• 10 Haziran 2017, Cumartesi 9:51
YUSUFERDOĞAN

YUSUF ERDOĞAN

KALPTEN GELEN FISILTILAR

Bazen kendimi dinliyorum. Ne yapıyorum nereye koşuyorum. Ya da bu yolculuk nereye diyorum. Tüm bunları düşünürken hayatımdan kesitler geliyor gözümün önüne. Yaptıklarım, yapamadıklarım, hayalde kalanlar, sevinti ya da avuntular, düşler, rüyalar vs vs.en eleştiri noktamda hatalarım. Bunlar diyorum kendime, öyleyse tekrarlama diyorum. Söz veriyorum kendime, ağır eleştiri bombardımanına tutuyorum. Kimsenin cesaret edemediği eleştiriyi kendime getiriyor, yerin dibine itiyorum onu. Gözyaşı ile ıslatıyorum yalnızken kendimi. Duygularım kabarıyor, kendimi sırtlayıp(nefsimi) ırmağa atasım geliyor, ama nafile.

Rüzgâr duruluyor, hava günlük güneşlik oluyor. Kuşlar yine cıvıldıyor etrafında ağaçlarda, şen şakrak gülüşenler, hayata gülümseyerek bakan insanlarla karşılıyorsun, karamsar olma Yusuf bak, her şeye rağmen etraf gülen insanlarla dolu, sanki onlar çok mu mutlu, müreffeh. Ama hayata gülümseyerek bakmayı öğrenmişler diyorum. Onlar belki de sevgiyi keşfetmişler ve her sıkıştıkları anda onu nasıl kullanacaklarını iyi biliyorlar diyorum. Biliyorum ki insanların mutsuzluğuna sebep kendi yaptıkları bilerek ya da bilmeyerek hatalarındandır. Ama hatasızda kul olmaz ki. Kim hayatında hata yapmamış. Bazen hata yapmamak için direnirsin fakat kalbine duygularına gönlü hislerin ağırlığına yenik düşersin. İster istemez uğranılan bu kalbi muhabbet sektesi hissiyatın ağırlığı, yapmak istemediğin durumlar karşısında seni güçsüz ve çaresiz bırakabilmektedir. Kendime diyorum ki, senin etin ne, budun ne. Kendini ne zannediyorsun? Senden daha kavi, daha kültürel konjoktörü olanlar var. Senden bir, iki, üç, beş, hatta on gömlek farkı olanlar var? Senin yerin onların yanı olamaz ki! Onların kültürel ağırlığı altında sen sönmüş bir volkan gibisin. Yıldızı bile olamazsın diyorum. Ha sen kendi kulvarının çizgilerinde kimseyle yarışmadan kendi kendine yaşayabilirsin. Haline bakmadan hasan dağına oduna yeltenme? Senin buna hakkın yok ki? Diyorum. Ve kendime diyorum ki; Bu ülkede hala kast sistemi var, bunu her keresinde söylüyorsun. Öyleyse buna uy. Herkes kendi her şey kendi dairesinde dönüp dolaşıp durmaktadır. Herkesin yörüngesi farklıdır diyorum. Ve yine kendime diyorum ki, sen hiç bilinmeyenli bir denklemsin. Çözümsüz, insanları uğraştıran, anlamsız takılan, senin nasıl duyguların olabilir ki? Sen kendi dünyana mahkûm, insanlara asla rahatsızlık vermemen gereken birisi olmak zorundasın, kendini aşmak gibi bir çaban olmamalı diyorum. Ve yine diyorum ki; Başkalarının hatasında, yaptıklarında bir miktar hakikat olabilir, kendi kanaatimizde de bir miktar hata da olabilir. Ve bu yüzden diyorum ki kendime; sen bunları söylüyorsun ama belki de senin için üzülenler de olabilir, sen nereden bileceksin bunları diyorum. Sen; ağır, hiç bilinmeyenli, çözümsüz insanları şaşırtan bir denklem boğumunda da olsan belki de sana inanan seni senden daha iyi tanıyanlar da vardır olabilir diyorum Ve bu yüzden bu kadar karamsar olma diyorum. Sen yeri geliyor pozitif enerji saçabiliyor, bu güzelim duyguları insanlara yükleyebiliyorsun, insanları sevmeseydin 38 yıldır öğretmenlik hizmetini sırf para için yapamazsın ya, diyorum. Hem diyorum sevgiler yoğunlaştıklarında başka sevgilerle kaynaşmıyorlar mı? ve diyorum o sevgiler insanı gerçek mutluluğa hak ve hakikat sevgisine Allah sevgisine ulaştırmıyor mu?.Sen niye bu kadar kendini hırpalıyorsun,kalbi sevgi dolu olan yaşayan bir insan değil mi?sanki diyorum.İnsana yaşama duygusunu veren bu kalbi bağ hissiyatı ve sevgi derecesi değil mi diyorum.Onlar olmadan bu duygular nasıl tanımlanacaktı?Dünya muhabbet üzerine kurulmamış mı? Diyorum. Ve diyorum ki, sevgi birleştirmişse bir şeyi, onu ölüm ayırsa ne çıkar, kim birisinin kalbindeki sevgiyi söküp atabilir ki diyorum. Gönül diyorum sadece dil ile değil hâl ile de konuşur, bırak belki de söyleyemediklerin senin içinde seninle daha mutludurlar diyorum. İşte bu bağlam da bazen de kendime soruyorum:”Ben ne diyorum?” Benim genelde yazıya döktüğüm bu tür eleştirilerim karşısında güzel yorumuyla katkıda bulunan bir dostum ise şöyle diyor, aslında kendi düşüncesini de bu vesileyle ortaya koymuş bulunuyor .” Nefsin vicdan ile muharebesi.Hani bir zamanlar değerlerini vicdan mı yoksa cüzdan mı seviyesine indirenler vardı ya.Onlarda cüzdan ağır basmış olabilir ama sende vicdan daha ağır basmış..Diyordu..

Ve ben kendi çerçevemden kendi gönül iklimimden aheste aheste süzülüp gelen katreleri sizlere sunarken aynı zamanda bakış açımı da bu vesileyle süzmüş ve toplamış oluyorum. Önemli mi bütün bunlar elbette önemli. Ha bu arada en önemlisi de bu iklimin güzelliklerini dostlarla dost meclisinde paylaşmak en güzelidir. Ben düşüncelerimi sadece satırlara/cümlelere değil mısra mısra da sunmayı sevdiğimden şöyle iki kıtalık bir çalışmayı da gönül ikliminden çekip alıp göndermek istedim. Belki dost meclisinde erenlere yoldaş olur diye. Mesele, özü ve içten gelen özütü paylaşıp şerbete dönüştürmekse bir katrede katkımız olursa ne mutlu gönül göz yaşlarına diyerek sizlere bu rahmet ayında hayırlı ramazanlar diliyorum. Sağlıcakla kalın inşallah.

Mesele, ne söylersek, içimizde pişirmektir mesele, yürekten gelenle gönüllere gitmektir mesele, eğip bükmeden bir gönlü fethetmektir öz ile sözü buluşturup, kalplere gül dikmektir... 

Evet, mesele buyken elbette olan bitenlere de seyirci kalmamız kayıtsız durmamız mümkün değil.

Biz hakkı söylemek hakikati anlamak/anlatmak zorundayız. Kulluğun ve mümin olmanın gereği budur.

Seyircimi kalalım/ dilsiz ruhsuz şeytanlara dilsiz mi duralım/ruhlarını kirletip satanlara içimi karartan lekeleri sildim/ göz bebeklerimden ve yüreğimden hayat mâna ile anlam bulur/ruh nefes alıyorsa Rabbin ikliminden …..

yusuf erdoğan


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık