• 15 Temmuz 2015, Çarşamba 0:00
YUSUFERDOĞAN

YUSUF ERDOĞAN

SURİYE?DE NE İŞİMİZMİ VAR(2)

Eğer emperyalizmin gövde gösterisine ayak uydurup sus pus olursanız bu yaptığınız yanlışı pahalıya ödersiniz. Emperyalizme dur! Demek, ben insanım ve insanca bir hayat istiyorum diyen herkes için farzdır. Osmanlıyı yıkan emperyalizm bu günde aynı oyunları Gezi Parkı olaylarını körükleyerek gösterdi. Bir ağaç bahanesiyle ortalığı yıkanlar ve ”mesele gezi değil arkadaş, sen yine gel, diyenlerin esas maksadı hala anlaşılmadıysa ve gelişen olaylar okunamıyorsa bilin ki bunda: Vatanına karşı girişilen bir kinin/husumetin/sevgisizliğin bir eseri olarak telakki etmek gerekir diye düşünüyorum.   .

 Türkiye, bilhassa coğrafyasında nerede bir yangın varsa oraya gitmek mecburiyetindedir. Nerede bir yangın yeri, nerede bir tutuşmuşluk akımı varsa üzerine gitmelidir. Artık ülkemiz; olası ihtimalleri de önceden önleyebilme caydırıcılık stratejilerini de hayata geçirmek uygulamak zorundadır.

İsrail bölgeyi karıştırırken, biz:” hadi susalım mı diyeceğiz? Rekabet olmalı ki: Bizler çalışmanın bereketini/hayatın şifrelerini/hayatın değerlerini/özgürlüğün bedelini/ve çalışmanın” abc “ sini iyi öğrenelim. Ne kadar iyi silahlara sahip olsan yetmiyor, mesela yazılım kodları sana ait olmadığı müddetçe kullanamıyorsun bunları. O halde: Birlik içerisinde çalışmak, çalışmak ve de çalışmak. Başka yolu yok.

Evet, iktidar ya da muhalefet olarak elbette eleştiri olacak. Ama hepsi de lütfen bizim, devletçi misyonumuza/atalarımızın kemiklerini sızlatacak varyasyonlara dönüşmesin. Bize Suriye’de ne işiniz var diyenlere bizde soralım. Onların Çanakkale’de ne işi vardı? Anzakların ne işi vardı?  Şimdi ki büyük gâvurların ne işi var, oralarda? Rusya niye boş durmuyor? Putin, Rusya’yı tam bir Çarlık Rusya’sı hayali ile büyütüyor? Onlar büyürken biz, bizler niye birbirimizi yiyelim değil mi?

Şimdi biz bunları söylerken, Suriye’nin bize karşı takındığı tavrı, PKK hamiliğine soyunmasını, yıllarca bebek katiline ev sahipliği yapmasını unutmuş değiliz. Halen Hatay vilayetimizi kendi ulusal sınırları içerisinde gösterdiklerini hak iddia ettiklerini debiliyoruz. Şam’dakarargâh kurmuş olan PKK’ya en büyük destek Esatlardangelmeseydi, lojistik destek vermeselerdi bunca yıldır barınmaları mümkün müydü? Hem bunları yaparken de, kendilerince Türkiye’ye karşı PKK eliyle besledikleri beklentileri yüzünden tek kurşun atmadan aynı zamanda savaşlarını dasürdürüyorlardı. HattaGAP meselesi su meselesi gibi suni problemlerle gerilim tırmandırılmak isteniliyordu. Suriye’dekiDürzi iktidarı varlığını Türkiye düşmanlığı ile sağlamlaştıracağına inandığından, Lider Ülke olmasını istemediğinden, kendi içindeki Sünnilere karşı acımasızca tahakkümleri ile bu eski vilayetimiz olan Suriye’yi, Türk düşmanlığıyla beyin yıkama faaliyetlerine soyunduğunu halkın korkusundan bir zamanlar yan yana gelip aralarında iki laf etmekten bile korkar hale geldiklerini/getirildiklerini debiliyoruz. Yunanistan’la bile Suriye Türkiye konusunda bir zamanlar silah çatar hale gelmişlerdi…

Yine bir şimdi daha çekerek sözümüze devam edelim. Suriye yönetimi terörün bizzat bekçiliğini üstlenmiş,   yeri gelmiş ABD ve İngiliz yönetimleriyle dirsek teması yapmıştır. BuAnglosakson kültürünün temsilcileride güney doğuda aslında bir Kürt yapılanması taraftarı olduklarından, batılıçapulcuların bukaypak politikası sonucu, hiç terör listesinden çıkarmadıkları ülke Suriye’ye karşı, bizi yalnız ve güçsüz bırakma sevdasıyla hem Suriye yönetimine yakınlık gösteriyorlar hem de İtalya parlamentosunu bile Kürtlere kiraya verme lüksüne girişerek gerçek yüzlerini bir kez daha ortayakoyuyorlardı. Hatırlarmışsınız bilmem bir zamanlar İtalya bile kendi parlamentosunu Kürtlere kiralamıştı.

Mesele bugün o kadar girift bir hale geldi ki, çık çıkabilirsen işin içinden. Bir tarafta kendi halkını bombalayan hain Süryani Esatyönetimi, diğer taraftan Amerikan İngiliz ortak yapımı işid katileri ile bir paranın iki yüzü olan işid katillerinin diğer yüzü pyd yönetimi. Aktörler sürekli satranç tahtasında sürekli kozlar ortaya konuyor ve her yol derinlemesine deneniyor. İsrail’in arzı mevut hayallerini kurdurulacak bir kürt devleti aracılığıyla kolaylaştırmak, Suriye’yi küçük devletçiklere bölmek, kendilerine maşa olmalarını sağlamak ve Ortadoğu’yu yeniden yemlik olarak kullanmak, dizaynetmek, şekil vermek batılı hainlerin ve onların içerideki destekçilerinin hayali.Tüm gaye one minut çıkışı ile İsrail’e kafa tutan Türkiye’yi resmen cezalandırmak, güçsüz bırakarak İsrail’le yeniden siyasi ilişkilere başlamasını sağlamaktır. Mısır ve Suriye Ortadoğu barışı sulhu ve güçlenmesi için en önemli iki ülke. Bugün Mısır’ın batının uşağı ve kuklası olması kendi içerisinde Müslüman avına çıkması, Suriye’nin beter bir durumda savaş arenasına dönmesi; gösteriyor ki; Türkiye sadece kendi içinde değil, dışarda büyük sorunlarla baş etmekve satranç masasını iyi kullanmak zorunda. Basiretli bir idare ile kan gölüne çevrilen kangren haline getirilen yarayı sarmak, izleyeceği akılcı politika ve korkmadan kendi milli menfaattarında karar vermesiyle mümkündür. Anadolu’nun bir parçası olan ve vilayetimiz olan, halkının büyük bir kesiminin ülkemizle akrabalığı bulunan bu ülke insanını kucaklıyorsak, elbet bunun tarihi kökleri olduğunu bilmemiz ve “bunların ne işi var burada? Sorularına karşı milli bir bakış açısı oluşturmamız lazım. Tarih elbet hükmünü icra edecektir. Kanlı köpek Esatgidecek, kendi halkını bombalayan bu diktatörde tarihin çöplüğüne gömülecektir. İşte mesele özgür Suriye ordusunu destekleyerek, Esat’ın düşürülmesi ve işid-pydkardeşliği gibi, çakmaversiyonların alınacak tedbirlerle saf dışı bırakılmasıdır. Beni en çok üzende maalesef oradaki danışıklı dövüşün ve işbirliğinin, bizim içerideki basiretsizler tarafından bilerek fark edilmeyip, Türkiye’nin bütünlüğüne halel getirecek yıkıcı davranışlarda bulunmaya devam etmeleridir. Esat gitmeden özgür Suriye hareketi ülkeye hâkim olmadan ve PKK bağlantılı pyd güçleri ile işid katilleri Suriye’den çıkarılmadan oraya barışın gelmesi zor. Âmâimkânsızdeğil. Türkiye içerde ve dışarıda adımını iyi atmak zorunda. Tüm gelişmeleri lehine çevirecek bir politikalar üretmek ve gerekirse askeri bir müdahaleye dahi hazır olmak zorundadır.

Yalnız şu biline: Biz asla ve kat’a emperyalizm peşinde koşanlardan değiliz. Amacımız “insana saygı ve onun gelişimini desteklemek ve ona insanca yaşama hakkı tanımaktır”.

Düşünebiliyor musunuz: Daha dün nerdeyse Hatay’da ki sınırlar kalkma noktasına gelmiş, geçişler kolaylaşmış, ticaret artmış, ziyaretler geliş gidişler artmış, ikili bakanlar anlaşmalar imzalıyorlar, ortak işbirliğine her konuda gidiyoruz, hatta ABD saldırısına karşı bizzat, Esad’ı savunan bizler iken, bugün derin karışıklık sonucu bunların hepsi bir anda bitiverdi. Hiç bir art niyet düşünmeden ve siyasi polemiğe girmeden aklıselim bir şekilde düşünelim. Hangisi daha iyiydi.2004 yılındaki güzel gelişmeler mi? 2013 yılında şimdiki yaşadıklarımız mı? Bir anda bu duruma nasıl geldik? Bunun cevabını bu ülke insanlarıyla birlikte bu devletleri yönetenlerin akıllıca ve mantıklıca açıklamaları gerekir. Ancak bilinen bir şey daha var ki; Dış güçlerin içerideki eli ayağı durumunda maşalık yapanların ihanetleri ile(bilhassa bizde) yine sinsice planlarla çizilen Sykes-Pycot gizli anlaşmasının uşaklığına soyunanların ve onların sözcülüğünü menfaatini gerçekleştirenlerin varsa vicdanları dökülen bu kadar kan ve gözyaşı uğruna kendilerine “değer miydi ?” sorusunu yöneltip düşünmeleri farzdır.

Türkiye, ancak bilinçli bir toplum ve ne yaptığını bilen insanıyla ayakta kalabilir. Birbirimize tutunup güç yaparsak, bu güç bizi, hem bölgemizde hem de dünya da daha iyi yerlere getirecektir. İdrak: Geleceği sezen ve ona göre geliştirilen uzun stratejiler ve akıl hesaplarıyla, tarihi bağları güçlendirmekle, değerlere sahip çıkmakla yürür/yürütülür. Yeter ki bizler ayna ’da kendi fotoğrafımıza ve kendi tarihimize iyi bakalım. Kimsenin oyuncağı olmadan, bizlerle oyun oynamak isteyenlere de anladıkları dilden oyunlarına karşılık vererek hayatımıza devam edelim. Hüzünlensek de kalemiz sağlam. Daha da sağlamlaştırmak ise; tamamen kendi elimizde.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık