• 04 Ekim 2017, Çarşamba 7:41
YUSUFERDOĞAN

YUSUF ERDOĞAN

RAYINA OTURMAYAN SİSTEM

Milli Eğitim Bakanı Sayın İsmet Yılmaz, katıldığı bir televizyon programında TEOG'un yerine getirilecek sisteme ilişkin açıklama yapıyor. "Eğitim sistemi sınavdan ibaret değil. Amaç kaliteli ve fırsat eşitliği" diyen Bakan Yılmaz'ın açıklamalarının satır başları şöyle:

Siz bir sınavı sadece teste dönüştürürseniz bunun öğrenciler arasında yarışa dönüşmesini engelleyebilmek mümkün değil. 8. sınıftaki sınav için 6. sınıftan itibaren hazırlanılıyor. Hayatlarının gelişme döneminde biz öğrencileri adeta yarış atına çevirdik. Kendi evladım da baba ben dershaneye gitmeyecek miyim diye sordu. Eğitim sistemi değişmiyor. Ölçme değerlendirme sisteminin sınav bölümünün nasıl daha az stressiz hale getirebiliriz. Nasıl okul dışı unsurların önemini azaltarak okulu ön plana çıkarabiliriz bütün kaygımız bunlar. Amacımız kaliteli bir eğitim vermek ve fırsat eşitliği. Soruları merkezden hazırlanmış bir sınav yapalım ki herkes aynı sınava girsin not şişirme oldu ithamından da kurtulalım. Başarılı olan her çocuk her okula gidecek.

"HER LİSE KENDİ SINAVINI YAPABİLİR" 11 bin 57 okulumuz var. Çalışma yaptık, bir tanesi her lisenin kendi sınavını yapması. İsteyen okullar başka okulların sınav sonuçlarını kullanabilecek. Bu olabilir. Fakat bunun da sakıncaları var. Sınavların çakışmayacağı bir takvim bulabilmek hemen hemen imkânsız. Çok fazla soru hazırlanacağı için hatalı soru ihtimali fazla. Bir de her okul kendi sınavını yaptı, diyelim ki Van'da sınavı kazandı. Göç ettiğinde yeni okulu onu alacak mı, liseler arasında değerlendirme farklılığı olabilirdi.

"SORULAR BAKANLIKÇA HAZIRLANACAK, OKULDA YAPILACAK" Öğretmenin değerini artıralım, okulun değerini artıralım. Okuldaki sınavların objektifliğini sağlayabilmek için soru bankası oluşturmak lazım. Yeni müfredata uygun bir soru bankası oluşturma çalışmasına başlamıştık. Her öğrenci okulda sınavına giriyor mu? Ölçme değerlendirme olmayan bir eğitim sistemi olmaz. Seviyeyi ölçmeden nasıl bileceksiniz. Bir soru bankası oluşturalım, soruları oradan siz seçin diyoruz. Yazılı olacak, klasik olacak, açık uçlu olacak. Çocuklar kendini ifade edebilmeli. Nitelikli okullar var. Sorular bakanlıkça merkezi olarak hazırlanacak. Sınavlar okullarda yapılacak. Sınavlar okullardaki yazılıların yerine geçecek. Ortaokul mezuniyet ortalamasına göre yerleştirilebilir.

"ÖĞRENCİYİ EVİNE YAKIN OKULA GÖNDEREBİLİRİZ" Bir alternatif daha var. Bizim yaptığımız sınav sonucuna göre bir kısım öğrenciyi evine yakın okula gönderebiliriz. Yüzde 5 öğrenciye denk gelen liseler merkezi bir sınavla da yapılabilir. Merkezi sınavla yaparsak 1 milyon 200 bin kişi yerine 120 bin kişi girecek. Fen lisesi sınavına girebilmek için not ortalaması kriteri vardı.

"TEST OLMAYACAK" Hiçbirinde test yok. Test kesinlikle öğrencinin ne öğrendiğini ölçmez. Üç alternatif üzerinde çalışıldı. Bakanlar Kurulu'na sunacağız. Duyurabilirsin dendiğinde kamuoyuna duyuracağız.

ÜNİVERSİTEDE TEK SINAV BU SENE UYGULANACAK Üniversite sınav sistemi bu sene değişiyor. Uygulama haziranda başlayacak.

……………..

Evet, yukarıda bir gazete haberinden mülhem Sayın Milli Eğitim Bakanımızın açıklamalarını hep birlikte okuduk. Şimdi bu açıklamaların ışığı doğrultusunda hemen her kesimden değişik bakış açılarıyla farklı eksende alternatif yorumlamalar olacaktır. Olması da en doğaldır. Mutlaka olmalı.

Olmalı diyorum çünkü gerçeği söylemek gerekirse; bugüne kadar getirilen ve o esnada öve öve bitirilemeyen, uygulamaya konulan ve bir müddet sonra da eleştiri dozları yükselip istatistiklerde gerçeği bağıra bağıra haykırdıktan sonra, mecburen bu eleştirilere yeni alternatifler yeni çözümler getirilmesi gerekiyordu. Yine öyle oldu. Bugüne kadar bilhassa son dönemde iktidarın gayretli çalışmaları ile birçok bakanlık arzu edilen sonuçları tutturmasına rağmen, yine MEB’de sistemle ilgili sorunlar yaşandı ve uygulamadan yeterli sonucu alamadık diyerek, o ilk karara geçildiğinde övülen sistem yeniden eleştiri okları ile yetersizliği deklare edilip yeni alternatif modeller üzerinde durulmaya başlandı. Ülkemizde çöpe atılan o kadar çok sistem kavgası yaşandı ki; eğitim sistemi ile ilgili uygulamalar zaten hep tartışma konusu olmuştur. Türkiye gibi yaklaşık iki asırdır eğitim noktasında kendi gerçeğini bulamamış ve sürekli bir arayış içerisinde olan sistem kavgasında temel sorun nedir? Biliyor musunuz? Bizim destansı tarihimiz ve şanlı ve insan merkezli kültürel birikimimiz dururken ve bizim insan merkezli bakış açımızda hakikat ve faziletli bir gerçeğin gün ışığı dururken bunları göz ardı edip ülke insanının kafasını çağdaşlık teraneleri ile kendinden uzaklaştırma olarak verdiğimiz kavganın umursamazlığı çok özür diliyorum aymazlığıdır. Adı milli olsa bile uygulanan eğitim asla milli olamamış adeta batının esaretini benimsetme çabaları ile kavram kargaşalarının yozluğunda insanımız kendi elimizle eğitim yerine “eritime” tabi tutulmuştur. İnsanımızı batıya endeksleyen adeta sırtından hançerlenen bir yapıda bilim+gönül+milli dil(milli kültür) vermeyen veya insanına böyle dizayn olamayan bir sistemde siz bu toplum coğrafyasının geleceğini aynı satırlar aynı cümleler içerisinde ortak bir paydaş haline getirebilir misiniz?

.Hangi sistemi getirirsen getir hep bindiğimiz dalı kesmek olacaktır işimiz. Çünkü bizim takip ettiğimiz sistem asla biz olmayan olamayan ve olmak içinde çabalamayan bir sistemdir. İnsan yüreğini avucunda tutamayan ve ona insan olduğunu öğretemeyen hiçbir sistem ne huzurdan dem vurur ne de huzur getirir. Her şey geçici bir müddetlik uyuşturmalarla günü kurtarır.

Bin yıllık tarihimiz var diyoruz. Ama o tarihi okuyup anlayacak öğretecek araştıracak bize onu tanıtacak kadar bilecek kendimizde bir güç kuvvet bulamadığımız gibi art niyetlilerce tarihimize düşman edilmişiz ve dil noktasında okuduğumuzu geçmişimizi anlamayacak kadar kendimizden uzağız. Yakınken uzaklaştık kendimizden kimliğimizden hatta birbirimizden.

Maalesef şu anda bizim sıkıntımız kaybettiğimiz dilimizle açılan en büyük yara olarak; tarih hissiyat ve şahsiyettir. Bunlar olmadığı müddetçe uzayda çığırda açsan, bilimsel çalışmalarda bugün batılı memleketleri fersah fersah yolda bıraksan her okulu laboratuarla da donatsan yetiştireceğin insanlar erdem ve fazilet gibi dünyaya bedel kavramlarla asla tanışamayacaklardır. Karatay Medresesi Avrupa’ya 1200 ‘li yıllarda Gökbilimi ve Matematik öğretirken  “ilmi araştırıp öğrenmek cihattır” düsturundan hareketle kimlik+duruş+ilim aşkı ve metafizik örgüsünü insan ruhunda birleştirip harmanlıyordu.

Kalp ve beyin prangasından kurtulmadan önümüzü görmemiz ve hamle yapmamız hep bir kısır döngü kervanından ibaret kalır.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık