• 12 Aralık 2018, Çarşamba 8:28
YUSUFERDOĞAN

YUSUF ERDOĞAN

TURPUN BÜYÜĞÜ HEYBEDE(2)

Bu adamlar yıllardır bizim aleyhimizde ve bizim içimizde harıl harıl çalışırken bizler neden bu adamlara karşı gereken tedbirleri alamadık ya da onların oyunu bozacak hareketlerde bulunmadık?

Bizim onlar gibi beslediğimiz kendi insanımıza ve halkımıza karşı duyduğumuz nefret ve tiksintimiz mi vardı ki, şimdiye kadar hep yok say hükmünde hareket ettik/ettirildik?

Şimdide öyle bir noktaya getirildi ki iş, Kürtler masum, Türkler Kürtlerin haklarını ve özgürlüklerini kısıyor/vermiyor/Kürtler hakarete uğruyor vs. vs. Yurt dışına giden Kürt kökenli vatandaşlarımızın birçoğu bu yüzden hemen bazı Ülkeler tarafından sıkı İltica uygulaması yapılsa da, Kürt söz konusu olduğunda kapıları sonuna kadar açmışlardır. Bu açılımlar acaba Kürtleri gerçekten sevdikleri için mi?

Başta misyonerlik faaliyetlerinden bahsetmiştim. Yalçın Pekşen’de buna benzer bir anısını yani 1964–1966 yıllarında yaşadığı gezi notlarından bahsederken, Doğu Anadolu’nun ücra köşelerinde dolaşan ABD’li gönüllü gencecik kızlardan hayretler içerisinde anlatır. Bu kızların bu körpe çocukların Varto’da ne işi var diye? Bu barış gönüllülerinin dağ başlarında aradıkları neydi derken, ABD’li kız elçilerin verdikleri rapor bu topraklara saçılan kin tohumlarımı olmuştu diye soruyor? Hatta basılan PKK kamplarındaki silah ve cephanelerin bolluğunu görünce, bu değirmenin suyu nereden geliyor? Diye de merakını yenemiyor.

Samimiyetle ifade etmek gerekirse bugün Müslümanların yaşadığı bu coğrafya’da onların kendi aralarında düştükleri/düşürüldükleri ihtilafların kaç tanesinin ciddi manada gerçek bir sebebi var? Hepsi fitneden kaynaklanan eften püften meseleler. Bir bardak sudan kopartılan fırtınalar. Ama Bu Coğrafya’da savaşlar ve kavgalar bitirilmez. Hatta Dünyanın bir numaralı efendisi olan Obama Efendi’de ne yazık ki ilk seçildiğinde Gazze’nin Yahudi Siyonistlerce bombalanmasına sessiz kalmış ve günlerin çok meşgul olduğu Golf oynamakla geçirmişti.

Bizde o hale getirildik ki kendi aramızda kardeşlik ve barışın esmesine yol açacak hareketleri hep birlikte desteklemek ve birbirimize yardımcı olmak varken elin gâvur oğlu gâvurundan medet bekler duruma getirildik, bu durum sadece bizler için değil, eğer ders alan varsa/olursa tüm Orta Doğu ve İslam Coğrafyası için bir utanç vesilesi olmalıdır.

Bilinsin ki Orta Doğu Coğrafyasında İslam’ın öngördüğü kardeşlik dokusunun birleşimi olan Ümmetçilik anlayışını yıkmak adına ekilen Nasyonalist ayırıcı ve ayrıştırıcı fikirler, yapılan aşılama sonunda batılıların sevdasına âşık olan ve iş başına getirilen yöneticilerce benimsenmiş akabinde ümmet dokusu çatlatılarak dağıtılmış, arkadan vurdurmalar normal olarak görülmüş ve bu parça pinçek birliklerde, kendi halklarına zulmederek batılılara uşaklık yapmaktan öteye geçememişlerdir.

1948 yılında İsrail Yahudi Siyonist devletinin kurulması ve ABD-Sovyet ve Batılı Devletlerin himayesinde ayakta kalmayı başarması ve yürütülmesi hep bu Arap Ülkeleri arasında estirilen Nasyonalist fikirlerin kaymağıdır. Hatta İsrail varlığını bu kaymağı kendilerine sunan Araplara borçludur.

Sonuç olarak orta Doğu coğrafyasında geçmişten, dünden ve bugün dahi estirilen eziyet rüzgârları, sadece ve sadece Yahudi Siyonizm’ini korumaya ve kollamaya yönelik onu ayakta ve hayatta tutmak isteyen güçlerin güç gösterisinden başka bir şey değildir. Bu güç gösterisi de yaptıkları kabadayılıklarının karşılığı olarak kendilerine petrol bonusu olarak dönmekte ve daha fazla nasıl bunu sürdürülebilir halde tutarız psikolojisi ile de insanlar ve özellikle Müslüman topluluklar kendilerinin bir arada ve ayakta kalıp semirmeleri adına birbirleriyle kıyasıya vuruşturulmaktadırlar.

Düşünün Yemen’deki olaylar/İran/ırak ve Suriye bölgesindeki etnik gurupların savaş çığlıkları/Daha da ötesi bir ara Türkiye Yunanistan arasındaki gerilen gerginlikler, İki arada bir derede bırakılan Gazzeliler, Batı Şeria hepsi birer düzenbaz batılıların ve ABD’nin oyunlarıyla birbirine düşman haline getirilen sözde İslam kimlikli toplumlardır.

Hele birde buna Barzani ve Talabani gibi inancı ve kimliği meçhul mahlûkları da eklersek bugün dünyanın en bunalımlı coğrafyası Orta Doğu diyebiliriz. Sözümüzü daha fazla uzatmadan noktalarken bir şeyi tekrar bilgilerinize sunarak yazımı tamamlamak istiyorum. 1991’de Çekiç Güç bölgeye yerleşince, Washington şöyle bir senaryo’yu yürürlüğe koymuştu:

“Saddam sonrası Irak’ta üç ayrı devlet olacak: İlki: Güneyde bir Şii devleti: 8 Milyon Nüfuslu ve Irak’ın İkinci büyük kenti olan Basra,60 Milyar Varil petrol rezervli ve ağır Sanayi temeli ile tarım potansiyeli de olan bir devlet. İkincisi: Kuzeyde bir Kürt Devleti. 20–30 Milyar varil petrol rezervli ve 4 milyon nüfusa sahip, rafine ve sanayi temelli olan bir başka devlet. Üçüncüsü de: Batı ve Orta Irak. 15 Milyar varil petrollü, 3 milyon Sünni Irak Müslüman’ın yaşayacağı bir başka devlet. Sanayili ve tarım potansiyeli de olan bir üçüncü devlet.

İşte bütün kavgaların sebebi bu kısaca. Ha bunları gerçekleştirmek için tek yapılacak şey ortaya suni şahıslar ve suni cinsten olaylar katmak gerek. Figüranlarda bu filmde bol bol bulunacak ki, film biraz etkileyici ve acıklı olsun, gözyaşı döktürsün. Ağlayanın anası ağlasın. Bıyık altından da gülenler gülsün. Olan bizim gariban Anadolulu ya ve etraftakilere olsun ne fark eder. Ölen kendi bebesi değil ya? Amerika Vietnam’da 50 bin askerini kaybetti. Yönetimin umurunda mıydı bunlar, uyduracak bir kılıf bulmuşlardır mutlaka en gâvur cinsinden.

Yinede son sözüm bizimle bin yıldır kader birliği edenlere. Gelin bu Amerikan gâvurunun hayallerine kapılmayın ve aldanmayın. Bakın Arapların düştüğü duruma. Osmanlıya arkadan kurşun sıktılardı ne oldu?  Rabbim onları İsrail ile cezalandırdı. Bir araya gelemiyorlar bile. Hepsi birer ABD kuklası. Böyle yaşamak daha mı güzel, yani birilerinin hegemonyası altında. Çekiç Güç sürüleri öyle yetiştirilmiş ver hazırlıklar ona göre yapılmış ki: Büyük bölümü Kürtçeyi İngilizce gibi bilmekte ve geçtikleri yerlerdeki bölge halkına bu subaylar sık sık olumsuz propagandalar yaparak halk ile temaslarında” Niçin ayaklanmıyorsunuz? Biz sizin arkanızdayız, kalbimiz sizinle gibi ifadeleri çekinmeden söylemişler ve o günkü basında bunlar yer almıştı. Hatta bu Amerika belli olmaz İran’la bile bir gecede anlaşır ve Türkiye’yi içten yıkmanın icraatlarına icraat katar da bizim aklı evvel ABD âşıkları maalesef bu ayrıntıları bir türlü göremeyip basiretsizliklerine bir yenisini daha eklerler. Rabbim cümlemize basiret ihsan etsin…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık