• 21 Nisan 2018, Cumartesi 8:24
YUSUFERDOĞAN

YUSUF ERDOĞAN

YENİDEN DOĞUŞUN AYAK SESLERİ

İnsanların inandığı ve bağlandıkları bir düşünce örüntüsü vardır. Biz buna hayata bakış açkısı diyoruz. Hayat görüşü teori planından çıkıp eyleme dönüşürse eğitim dediğimiz faktör devreye girer. Asıl eylem eğitimdir. Asl olan milletin değerleri yani milleti oluşturan ve ayakta tutan insanların sahip olduğu değerleridir. Bunların korunma taşınma geleceğe aktarılması ve diğer kültürlerle etkileşimi konusunda asla bir emperyalizm çelmesine tabi olmadan bu benzeşim alışverişleri ile kendini güçlendirip bir nevi taze kan alıp yoluna devam etmesidir. Yani milletin manevi hayatı ve hakları adalet terazisi çizgisinde hak hukuk insan hakları temelinde korunurken, hakları devlet tarafından korunan ve inancına sahip çıkılan bizlerde millet olarak devletimizi beslemek/desteklemek ve korumak zorundayız zararlı emperyallere karşı. Bütün bunlar millilik vasıflılık ve insani ilişkiler platformu kısaca objektiflik ve ilmi temeller esaslı bir organizma içerisinde canlı tutulmalıdır.

Her insan doğuştan kutsal değerler örüntüsü ile doğar. Doğuştan sahip olunan bu değerler ve inanma inkâr edilemez. İnsan ve medeniyet inanç ve kültürle ilintilidir ve ayakta durur. Mademki temel unsur insandır, öyleyse kestirmeden söyleyelim de denk düşsün.”insanı yaşat ki devlet yaşasın”.

Her devlet kanuni teşkilatlanmasını milletin inanç değerlerine yönelik hazırlamazsa kopukluk çelişkiler yumağı ve çatışma anlayamama esastır. Milletin inançları üzerinde oynanamaz oynanmamalı. Yıllardır inançlar üzerinde sistemli bir baskı uygulandı bu coğrafyada. İnsanlar sürüldü dar ağaçlarında sallandırıldı.Oluk oluk kanlar aktı/akıtıldı Murat Irmağından.Mağaralara sığınanlar ve hamile kadınlar demeden üzerlerine tayyarelerle bombalar yağdırıldı.(dersim hadisesi).Yani bu kafa yapısına göre kutsal tehlikeliydi.Peki savaşlarda düşmanla çarpışan ve Allah Allah nidaları ile hareket edenlerin temel ivmesi neydi? Sen şimdi niçin bu ivmeyi ortadan kaldırmaya çalışıyorsun? İşte bu soruya zamanında tek parti entel dantel anlayışı ile insanları inletenlere bi sormak lazım.

Batının damarları ile hükmettirilen yeni trend de idealizm fikir ve orijinallik olmadığından ve sadece tek tip bir benzeşime kapı aralığından batıya yüzü dönük pencereden baktırılmak istendiğinden zoraki bu hedefler, insanı iki kutuplu virajların uç noktalarına devri daim yaptırmış ama bir süre sonra motor arızaya kapılıp tüm sistem kendini nötr hale getirerek işlemediğini göstermiş ve taşıma suyu ile değirmen dönmeyeceği milletin inançlar manzumesi ile oynanmaması gerektiği ve ancak ayakta kalmanın ve devamın milletin değerleri ile barışık olmaktan geçtiği geçte olsa güçte olsa anlaşılmıştır.    İnsan ve medeniyet oluşumunun temel faktöründe insanın ön planda olduğu kabul görmüşse gerisi artık kolaydır. Bağnazlık ve ön yargı ki peşin hüküm kadar tehlikeli başka bi şey yoktur maslahatta.

Eğer biz kendi dertlerimizle yani nasıl kalkınacağız? Birliği nasıl sağlayacağız? İç ve dış düşmanların birleşimi karşısında ne yapmamız gerekir? Eğitimimiz sağlığımız genç nesillerin yetişmesi ve geleceğe yönelik yatırımlar, imar ve bayındırlık ve milli yatırımlar gibi temel konulara ve meselelere odaklanmamız gerekirken suni üzerine eksantrik problemlerle vakit geçirecek olursak düşmanın oylama taktiğine prim vermiş oluruz. Onun için parolamız durmak yok, yola devam olmalıdır” Lakin bu anlayışımızın içerde oluşan taze kan birikimleri ve yatırım havası suni saldırılarla yok edilip zayıflatma bağımlı kılma ve köleleştirme ayak oyun oyunları hız kesmeden devam ettiriliyor. Küresel ekonomik terör şimdilerde saldırılarını sıklaştırmaktadır. Emperyalist devletlerin zalimane tutum ve planları ile halkın inancına yönelik inanç hürriyetini yok etme savaşı toplumu Yahudi zihniyetine teslim etmenin küresel ölçekteki savaşıdır.Dünyayı ele geçirme planlarını hemen her ülkede her toplumsal sınıf nezdinde ele alan Yahudileştirme Siyonizm çabası bu konuda çok başarılıdr.Para ve ekonomik metaa ile sosyal ve kültürel düşmanlıklar üretmede fitneye dair ne varsa mevcudiyetinden fevkalade önde olan bu batıl zihniyet dinci bir yaklaşımla tüm insanlığı kendine köle etme savaşı verirken  yanına evangelistleri de almayı unutmamıştır.Ülkemizin damarını kurutmaya yönelik ve her safha da değişik versiyonlarla devam ettirilen bu savaşı ne yazık ki satıhtan takip edenler gerçeği anlamaktan uzak kaldıklarından yüz yılların birikimi olan bu hadiseyi sanki son 16 yıllıkmış gibi sadece iktidara hesap kesmeye çalışmakta ve kendisine yöneltilen zehri yutmaya devam etmekte ama zehirlendiğinin farkına varmadan pan zehir olanlara karşıda yıldırma politikası gütmektedir.taşın altına elini koyanla elini vicdanına koymaktan uzak tutanların bir savaşı bu aslında.

Türkiye düşmanlarını çatlatırcasına güçlenmeye devam ederken beri taraftan başta ümmet olmak üzere onların sorunlarına da ilgisiz kalmamakta. Bu kadar ağır bir yükün altında temel sorunların getirdiği ağır yük ile bir de dış güçlerin küresel endekste savaşlarını bize yoğunlaştırmaları ağır bir yük bindirdiğinden olağan yapılan zamları ve halen devam eden yatırımların canımız kanımıza pahasına bitirilme savaşı karşısında sadece devleti yönetenlere karşı güvenmek ve olası zamları da normal kabullenmek gerekir.4 milyon Suriyeli, yatırımlar, devam eden Afrin savaşı ve yeni hazırlıklar ile bölge coğrafyasında ki satranç tahtasındaki konumumu güçlendirme çabalarımızı elbette bize ağır lakin başka çaremiz yok. Ucuza kaçmakta yok. Ben çıktım oynamayacağım diye çocukça feryat hakkımızda yok. Tarih bize bir misyon yükledi. Biz bunu alnımızın akıyla kazanacağız.

Bundan dolayı ülkemizde geleceğimize yönelik olarak gençliği korumaya yönelik bir eğitim seferberliği olmalı.Gençliği heyecana kalkıştıracak,bulunduğu konumunu tartabilecek yorumlama yapabilecek iç muhasebeye yönelecek topun peşinde değil,kitabın peşinde koşan bir gençliğe ihtiyacımız var.Aile ve gençlik asla ve kat’a ihmal edilmeye gelmez getirilmemeli.İki elimiz kanda da olsa devlet ve birey olarak çocuklarımız üzerinde oyun oynamak isteyenlere ne fırsat verelim ne de onları başkalarına köle olacak şekilde edilgen yetiştirelim.Kendini bilen ve okuyan gençlik hep özlemim olmuştur.her dersimde çocuklara söylediğim benim sloganım şudur. “Top’un peşinden değil, kitabın peşinden koşunuz”…

Gençliğin ve ailenin zihnini fikir dünyasını düşünce hayatını inancını hedef alan her uğraşı Türkiye’ye açılan adı konulmamış bir savaştır. Kültürel savaş hiç durmadan yaşantımızın her alanında bizi savurgan hale getirmekte ve ezilip büzülmekteyiz. Ruhunu kaybeden ahlakını ve hürriyetini kaybeder.  Bunların kaybolması demek sistemin ev devletin çökmesi demektir. Teknik ve askeri alandaki başarılarımız çok güzel ama asıl emsele gençliğin imanıdır. Küresel zevk kültürüne internet ortamında sürüklenenler ahlaki dejenerasyonun gönüllü yıkım uşaklarıdır. Batı ve Haçlı zihniyeti bununla vuruyor insanları. Şeytana köle olanlar kendilerine insanlardan köle kuleler tesis etme peşindeler. Birinci meselemiz eğitim ve aile gençlik olmalıdır. Hızla yitirdiğimiz aidiyet bilinci uşaklığın ayak sesleri olur unutmayalım. Ruhen bir çözülme buzların güneş karşısında erimesi sıklaşırsa önüne geçemeyeceğimiz bir hastalıkla boğuşmak durumunda kalırız. Penceremiz ve bakış açımız batının pislik çöplükleri değil İslam’ın Kutsal kitabı Kur’an üzerinde yoğunlaşmalıyız. Kurtuluş müjdesi islamın gür sesidir. Tüm insanlık için tek çözüm kaynağı budur.

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık