• 09 Mart 2019, Cumartesi 9:23
YUSUFERDOĞAN

YUSUF ERDOĞAN

SAHTE CENNETİN ÖLÜM MAKİNALARI

“Birini kurban olarak seçmek, darbeyi hazırlamak, teskin edilmeyen bir intikamı söndürmek ve sonra yatmaya gitmek… Dünyada bundan daha tatlı bir şey yoktur.”STALİN.

Bolşeviklerin ağababalarından Jozef Stalin ölüm ve öldürmeyle ilgili bu incileri dökerken kendisine devredilen mirası yine ölüm makinelerini kullanarak bir hiç uğruna kurmaya çalıştıkları yalancı cennet için gözünü kırpmadan suçsuz masum günahsız olduğuna bakmadan rejim kaygısı taşıyarak öldürmedik adam bırakmamıştı.

Bugün Suriye’de kendi halkına yönelik muhalif gurupları bastırmak adına uygulanan ölüm ve öldürme hadiseleri de Esat Rejiminin aynı tastan su içen bir nekrofili olduğunda şüphe olmadığı gibi bu coğrafyada aynı kan içici özelliğiyle Filistinli insanlara karşı İsrail’in yaptığı soykırım ve uygulamalarında aslında tüm insanlığa karşı duyulan kinle beslenilen ve zevk duyulan öldürme olayları, işte bu tıynetteki sadistlerin zevk ve iştahını kabartan sıra dışı şeylerdir.

Özlenen sahte cennete giden ve beni Lenin yarattı diyenlerin içinden koskoca bir ah geçirdiği ve hasret kaldığı memleket hayalinin özlemi içerisinde sıkışıp kaldığı bir gerçek iken, hala günümüzde bu kokmuş ve kokuşmuş eski Bizans zihniyetinin farklı bir versiyonuna hissiyat ve duygusal platformda da olsa tamamen duygusal statüde bir yakınlık /özlem /ilgi duyan ve bunu birtakım devrimci kılıklı yabancı şahsiyetlerin odağında söylemlerini görsel yolla da olsa dile getirip kendinden geçercesine savunma pozisyonuna giren kendi kimliğiyle kavgalı ve günübirlik yaşayan sözde bağımsız yanlısı Neron’larda var.

İnsanlık düşmanı terörist akımların tüm versiyonunu/özelliklerini kendi tarzında toplayan Fransız Jakobenizmi, Alman Nazizm’i ile Rus Bolşevizm’i arasında kıl kadar fark yoktur. Bu inancı ve düzeni savunanlarda insanlık ölmüş ve insanın hiçbir kıymeti de bulunmamaktadır.

Bu meczupların kafasında asla insan sevgisi yoktu. Onların nazarında insan makineden farksızdı. Onlar sadece kendi davalarının doğru ve haklı olduğuna inanan bunu gerçekleştirmek içinde her yolu mubah gören ikiyüzlü bir anlayış ve siyasete sahip idiler.

1917-1923 yılları arsında uyguladıkları terörist hareketlerle ihtilalı yaşatmak ve düzeni kurmak için bu ucube adamların zihniyeti: 160 bin aydın(profesör-öğretmen-yazar-edebiyatçı-şair ve üniversite öğrencisi),170 bin zengin mülk sahibi, memur ve subay,50 bin polis ve jandarma, 1 milyon 3oo bin köylü ve işçi,40 bin din adamı öldürmüşlerdir.

Bu siyaset kurşunlarıyla acımasızca öldürülen bu insanların tek suçu sözde suçlandıkları rejim muhalifliğidir. Pis bir ideoloji ve insanlık dışı bir rejim uğruna bu Yahudi zihniyetinin Engizizasyonların da can veren bu insanların, bu ölüm kusan kasapların elinde ölüm anları hiç mi hiç akla bile getirilmeden gayet normal sıra dışı bir olaymış gibi onların çocukları yuvaları aileleri var mı/yok mu düşünülmeden cinayetler alabildiğince yol almış, kan içici ruh bozukluğu yaşayan sadistler akşam yataklarında günün yorgunluğunu mutlu bir uykuya dalarak atmanın keyfini çıkarıyorlardı.

“Lenin’in ölümünden sonra Sovyet Devletinin, her diktatörlüğün kaderi olan politik piramidin gün geçtikçe daralmasından kaçınamayacağı muhakkaktı… Düşmanlarını yok eden ihtilal, artık kendi evlatlarını da yemeye başlamış ve kana susamış ilahlar fasılasız bir şekilde kurbanlarını bekler olmuşlardır.” diyen İGNAZİO SILONE Lenin’in kendi zamanında Bolşevik olmayanları yediğini artık kendi evlatları olanlardan kalan bir topluma dönüştüğünü bundan sonrada sıranın kendi evlatlarını yemeye geldiğini ve bunu da Stalin’ in yapacağını söyler. Nitekim öyle de olmuştur. İhtilal hiç vakit geçirmeden bu sefer kendi evlatlarının katili olmaya devam edecektir. Acımasızca kan dökerek ve Sadist bir haçlı ruhu ile. Tıpkı bugün de; onların/dedelerinin dün yaptıklarını örnek alan Sırpların, Yahudilerin, ABD ve uşaklarının yaptığı mezalimler gibi. Gaddar ve de acımasızca, ruh ve hissiyattan yoksun yaratıklarca…..

Ve yine bugün dahi Amerikan destekli batıya uşaklık eden SİSİ nezdinde,  Mısır Ülkesinde islamın terör dini diye lanse edilmeye çalışıldığını, düzenleri koruma uğruna Müslüman gençlerin kanının akıtıldığını, aynı hususların Gazzeli Müslümanlarında başından hiç eksilmediğini söyleyebiliriz. Bugünkü kan emici faşist modern dünya düzeni aslında; iptidai, kana susamış ve mağrur birer ölüm makinalarıdır. Bunlar sözde yönetimlerinin,  meşruiyetini kana, işgale ve öldürmeye dayandırarak ayakta kalmaya çalışan çağdaş Neron kalıntılarından başka bir şey değildir.

7 Aralık 1917 kurduğu ÇEKA adlı Devlet terörü ile tam bir giyotin makinesine dönüşen ve kimi öldüreceğini stratejik olarak düşünen Lenin kendine bağlı olanları aynı zamanda aydınlatıyordu ve verdiği derste şunları söylüyordu: Diktatörlük, ihtilalcı, cesur, süratli ve merhametsiz bir demir iktidardır. Kesinlikle protesto ediyorum. Böyle bir şey olamaz. Enerjik, genel ve sınırsız terörden güç alamayan diktatörlük düşünülemez! Tedhiş hareketi teşvik edilmelidir. Diktatörlük ne fazla ne de eksik, tamamen şiddete dayanan, sınırsız bir kuvvet demektir. Hiç bir şeyle sınırlandırılmamıştır; herhangi bir kanunla veya kesin kuralla men edilmemiştir.

Biliyor musunuz bu Lenin odaklı devlet teröründen fahişe diye niteledikleri kadınlarında kurban olarak seçildiğini 9 Ağustos 1918 tarihli emir ile kurşuna dizildiklerini sebep olarak da bunların askerlerini erlerini subaylarını sarhoş edip kuvvet den düşürdüklerini vs. gerekçe gösterip yok ettiklerini öğreniyoruz.

Velhasıl sözün özetini söylersek Lenin rejimine yahut Sovyet Komünizmine bağlılığı ibadet derecesinde algılayıp kendi varlığının güzelliklerinin farkına varmadan yumulan ve teslimiyeti ruhen kabul edenlere diyorum ki; bu sadistin(Lenin) şu sözü demi sizi aydınlatmıyor ya da uyandırmıyor, hala derin uykudasınız ve bunun farkında bile değilsiniz. Bakınız ileride Sovyet rejimi kurulup kendi evlatlarına kaldığında demişler ki, bu vampire, hani “proloterya diktatörlüğü nerede? Adamın bu saf komünistlere verdiği cevap aynen şöyle.”İşçi sınıfının egemenliği Anayasadadır, mülkiyet rejimindedir ve işleri bizim yürütmemizdedir; ama yönetim, o başka bir iştir… Her işçi devleti yönetebilir mi? Pratik insanlar bunun bir masal olduğunu… Bilmektedir. Kollektif yönetimin gerekli olduğunu nereden çıkarıyorsunuz? Tam tersine tecrübeli kişilerimiz az olduğu için kolektif yönetim kabul edilemez.”

Bu açık ifadeler aynı zamanda Hitlerinde bu kan içici rejimine ilham olmuş ve o soytarıda bu ifadelerdeki işçi kelimesi yerine ” Alman Irkı” kelimesini yerleştirmiş ve bunların altına imza atmıştır.

Ve bugün; bugünkü konjonktürde günümüzde meydana gelen hadiselere bir bakarsak hiç de hoş olmayan ve geçmişin yaşanılan olumsuz olaylarından ders ve ibret almayı hiç mi hiç aklına getirmeyen ve bu tağyir/tazyik ve saldırganlıklarını sürdüren, hatta bunları devam ettirmenin zevkine varan ve yine ataları Lenin’in yöntem ve taktiklerini kullanan, sahip olduğu teknolojik gücü insanları öldürmeye yönelik bir araç olarak tehditvari anlamda yüksek düzeyde mesaj veren, sıfır beyinli devletlerin ve yaratıkların olduğunu etrafımızda muhakkak görürüz./görürsünüz.(Tabi görmek isteyen göz görür) 

İşçilere dünya cenneti vadeden ve proletarya diktatörlüğüne giden davetkâr adımları insanları öldürerek ulaşmaya çalışan Lenin’in sahte cennetine kendini adayanlar; bir kez daha aklıselim düşünsünler ve nerede yanlış yaptıklarının farkına varsınlar diyorum.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık