• 12 Kasım 2016, Cumartesi 8:48
YUSUFERDOĞAN

YUSUF ERDOĞAN

MİLLET ÜMMET MİLLİYETÇİLİK(Bölüm 2)- 8

 

12- İslam milleti bir realitedir. Aralarına zorla ve dış baskıyla suni sınırlar çekilmiş bir bütündür.(Sezai Karakoç)

 

13- Milliyetçiliğimizin temelini dini ritüellere bağlayıp hareket noktamızı buradan(merkezden)   başlatarak kardeşlik bağlarımızı güçlendirmek ve toplumsal kalkınmayı hızlandırmak, ortak kültürel değerlerimizi güçlendirmek ve yükseltmek bir zorunluluktur.(Y.Erdoğan)

 

14-Şu anda ben milliyetçiyim diyen arkadaşları ırkçılıkla suçlamaya kalkmak talihsiz bir beyan yahut düşünce yumağıdır. İsmail Çetin ve Hayrettin Karaman hocalarımızın açıklamalarına tekrar bakmakta yarar var.(Yusuf Erdoğan)

 

15-Ancak dipnotlarda açıklandığı üzere ve bir arkadaşın bu sitedeki milliyetçilik ile yaptığı açıklamalardaki bahsi geçen konuya getirdiği temellendirmeler esas alındığında, özellikle Ziya Gökalp’ın önceleri yazmış olduğu Kürt Milliyetçiliği ve Kürt Lügati isimli eseri( bu eser Sinop Dr. Rıza Nur Kütüphanesinde kayıtlı imiş)daha sonra tanıştığı, Abdullah Cevdet ki; bu kişi (İslam düşmanıdır) ve Tekin Alp takma adını kullanan Yahudi asıllı Moiz Kohen’in telkinleriyle saf değiştirip bu sefer aynı eseri Türkçülüğün Esasları olarak kaleme alması ve yukarda bahsedilen şiirinde satırlarının ne anlama geldiğinin Rahmetli Necip Fazıl bey nezdinde açıklanması ve islamiyetin yerine illa bir şey koymak için bu sefer ırkçı söylemi ön plana tutarak İslamı kendince yok sayması, kafalarda bu milliyetçi söylemlere karşı (içinde Ziya Gökalp’ın bulunduğu fikirler bazında) bir tereddüt var etmektedir. (Yusuf Erdoğan)

 

16-Başta ana baba sevgisi olmak üzere adı ne olursa olsun hiçbir sevgi ama hiçbir sevgi mal mülk kadın evlat para makam şan şöhret ırk kavim vb. olmak üzere ne varsa hepsi asla ve kat’a Allah ve Resulü’nün önüne geçmemelidir. Zira bir insanın içindeki saklı olanı da açıkta olanı da Cenabı Allah bilir. Bir inanan için kafaları sloganlara teslim etmeden akıl ölçeği ve kalp gözü ile içinde taşıdığı değer duygularını İslam ölçüsüne vurarak tefekkür eylemesi kalbinin nasıl ve hangi söylemlerle mutmain olması ona ait olan taşıdığı değer duygularıdır. İşte seni teslim alan o’dur. Bu söyleminle de işte sen o’sun. Öyleyse kişi sev diği ile beraberdir. Dervişin fikri neyse zikri de odur. Samimiyet ve ihlâsla neyi söylüyorsak neyi öne çıkarıyorsak, söylemlerimizde kullandığımız kelimelere göre maksadımız neyse biz, kısaca oyuz. Çünkü insanın hayat faaliyetlerinin merkezi kalptir. İnsanın kararları orada yeşerir, niyet orada hâsıl olur. Bu durumda zihni jimnastikler artık kabul edilebilir hale gelip olgunlaşırsa akıl yoluyla da savunulur. Bizim için aranan kan bellidir. AR(Allah ve Resulü).   Artık bu ifadeleri sosyal ve maddi hayatta pratiğe dökmek kişiyle ilgili bir durumdur. (Yusuf Erdoğan)

 

17-Bugünkü kullanılan ve batıdan gelen kelime ve kavramların birçoğu bizim kültürümüzü yansıtacak bir ayna olmaktan ziyade, kültürel değerlerimizi baltalayan ve yanlış anlaşılma görüş ve düşünceleri zihinlere yerleştiren bir isli cam durumundadır.(Yusuf Erdoğan)

 

18-Ülkemiz köklü bir İslam düşüncesi geleneğinden bağlarını koparmış, kendine ait düşünce köklerine uzak kalıp onlara yabancılaşmış bir görünüme girmiştir. Değişmesini bilen değiş tirmesinide bilir. Fikirde dilde ve gönülde maddi ve manevi alanda, eylem ve söylemlerimizde yapıcı bir şuur ve hareketlenmeyi esas alıp ortak kültürel değerlerimizi kendi literatürümüzde yeniden şekillendirip bize ait ve özgü oluşacak kelime ve kavramla rımızla evrensel kardeşlik dokusunu inanç birliği potasında tevhidi akideyle geliştirmeye ahdetmiş, coğrafyalarımız farklı olsa da aynı duygu deryasına ram olmuş, kanalize edilmiş fertleriyle ve kurumlarıyla yeniden şahlanışın heyecanı içerisinde birbirimizi anlayarak,   sevgi ve hoş görüye yelken açıp, siyasi ekonomik ve kültürel sahada işbirliği ve kalkınmaya dayalı, barıştan yana ve tebliğ esaslı tevhidi akide etrafında yekvücut olmak bizler için doğumdan ölüme kadar sürecek hayatımızda başlıca şiarımız ve mesleğimiz olmalıdır.(Yusuf Erdoğan)

 

19-Millet kelimesi Kur’an’ın anlamlandırmasıyla din ve şeriat manasına kullanılmıştır. Mecazi olarak ta belli bir toplumu ifade etmek için kullanılır, ancak bu kullanımda da yine din ve şeriat manalarını yüklenir ve belli bir din ve şeriata bağlanan insanların tümünü dile getirir. Bu kelimenin türevi milliyettir. İnsanların kendisine bağlandığı din ve şeriatı ifade eder. Milliyetçilikte aynı din ve şeriata bağlılığın adıdır. Ancak bugün bu kelimenin günümüzde ulus kelimesi düzeyine indirildiğini ve ulus’un Moğolca bir kelime olarak kullanıldığını ve millet kelimesinin tam karşılığı olmadığını belirtmekte yarar var. Ulus belli bir soydan gelen insanları yansıtır. Bir inancı, din ve şeriatı değil. Ulusa temel bağlılık da milliyetçilik kelimesinden ziyade daha çok ulusçuluk/kavimcilik kelimeleriyle uygundur.  Çünkü ulus bir inancı belirleyemez,sadece belli bir soydan gelenleri kapsayan bir sözcük     görevi yüklenmiştir.Şayet bu aydınlar bu tür kavramların kaynağına göre,onu esas alıp     kullanmış olsalardı bu sorunlar yaşanmayacaktı.Oysa biz bize ithal olan özelliklede günüm   üz Avrupa’sının bütün kavramlarını süzmeden alıp kullanmışız,uyup uymadığına bakma  dan. Bundan da, anlaşılan şudur ki; Osmanlı neyi kullanıyorsa ondan kurtul, tamamen o değerlerden olabildiğince uzaklaş, kurtuluş bu şekildedir, denilmiş, ama yanılgı işte. Her şey ortada.(Yusuf Erdoğan)


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık