• 06 Mayıs 2017, Cumartesi 8:18
YUSUFERDOĞAN

YUSUF ERDOĞAN

MUSTAFA NECATİ Mİ & CEMİL MERİÇ Mİ?

“Eski Harflerle Birlikte Kuran’ı da Tarihe’ Gömdük” diye Konya'nın her tarafına yapıştırılan ilanlarla, zamanın Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati'nin Latin harflerinin üstünlüğünü anlatmak için Konya'da konferans vereceği duyurulmuş ve şatafatlı hazırlıklar yaptırılmıştır. Kur’an ve İslam düşmanlığı yapan bu şahısın adı, aynı zamanda yakınımızda olan komşu bir okulun adına verilmiş idi. Tesadüfen bir gün kısa bir ziyaret gerektiğinden okulun yanına gelince adının değişmiş olduğunu fark ettim. İnanamadım. Hem de çok sevindim. Çünkü okulun adı artık Mustafa Necati değil, Cemil Meriç İlkokulu olarak tabelada yer alıyordu. Kendi adıma diyorum ki; Bu aslında çok gecikmiş bir karardı. Islama alenen dil uzatan birisinin adı bu kurumlarda olmamalı. Cemil Meriç elbette ismiyle yaşamalı.Lakin,mahallemizdeki bu okulun adı fazla bir zaman geçmeden yeniden eski ismi olan Mustafa Necati’ye geri döndü.Ben alınan bu karara bir şey demiyorum.Benim burada anlatmak istediğim,neden Cemil Meriç sorusuna yanıt aramaktır.Çünkü bize lazım olan esasta Cemil Meriçlerin ruh ahvali ve eserleriyle yaşamalarıdır. Kızı Ümit Meriç ilmi kariyeri olan birisi ve o babanın evladı. Bizim toplumsal buhranlara parmak basacak sosyolojik tahliller yapacak ve geleceğimizi donatabilecek güçte, toplumuyla barışık aydın demiyorum, Cemil Meriç örneği münevverlere ihtiyacımız var.Ben bu değişiklik sonrası “geçte olsa bu okulun adının değişmesine vesile olanlara teşekkür ediyor, şükranlarımı bildiriyorum gönülden” diye yazıp facebookta paylaşınca, lisedeki biyoloji öğretmenimde bu yazıya cevaben kendi düşünce yapısına göre (Nahl Suresi 105.) ayeti paylaşmıştı aynı facebook sayfamda.

“ Kur'an-ı kerimde de mealen buyuruluyor ki:  (Yalan söyleyenler, iftira edenler, ancak Allah’ın âyetlerine inanmayanlardır. İşte onlar, yalancıların tâ kendileridir.) [Nahl 105]”

Anlaşılan hocam benim facebook üzerinden böyle bir paylaşım yapmama çok sinirlenmiş olmalı ki, direkt olarak Yüce Kitabımızdan ayetle cevap vererek bana yalancı, iftiracı olarak dolaylı bir şekilde, sen işte busun (böylesin)demek istemişti. Ben tabii böyle bir cevabı beklemiyordum, yıllarca benim dersime girmiş hocamın böyle celallenmesi/kükremesi öyle ki kanına dokunmuş gibi etkilemişti. Hâlbuki mesele yaklaşımımız gayet itidali şeklinde olmasıydı. Oturup enine boyuna düşünerek orta yollu bir cevabı tercih yerine böyle bir sert tonlu çıkışmak, belki de hocamın böyle rahatlamasını ve bana da cevabını sert bir şekilde ayete dayandırarak vermesiyle de direkt bir şekilde cezaya münasip olduğumu söylemek istiyordu.

Neyse ben de önce biraz kızgınlık alameti belirse de bir yazarın bu konu ile ilgili yaptığı paylaşımı doğrudan kendisinin bilgisine sunulmak üzere paylaşmıştım. Lakin bu konularda şartlı ve ön yargısı kırılmayacak olan öğretmenimi ikna etmem de mümkün değildi. Buna rağmen ben yine de paylaşmayı düşündüm.

……….

Kur'ana hakaret ederken ölen Milli Eğitim Bakanı Kemal Özer 1894 yılında İzmir'de doğar ve İstanbul Hukuk Okulunu bitirir. İzmir Kız Öğretmen Okulunda öğretmenlik yapar. Arkadaşı Hüseyin Vasıf Çınar ile Şark İdadi Mektebi'ni kurar. Yunanlılar İzmir'i işgal edince İstanbul'a kaçar. Birinci Büyük Millet Meclisi'ne Saruhan (Manisa), ikinci dönem de İzmir Mebusu olarak katılır. Sivas İstiklâl Mahkemesi üyeliği, Kastamonu ve Amasya İstiklâl Mahkemesi Başkanlıklarını yapar. 'Şeyh Sait İsyanı'nda da Diyarbakır İstiklâl Mahkemesi' savcılığı yapar. Mübadele, İmar ve İskân Bakanlığı ve Adalet (Adliye) Bakanlıkları (Vekili)'nın yanı sıra 20 Aralık 1925 - 01 Ocak 1929 tarihleri arasında sekizinci Milli Eğitim Bakanıdır.  Kompleks seviyesinde batı hayranı olduğu söylenir. Batılılaşma politikalarının oluşturulmasında önemli bir rol üstlenir. Şer’i Mahkemeler onun Adliye Vekilliği döneminde kaldırılır. Mektep ve Medreseler onu girişimleri ile kapatılır. Tevhîd-i Tedrisât Kanunu'nu hazırlatır. Bakanlığından önce Türk eğitim sistemini incelemiş olan John Dewey'nin, 'Köy Öğretmen Okulları kurulması' yönündeki tavsiyesi üzerine 'Köy Muallim Mektepleri'ni kurar. 1926 yılında, Fransa, Almanya, Rusya, İtalya, Yunanistan ve Bulgaristan gibi ülkelerde uygulanan ilköğretim programları inceleterek bir ilkokul programı hazırlatıp uygular. 1 Kasım 1928 tarihinde çıkarılan ve 3 Kasım 1928 tarihinde Resmî Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Harf inkılâbı onun fikri ve çalışmasıdır. Latin alfabesine geçilme kararından sonra öğretmenlere gönderdiği mektubuna; 'Bilhassa bu sene yeni Türk Harflerini tamim gibi şerefli bir vazifen daha vardır' diye başlar. Ona göre, 'Türklük, bu şekilde içinde bulunduğu medenî milletler arasında yüksek bir yer elde edecektir. Hüseyin Cahit Yalçın İtalyan asıllı garazkâr bir papazın yazdığı İslam Tarihi'ni Türkçeye çevirerek gençliğin imanını zedelemeye vesile oldu. Laona Kantiona adındaki koyu Katolik papazı 'Şark Etütleri', 'İslam Tarihi' adlı eserler kaleme aldı. Bu kitaplar vasıtasıyla Yüce Peygamberimize ve muazzez sahabelerine iftiralar etti, çirkin sözler sarf etti. Hıristiyanlığın yayılmasına en büyük engel olarak gördüğü İslam'ı temelinden sarsmak, saf zihinleri bulandırmak maksadıyla bu iftira nameyi karaladı. Hüseyin Cahit Yalçın, mal bulmuş mağribi gibi bu varakpareyi Türkçe'ye tercüme etti.  

1924 yılından itibaren yayımlamaya başladı. Kitabın başında? Maarif Vekâleti Te'lif Tercüme Heyeti'nce kabul edilmiştir? diye bir ibare bulunuyordu. Konuyu, o sırada yayımlanmakta olan Sırat-ı Müstakîm Mecmuası, gündeme getirmesine rağmen Milli Eğitim Bakanlığı'ndan ses seda çıkmadı. Hatta devrin Milli Eğitim Bakanı şu talihsiz sözleri söyledi: 'Onların Kur'anlarını minarelerine kapatıp üstüne kilit vuracağım.'..(devam edecek)


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık