• 15 Mart 2017, Çarşamba 7:00
YUSUFERDOĞAN

YUSUF ERDOĞAN

KUYRUĞUNA BASMIŞIZ

“Şairin biri yürüyormuş. Yolda boyluca uzanan bir köpeğin kuyruğuna yanlışlıkla basınca köpeğin kafasının olduğu taraftan bir vayyıklama sesi yükselmiş. Şair demiş ki: "Ben nereye bastım ses nereden geldi".

Anayasa referandumu Türkiye'de yapılıyor, lakin ses Batı'dan geliyor. Belli ki; kuyruğa basmışız.

Ey Hollanda, Ey Batı, bu kutlu yürüyüşü durduramayacaksınız!”(Refik Tuzcu oğlu)

Meram eski belediye başkanı Sayın Refik Tuzcu oğlu kardeşimizin facebook sayfasından yayınladığı kısa ve net özeti sizinle paylaşarak konuya başlamak istedim.Söz konusu paylaşımda şair örneği öyle güzel yakışmış ki;şairlere ve şiire duyduğum merakımdan dolayı bende ilgili sayfayı isim vererek sizlerle buluşturmak istedim.

Her gün yeni ve taze olayların yurt içi ve yurt dışı yansımalarını medya aracılığıyla takip etmeye çalışıyoruz. Lakin birçoğunun belli ki hızına bile yetişemiyoruz. Artık bizim meselemiz dediğimiz hani Rahmetli Müslim Gürses’inde “bu benim meselem”dediği şarkı benzeri bizim meselemiz, bizim seçimimiz, artık bizi de aştı ve şimdilerde hatta daha da ötelerde Avrupa’nın bir numaralı meselesi haline geldi. Gerçi onların Türkiye ile ilgilenmeleri yeni bir oluşum değil. Her açılan platformlarda temel mesele, bizim geleceğimiz üzerine kurgulanan gizli ve aşikâr konuşulan ve bizi her yönüyle sıkıştırıp bunaltmayı üzerimizde aksi kamuoyu oluşturmayı hedef alan gayeleri bize hayat hakkı tanımamayı yahut onların istedikleri kadar olmayı planladıkları ve dayattıkları meseleler olarak damgasını vuran oluşumlar olsa da, bizim halk olarak direncimiz ve kararlılığımızla yurt dışında yaşayan gurbetçilerimizin de bu konudaki Avrupa’nın ikiyüzlülüğü ve terör konusundaki tutumunun bilahare yansımaları olarak, şu günlerde hayli gergin ve soğuk bir atmosfer yaşanmaktadır.

Hepimiz bilmekteyiz ki Avrupa’nın bir Müslüman misyonun taşıyıcısı ve uygulayıcısı ve dahi işinin ehli takipçisi olarak son on beş yıldır kendini göstermesi ve yükselen bir değer haline gelmesi Avrupa’nın kuşkularını artırmış ve Türkiye hakkındaki uydu tavır olma beklentileri boşa çıkmıştı. Son on beş yıldır kendini toparlayan ve kendi ayakları üzerinde durmaya çalışan bir Ülke konumuna gelmek, kendi içinde ve dışında artık daha güçlü hareket kabiliyeti geliştiren ve etrafındaki temel meselelere karşı evinde oturmayan bir Türkiye izlemek açıkça bize keyif veriyor,    lakin Orta Doğu coğrafyası üzerinde bizim dedelerimizin manevi torunları olarak hala duydukları o Osmanlı özlemiyle yanıp tutuşan ve kültürel ve dini yönden kardeşlik vasfımızın olduğu bu coğrafyada bizim eski ihtişamımızın eseri olarak mazluma el uzatmamız ve giderek İslam coğrafyası üzerinde yıldızımızın parlaması, başta batılı müsteşrikleri korkutmuş, hatta İran, Suriye, Irak gibi batılı kukla yönetimler nezdinde endişe ile karşılanmıştır. Bu coğrafyanın doğal misyon takipçiliği ve koruyuculuğu yüklediği bizler, kendimize ait değerlerimizle buluştuğumuz ölçüde daha tez bir şekilde özlem duyduğumuz bizi biz yapan hakiki değerlerimizle kavuştuğumuz ölçüde, kanımızda dolaşan İslam şuuru ve bedenimizdeki Türklük hissiyatı bize adeta yeniden öze dönüş ve dirilişle buluşturma aidiyeti kazandırmıştır.

Bu ulvi hasletlerin yüceliği ve etkisiyle iş başındaki kadronun sistemi bize en uygun olan şekline dönüştürme çabaları karşısında alınan mesafeler, başta batılılar olmak üzere ana muhalefetin başını her zaman olduğu gibi korkutmuş ve çeşitli kıy lü kal söylemlerle güya endişelerini dile getirip, yurt dışındaki hayır cephesine eşlik etmeye başlamışlardır.Halbuki bu ne Sayın Cumhurbaşkanımızın meselesi ne de başka bir şey.Dillerine doladıkları en tabi söylemleri ise,aynı kuş dilini konuşurcasına Türkiye bölünür kaygısıymış!.Oysa aynı hayır cephesine baktığın zaman,bunu yurt dışında gerekse yurt içinde dillendirenler hakikaten Türkiye’nin birlik ve beraberliğinden yana değil,bizzat bölünmesinden yana tavır koymuşlardır.

FETÖ’cülerin ABD’nin gizli işbirlikçileri olarak, gerçek yüzlerini gösterip 15 Temmuz kalkışmasını yapmaları, PKK’nın kırk yılı aşkın bir taşeron örgüt olarak Türkiye’nin bölünmesi için uğraş verdiği ve batılılar tarafından açıktan desteklendiği bilinirken, bu hainlerin Türkiye bölünecek diye hayır kampanyasına kalkışmaları manidar değil mi? Onlar zaten bölünsün demiyorlar mı? Diyorlar elbet. Eeee öyleyse batılılar bizi sevdikleri için mi, hayır cephesinin içinde bulunup, üstelik Almanya’da olduğu gibi Türkçe pankartlarla hayır kampanyası başlattılar. Yani onlar kendi iç meselelerini bıraktılar, Avusturya, Almanya derken şimdide Hollanda Türkiye’nin derdine düştü.    İnsanın hayrola bu ne iş demesi geliyor hakikaten. Ya siz bu kadar Türkiye aşkını nasıl biriktirdiniz. Şaşıyorum doğrusu. Sakın sizdeki bu karın ağrısı Türkiye’nin yatırımları ile sizin ekonomik yönden uğrayacağınız sıkıntılarınız ve azalan emperyalist sömürge anlayışındaki eksilmeleriniz olmasın ha? Baksanıza bakanlarımıza karşı gösterdikleri saygısızlık haddi aştı.Aynı     olay onların bakanlarına bir yerlerde yapılsaydı demokrasi havarileri kesilirler ve bunu BM’de  birinci mesele olarak konuşurlardı.Tabi konu Müslüman bir kimliğin fedakar temsilcileri olunca,   o zaman iş değişiyor ve terör örgütü mensuplarına her türlü kolaylıklar sağlanırken hatta Türkiye’de       Hükümetimize muhalefet olanların bile konuşmalarına ülkelerine gelip gitmelerine engel olunulmazken, mevcut iş başındaki bakanlara akla hayale sığmayan engel oluşturmaları,gerçek niyetlerini ve Hıristiyan bağnazlıklarını ortaya koyuyor.E tabi bu işin birde bizim cepheden alınacak tedbirleri olsa gerek.Zamanı gelince onlarda eminim bir bir uygulamaya geçecektir.

Lakin benim anlamadığım hala şu. MHP’ye yani Devlet Bahçeli beye sırf muhalif kızgınlıklarından dolayı karşı çıkanların, hatta Sayın Cumhurbaşkanımıza karşı sırf ön yargılı inat seviyesinde muhaliflik geliştirenlerin, meseleye hala, yerel bir çerçevede bakmaları ve hayır cephesine katkı sağlamaları. Eğer her şey alenen bu kadar sarih ve gerçek ise, batı Türkiye’nin bölünmesini isteyen bir şer cephesi ise, Türkiye’deki sistem değişikliğinin bizdeki işleri kolaylaştıracak ve sistem sıkıntılarını ortadan kaldıracaksa, bunun ne zararı kötülüğü var ki;aynı batılı devletlerin hayır kampanyası gibi sizlerde buna ortak oluyorsunuz?Bu mesele Türkiye’nin önceliğidir.Türkiye’mizin bekası meselesidir.Faniler için ölümlü bir dünya var,unuttunuz mu?Önemli olan devleti ebed müddet değil mi? İnsan bugün var,yarın yok.Size ne oluyor ki, vatanın bölünmesini arzu eden şer güçleri terör örgütü ve onların destekçileri cani batılı devletlerle aynı kategoride yer alıyorsunuz?

Hem Seyyid Ahmet Arvasi:  "Evladim... Evladım... Ülkücü gençlik Imam-ı Gazali, İmam-ı Rabbani ve Ubeydullah-ı Ahrar'ı tanısın dünya duramaz önüne." Diye böyle söylerken vatan sevgisinden şüphe duymadığımız, tanıdığımız bazı ülkücü arkadaşların, hayır cephesi ile aynı potada yer almaları nasıl bir akıl, ben anlayamıyorum.

Ben şuna inanıyorum ki;16 Nisan’dan sonra mhp daha da güçlenerek chp’yi zorlayacak. Türkiye’nin % 70’ i çok şükür aklıselim bir yapıya doku görevi üstlenmiştir.

Demek ki; Sağduyunun birleşmesi ile batılıların kuyruğuna basmışız ve onların ciyaklamaları menfaat eksilmesi, bağnaz Hıristiyanlık tutumları ve emperyalist tasavvurlarıdır. Dünya beşten büyükse zulüm yıkılacaktır. O kadar…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık