• 21 Kasım 2015, Cumartesi 9:37
YUSUFERDOĞAN

YUSUF ERDOĞAN

İÇİMDE KALMASIN DEDİM

Değerli okurlarımız. Bugün kafanızı ağrıtmadan hemen hepimizin karşılaştığı iki konuyu gündeme almak istedim. Umarım sizin de dikkatinizi çekebilirim ve bana hak vereceğinizi düşünüyorum.

(1):Vakit akşamleyin. Dinlenmek için evde oturuyorsun birden bire ortalığın sessizliğini bozan bir müzik sesi etrafı kaplıyor. Emde dışarıda ve soğuk havada. Bakıyorsun bir çalgı sesi ve o soğukta oynayan şahıslar. Ortalığı titreten bir gürültü ile zille oynayanların şakırtısı ta evin içerisine kadar geliyor. Ne yaparsın şimdi. Şu anda saat 21.00suları. Dışarıda halen devam eden oyun eğlence ve türkü sesleri geliyor. Şimdi hangi akıl buna izin veriyor? Ya da böyle bir düzenlemeyi hangi akıl izah edebilir? Akşam-gecenin belli bir saati, çalgı sesleri ve oynaş- gürültü zil falan/filan enstrümansesleri. İyide bu saatte deolsa, hemen her evde çoluk çocuk yaşlı hasta ihtiyar yok mu? Bu insanların bir tek vatandaşın çaldırdığı bu sesleri zorunlu olarak dinlemesi/dinlettirilmesi ne kadar normal ve mantıklı bir uygulama. Böylebir akıl olur mu? Yeniden düzenleme yapılamaz mı? Etrafta bir sürü okullar var. Bunların çok amaçlı salonları ve bahçeleri var. Fazla bir kira bedeli de/parasıda yok üstelik. Hiç değilse o okula da ufak bir gelir olur. Adam şu saate kadar emniyetten izin aldım diye süreyi sonuna kadar kullanıyor ve kanuni gürültüye devam ediyor. Bende sıradan bir vatandaş olarak diyorum ki; alınması gereken ve insanları rahatsız etmeyecek bazı tedbirler varken, neden bir kişi bütün mahalleyi ayağa kaldırır ve gürültü kirliliğine sebebiyet verir?. Bu bir yükümlülük mü? Yoksa mesuliyetsizlik mi? Bunun çözümü varken neden icra ediliyor bütün bu olumsuz ve lüzumsuz uygulamalar. Buna lütfen bir son verilsin ve gecenin hangi vakti saati olursa olsun bu yanlıştan dönülsün, vazgeçilsin… Lütfen….(14.11.2015)

(2):Bir diğer meseleye gelince:(15.11.2015)

Eğer dikkatinizi çekebilirsem söyleyim o zaman. Eminim sizinde dikkatinizi çeker/çekmiştir, belki de o zaman pür dikkat eder okursunuz yazıyı. Bir insana ceza vermek isteseniz bundan daha âlâsını bulamazsınız. Niye mi? Bakın sizlerde biliyorsunuz. Hep çağ atlamakla/atlatmakla övünürüz, âmâ hayati bir önem taşıyan bir uygulama karşısında susar(susmasak da)elimiz kolumuz bağlanır ve biz hiçbir şey yapamayız. Kımıldayamayız bile. Hani kalecilerin korkulu rüyası kalesinde gol görmek var ya! Hiç beklemediğiniz bir anda ani bir pozisyon gelişir ve yenmeyecek golü kalenizde görür, hayıflanırsınız. İşte bizde pazar günü elektrik kesintisiyle böyle cezalandırıldık azizim. Biz çağ atlaya duralım koskoca büyükşehir Konya ve onun en büyük merkez ilçesi Selçuklu ki; Üniversite şehri aynı zamanda ve binlerce rakamlarla yaşayan insanlar/öğrenciler/aileler kısaca hemen herkes, aynı cezaya çarptırıldı.  Bu kesintiyi önceden duyurmuş olabilirsiniz. Ama bu zamanda adı ve gerekçesi ne olursa olsun bir şehri ışıksız bırakmak nasıl izah edilebilir? Belki kendi gerekçelerinize göre haklısınızdır! Çalışmalar bakım onarım vesaire vesaire diyebilir siniz! Hepsi de gerekli çalışmalar ama bununda bir aklı mantıki yolu olmalı ve insanlar bir pazar günü böyle bir cezaya çarptırılmamalı Üstelik bugün dünyanın sayılı gelişmiş/gelişmekte olan ülkelerinin toplandığı ve Türkiye’nin ev sahipliği yaptığı bir tarih Biz büyük ve güçlü bir ülke olarak bunların arasında takımda yer bulmaya çalışırken aynı gün Dünya’nın tanıdığı ve “Gez dünyayı gör Konya’yı “dediğimiz bir sloganla övüncümüzü buhar edip uçuruverdik ve bir anda tüm prestijini yerle bir ettik. Diyelim ki; yabancılar geldiler ve yerleştiler otellerine. Hadi otelde jeneratör var, peki bu adamların hiç mi dışarıda işleri olmayacak ve gezip tozmayacaklar mı? Nasıl karşılarlar böyle bir manzarayı? Karşılaştırmazlar mı kendi ülkelerinin deki durumla? Nasıl izah edeceksin bunu onlara? Hatta onlardan önce en evvel kendimize nasıl izah edeceğiz bu uygulamayı? Selçukluda savaş olmadı Yukardan varil bombaları atılmadı Trafolara yıldırımda düşmedi

Kobe’deki(Japonya) gibi bir deprem de olmadı çok şükür Ama elektrik yok ve hayat pasifize edilmiş bir durumda ve tüm psikolojin yerle bir Ha kitap oku yazı yaz çık dışarda gez toz yapabilirsin! Âmâ herkes aynı şeyi aynı anda yapamaz ki? Yazık diyorum çok yazık valla Dedim ya adı ve gerekçesi ne olursa olsun böyle bir uygulama yakışmıyor Konya’mıza/ Konya halkına Eğer ki yetkililer durumdan memnun iseler yaptıklarına devam etsinler Yok, onlarda bizim gibi mustarip iseler o zaman çözüm üretsinler bu onların işi çünkü. Dünyanın tanıdığı bir şehri karanlığa gömmeye ve uzun saatler enerjiden mahrum bırakmaya kimsenin hakkı yok, sanırım. Olmaması gerekir. 1979 da Elâzığ’da göreve başladım. Palu ilçesinin bir kasabasında. Keban barajı var Elazığ’da. Ülkemizin sayılı elektrik santrali kurulu. Âmâ benim olduğum yer kasaba olmasına rağmen, orada o zamanlar elektrik yoktu, Hem baraj var hem bu kadar yakın hemde elektrik yok. Nekadar tenakuzlu bir durum değil mi? Gaz lambası ya da Lüks lamba denilen aydınlatmalar kullanılırdı. Tıpkı bizim büyüklerimizin gençlikzamanlarındaki gibi. Neyse biz şimdi esas meselemize dönelim. Bakın aradan bunca yıl zaman geçmiş ve bizler hala elektrik kesintileriyle uğraşıyoruz.

Ülkemiz başka ülkelerle boy ölçüşüyor doğru, ama uzağa gitmeden söyleyelim. Bu zamanda Konya gibi bir şehre böyle bir uygulamayakışıyor mu? Söyleyin Allah aşkına. Yoksa çağ falan atlamadık mı? Yoksa kendimizimi kandırıyoruz ne? Nükleer santral istiyorum öyleyse, hemen şimdi!(madem çağ atladık!) yusuferdoğan


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık