• 30 Ekim 2019, Çarşamba 8:59
YUSUFERDOĞAN

YUSUF ERDOĞAN

KÖTÜ ÖRNEK OLUYORLAR

Bir toplumda uyulması gereken kurallar manzumesi, yapılması gereken örnek davranışlar yani sorumluluk ve görevler vardır. Kısaca tutum ve davranışlardır bunlar. İnançlar güzel ahlakı ortaya çıkarır. Davranışlar inançlara göre şekillenir. Hayâ imandandır, imanı olan cennete girer inşallah. Fuhuş ise kötülüktür ve kötüler cehenneme kendilerini sürüklerler. Güzel ahlak helal ve haram konusunu titizlikle takip etmektir. Hz.Peygamber(s.a.v.) “Ben, güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim” buyurmuştur.

Neden kötü örnek oluyorlar dedim ve kimlerden bahsetmek istiyorum. Her gün okul yoluna giderken parklarda sere serpe oturan ve hiç çekincesi olmayan gençler görüyorum. Bunlarda aile çocukları. Bunlarında ana babası var, kardeşleri var ve bir çatı altında büyüdüler. Fakat öyle bir dünyaları var ki; alenen her şey açıkta sanki bizim bize özgü hiç değerlerimiz yokmuşçasına, sakıncasız,  umurlarında olmadan gelip geçenler, kamelyalarda asla insani olmayan hislerin galebe çaldığı bir ortamı pervasızca perçinleştirerek seremonisini de bu gelip geçenlere izlettiriyorlar.

Böyle bir toplumda şahsiyete müdahil eden ve tüm değerleri yıkan bir aymazlık nasıl bir eserdir ki; kabuk bağlamayan bir yarayı habire kaşımaya devam ediyorlar. Nasıl bir akıl ve nasıl bir izandır ki; bu yetişen gençler bizim yarınlarımıza talip olacaklar? Bugün aynen uygulanan ve instagramda da paylaştığım yazıya tekrar göz attığımda olan bitenlerin uzun yıllardan beri hazırlanan bir senaryo olduğuna iyice kani oldum. Açıkçası gençlerimize kızıyoruz ama suç onların değil, onları yetiştiremeyen anne babaların ve dâhil bugünkü sorunlara toplumsal bazda cevap veremeyen eğitim sisteminin.

Bir emekli şahıs adı bende kalsın öyle bir açıklama getirmiş ki; tüm hayatının tek gayesi budur dersin. Gerçekten de beklentileri ve geleceğe bakış açısı böyle. Dedikleri basit şeyler değil, tamamen toplumsal mühendislik üzerine.”Okullarda öğrencilerle kız arkadaşlıklarını teşvik edin. Yapabiliyorsanız Osmanlı hayranlığını kırın. Türklerin üstün bir ulus olduğu safsatasını yıkın. Özellikle cinsel konularda sınırlar zorlayın. Bu konu insan zaafının başında gelir. Hanımlarımız aile gezmelerinde, eğlencelerde delkte giysin, Hanımlarımız diğerlerinin hanımlarını açık giymeye teşvik etsin. Yetişmiş kızlar içinde bu geçerlidir. Felsefe dersleri önemli. B u dersler bizim için kurtarıcıdır.”

Benim en çok üzerinde durduğum husus aile hayatı ve eğitim faktörüdür. Aile ve eğitim bir toplumun bir neslin geleceğidir. Her şey dönüp dolaşır aileye odaklanır. Huzurdan tutunda yıkılmaya varıncaya kadar her şey bununla izah edilir. Bizans’ın ve Roma’nın yıkılması, toplumların çökmesi, ya ahlaksızlık ya da ilimle uğraşmaktan uzak kalanlara verilmiş en büyük cezadır.

Sinsi zihniyetin batıl temsilcileri de ellerine yetki geçince bilhassa ülkemizde 28 Şubatvari eylem ve uygulamaları ile nihai gayelerini gerçekleştirme yoluna gittiler. Cumhuriyetin kazanımları diyerek çakma maskeleriyle baskın çıkmaya çalışan bu ruhsuzlar, kemalizmi de dillerine pelesenk edip toplumda mühendisliğe soyunup, açıktan inançları yıkma yolunda bil fiil seferber oldular. Yukarıda ki söylemleri bunun açık bir göstergesi değil mi?

İşte ben bunun için parkta bahçede kamelyada umumi orta yerlerde insani hiçbir anlayışa sığmayan hele hele bizim toplumsal inanç örf ve adetlerimize aykırı olan bu sinsi planlara alet olan gençlere hem acıyor hem de üzerime düşen ikazımı yapıyorum. Bunlardan uzak kalın. Zinaya yaklaşmayın ki; Bu Allah’(c.c.)ın emri. Bizim aile anlayışımız bu olamaz. Bizim ninelerimiz burnunu bile göstermekten imtina ederken nasıl oluyor da bugün başörtülü annenin yanında yürüyen evladı onunla siyah beyaz gibi bir zıddiyet içerisinde pervasız yürüyor ve hiçbir gocunma duymadan. Ey anne babalar doğduğunda sevindiğin evladını iyi yetiştiremediğin için kendi elinle ateşte yanmasına nasıl rıza oluyorsun? Hiç yüreğin sızlamıyor mu senin? Sen nasıl bir anne babasın? Neden çocuğunun ahret inancını ihmal ediyor ve sadece bu dünyadan ibaretmiş gibi yetiştiriyorsun? Senin hassas olman gereken edep, haya ve terbiye iken, veremediğin eksiklikleri başka başka kültürlerin yobazları dolduruyor, sen niye farkında değilsin…..Yavuz Bahadıroğlunun dediği gibi;”

Gecelerimizi televizyon başında yitire yitire, ailemizi yitirmeye başladık. Hepimiz bir şekilde sanallaştık: Televizyon dizilerinde yaşananları, hayatımıza yansıtmaya çalışmaktan, kendi gerçeğimizi yaşamaya sıra gelmiyor.

Bunun faturası ağır: Suç oranlarında, boşanmalarda, intiharlarda ve uyuşturucuda büyük artış var! Şehirlerimiz gaspçıdan, çeteciden, soyguncudan geçilmiyor. Yani “Rüzgâr eken fırtına biçer” atasözü boşuna söylenmemiş.

Rüzgâr ektik, soygun, vurgun, rüşvet, kapkaç, gasp, boşanma, uyuşturucu, fuhuş, intihar fırtınaları biçiyoruz!

Tam bu aşamada da en sorumlu makamdan bir çığlık kopuyor: “Kızlı-erkekli öğrenciler aynı evde kalamaz.”

Bu endişeye hak vermemek mümkün değil. Peki, ama kişisel hak ve özgürlükler ne olacak?

Bu problem ancak ailede çözülebilir. Öyle bugünden yarına olacak bir iş de değildir: Önce niyet lâzım, gayret lâzım, bilgi ve bilinç lâzım.

Eski dünyamızı yıktık! Yenidünyaya adapte olamadık. Bir yanda din, bir yanda demokrasi. Bunlar bazı alanlarda uyum içinde olabilirken, bazı alanlarda olamıyor işte. Dini kurallara uysanız demokrasi, demokrasiye uysanız din elden gidiyor.

Din “Yetişkin kızlarla erkek öğrenciler aynı daireyi paylaşamaz, fitne olur” (“Zinaya yaklaşmayınız” hükmü) derken, demokrasi ayrı telden çalıyor: “Kız-erkek birlikte aynı evi paylaşabilir, bu tamamıyla kişisel özgürlükler alanına girer” diyor.

Pirincin taşını ayıklayamıyoruz! Çünkü nesilleri din kurallarına göre değil, dünya kriterlerine göre yetiştiriyoruz. Arıza çıkınca da feryadı basıyoruz: “Böyle olmaz!” Oysa tam da böyle olur: “Rüzgâr eken fırtına biçer!”...

 Gidişat iyi değil bence. Doğru söylüyor, Yavuz Üstat. Aile hayatımız kendi gerçeğimiz bizim. Lakin O’na dönemezsek kaybederiz. Eğitim illaki eğitim, ama hangi eğitim? Asıl mesele burada zaten.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık