihi ve kültürel birikimimizi oluştururken şu son asırda batıya teslimiyeti ve kendi değerlerimizi çıkmaz bir sokağa dönüştüren ve hakikatte insanlığa huzur ve ruhu sükûnet vermekten uzak olan hatta giderek insanı boşluğa sürükleyip çıldırtan ve canavarlaşmaya müsait bir yapılanmayı ivme yapan bir yanlışta niye debelenip duruyoruz?


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık