• 14 Kasım 2018, Çarşamba 8:42
YUSUFERDOĞAN

YUSUF ERDOĞAN

SUÇ BOMBALARI DİZİLER

Suç bombası diziler yada doğrudan maganda diye tabir edebileceğimiz TV yayınları kısaca Televizyon dediğimiz baş aktör ki; evimizde bizi esir alan ve bağımlı hale getiren düşünmeden alıkoyan en güçlü temel nesne.Gördüğümüz izlediğimiz göreceklerimizin teminatı olan bir olumsuzluklar resmi geçit galerisi.Yahu bir Ülke bu kadar mı ateş çemberinin içinde yer alır?Toplumun en gözdeleri artık bizim en çok tanık olduğumuz tutkulara dönüştü.Gelin kaynana yemek programları,kadınlarla tartışan erkek müsvetteleri,çıt kırıldım kaşalotlar,daha mutfağı tanımadan hayatında iki yumurtayı anasının evinde bile kıramamış süslü püslü sosyeteliğe özenen en ufak bir eleştiride patlayan volkanik püskürtmeler, gelin kaynana atışmaları,ve yine aile sorunlarının ayyuka çıktığı,aleni her şeyin çekinmeden konuşulduğu, koca koca heriflerin sapkınlık yaptığı hezeyanlı çiğ köfteler…. Daha neler neler….

Yasak aşklar, cinayetler, kadınların sokak ortasında uğradığı saldırılar felaket oğlu felaketler ki; zaten fatih PORTAKAL’ında tam aradığı hayat sektörü…

Eğer bir TV’de sabahtan akşama kadar işlenilen programlar ile buna bağlı olarak bağımlı hale getirilen bir toplumun hayâ yapısını sorgulamaya kalkışsanız anında alacağınız cevap ki; sizi yedi ceddinizden üzerler ve bir daha ağız açmaya cesaret bulamazsınız.

En az günde sekiz on saatten az olmamak üzere tragedya sunulur ki bu işle uğraşan yazarlar bile mesleği bırakacak kadar kendi köşelerine çekilmek zorunda kalırlar. Artık mesleğin en ince ayrıntısına en alasına ve en popüleritisine varıncaya kadar işimizi öyle ilerlettik ki; değme tiyatroculara ve sinema aktör ve aktrislerine taş çıkarır hale geldik, kimse toplumun eline bu konuda su dökemez. Artık hayatımızda komedi, dram trajedi eksik olmuyor bunu gidip para vererek izlemeye gerek yok ki; bizzat bu işin tamda odak noktasındayız değil mi?

Sadistik cinayetler dövülen kadınlar kaçırılan kızlar ve çocuklar soyulan bankalar darp edilen suçsuzlar ile kavga eden kızlar saç baş yolan yolduran horozlar pompalı tüfek cinayetleri daha on beşine gelmeden cezaevine ben geldim diyen hayat mahkûmları.

Çocuğu kaçırılanlar, ortalığı savaş alanına çeviren trafik kazaları, komşusunun çocuğunu öldürdükten sonra hiçbir şey olmamış gibi mevlidine giden sapıklar, ilişki yaşadığı eniştesini sevgiline boğduran yeni gelinler bunların hepsi TV’de boy aynası gibi hatta otomobil galerisi gibi boy gösteren boy gösterene…

Rahat …!!! Hazır ol..!!! Günaydın Türkiye… Bugün Nasılsınız?

Artık öyle bir toplumuz ki; suçun her şiddetlisini, türünü, biçimi ve uygulamalarını bizde görmek mümkün dür

Bakınız şerefsiz Suudi Yönetiminin işlediği kaşıkçı cinayetinin sır perdesi çözülmedi ve adamın cesedi hala ortada yok.

Sabah kuşağı programlarındaki bu allame haberler bazılarını öyle mutlu ediyor ki; sanki bütün bunların sebebi tek bir isme isnat edilmek içinde kılıf öyle bir şekilde hazırlanıyor ki karısını döven İsmail Küçük kaya bile bundan nemalanmaya çalışıyor.!!!

Haber değil ortaya bomba bırakan boyalı spikerler bu bomba yüklü haberlerle öyle coşuyorlar ve keyfe geliyorlar ki; kendilerinin yaptığı vücut boy reklamları da haberlerin altında eziliyor ve de görünmez hale geliyor. Mesela izlediğinizde nelerle karşılarsınız haber kuşağı adı altında verilenlerden bakalım isterseniz.”Klima alev almış, Cep telefonu patlamış, Servis araçları devrilmiş, Otobüsün freni rampa aşağı patlamış, sevgililerin üzerine yıldırım düşmüş, rüzgârda şemsiye uçmuş, komşusundan darp görmüş kavga zedeler, işportacı anarşistler, pedofili yaşlı sapkınlar vs vs.”

İçiniz ısındı değil mi bu haberlerle?

Siz siz olun aman ha başınıza böyle bir felaket gelmediği için yatın kalkın şükredin. Sonra da Gülşen ablanızdan yat caz kalk caz hop ordayım şarkısını bol bol dinleyin. Yoksa dinlemek mi istiyorsunuz? Sahi mi? Bak ciddisiniz değil mi? Eh.!!! Madem ısrar ettiniz hadi dinleyin bari…!!!

Bir açıldım bir kapandım
Bir üzüldüm bir de güldüm hahayt!
Eserekli durumumdan mütevellit ruh halim berbat!

Dile kolay ama zor, hasretini bana sor
Bu nasıl bir geri sayım, yerinde sayıyor her gün

Bineyim arabaya, bir varayım oraya
300 bin yıl gibi geliyor bana
Şu son 3 gün

Yat caz kalk caz, yat caz kalk caz, yat caz kalk caz
Hop ordayım
Dağlar, bayırlar, o uzun yollar
Hepsi hikâye, firardayım!

Başlarım ha âdetinden, aşk bu güçlü her bir şeyden, susmam!
Üstesinden gelirim ben, ayrılığı döverim ben, korkmam!...

Şimdi madem ayrılığı da dövdük bende artık ayrılıyım da kurtulun benden. Bende diyordum ki rüyam da; eğitimin en sağlam temelli hali; aile ile okul hayatının çatışmasını önlemektir. Çocuk ikilem içinde bırakılmazsa sağlam kişilik edinir. Karakter oturur. Fiziki ihtiyaçlar tamam da ruhen eksik olan bir beden iflas ederse o toplum çöker. Toplumun değerleri ve toplumun mimarları çökerse alt yapı bitmiştir zaten. Neden okullarda istediğimiz verimi alamıyoruz? Değil mi ki okullar bir toplumun aynasıdır? Ve neden bu aynalar hala puslu ve aynanın sırrı kalkmış vaziyette? Neden biz eski (meyen) Türk Seciyye ve Ahlakından uzak kaldık? Nedir bunun çözümü?

Meğer ben bunları rüyamda görmüşümde haberim yok !!! Rüya işte ne dersiniz size anlatayım mı rüyamı?


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık