• 21 Kasım 2018, Çarşamba 8:36
YUSUFERDOĞAN

YUSUF ERDOĞAN

HEPİMİZ EĞİTİMİN İÇİNDEYİZ AMA

Yeterince bu konuda dikkatli miyiz? En başta kendimiz olmak üzere hayatın her safhası her anımız bizim; davranış biçimi, konuşma üslubu, hassasiyet örgüsü, duygusallık fırtınası, düşünme ve fikir beyan etme olgunluğu, algı idrak gibi tüm psikolojik etkenlerin üzerimizde oluşturduğu davranış biçimleriyle özdeşiz. Lakin kimimiz bunları kullanma da daha dikkatli kimimiz de kendisinde olan bu güzellikleri idraksizce negatif amaçlara hizmette kullanır.

Eğitimin insan yaşamına kalite kazandırdığı ve liyakat edindirdiği bir vakıa. Ceketimi satar yine okuturum hassasiyetinde olan velilerimizin artık bu sözleri günümüzde unuttuklarına da şahidiz. Birlikte elinden tutarak çocuğunu okula kadar getiren ya da servise ücret ödeyip gelmesine vesile olan velilerimizin bu tutumlarını okul kapısına gelince veya sınıfına bırakınca bitmiyor işleri. Çocuklarının duygusallık eğitimini ihmal edenler karınlarını doyursalar da en büyük zafiyet ve kaybımızın kişilik gelişimindeki milli ve manevi dinamikleri düşünme ve fikir addetme etkenlerini kazandıramamaları sonucunda elimizden kayıp giden ve eğitimin dışına itilen kaderiyle sokak kültürüne terk edilen bir bireyin sorumluluk ve vebali çıkıyor karşımıza.

Bir türlü kazandıramadığımız bireysel sorumluluklarımızla beraber milli kültürümüzün temel değerlerini ihmaldeki temel boyutlar, bizim en çok bocaladığımız ve hayat kavgamızın temel taşları ya da direnci şeklinde tezahür eden kavgamızın, geçimsizlik sendromu ile ortaya çıkan ve problem çözmedeki ön yargılarımız olarak şekillenen hatta diğer bireyleri anlayamazlıktan gelen bakış açımızla bu hiç değişmeyen semptomların inatla bizimle beraber büyümeye devam ediyor olması, sanki can çıkmadan huy çıkmaz benzetmesi gibi, ölümün son noktasına kadar bizi terk etmeyen hatta çocuklara olumsuzluk örnekleriyle birlikte bıraktığımız tarihi bir miras olarak kalan kin tohumlarıdır ki; bundan daha kötü bir miras bırakılamaz.

Mesela uzman bir psikoloğun şu görüşleri dikkat çekicidir.

1-)Ailenin tutumu ve yetiştirme tarzı çocuğun okuldaki başarısını büyük oranda etkiliyor. Bu sebeple karnedekilerin sadece çocuğun değil, ailenin de notları olduğuna dikkat çekmek gerekir. Çocuğun kendini geliştirmesine imkân sağlayan, ona özgüven kazandıran aileler, uzmanlardan tam not alıyor.

2-)Karne başarısı çocuğun akademik alanda, yani ilerde eğitim anlamında başarısına işaret eder. Hayat başarısı ise kabaca, bir alanda meslek sahibi olmak, mesleğinde başarılı olmak, iyi sosyal ilişkiler kurmak olarak tarif edilebilir. Okul notları çok iyi olmayan bir çocuk da birçok meslek alanında çok başarılı olabilir, iyi bir aile kurabilir ve sosyal olarak çok popüler olabilir.

3-)Karne notları okullara göre çok değişkenlik gösterse de, yüksek olması çocuğun düzenli, sorumluluk sahibi olduğunu ve zekâsını da iyi kullanabildiğini gösterir.

4-)Çocuklar için yaşıtları tarafından kabul edilmek, onlarla arkadaşlık kurmak ve duygusal alışverişte bulunmak gelişmeleri açısından çok önemlidir. Üstün başarılı çocukların zaman zaman yaşıtları tarafından dışlandığını görebiliyoruz, ya da çocuğun kendisi yaşıtlarını daha kısır bularak onlardan kendini uzak tutabiliyor. Ders alanında çok iyi olsa da bu durum sosyal ilişkilerin geliştirilmesi aşamasında çocuk için problem yaşatabiliyor

5-)İlköğretim döneminde çocuklar almış oldukları karneden değil, anne-babaların tepkileri nedeniyle kaygı duyarlar. Ailelerin tutumları ise farklılıklar göstermektedir.

Anne-babaların bir kısmı karnede zayıf gelmesi nedeniyle endişeli olan çocuklarda kaygıyı gidermek yerine daha fazla tepki göstererek kaygı ve korkuyu pekiştirmektedirler. İlk kez alınan bir zayıf, çocuğun problem çözme becerilerini test edeceği, geliştireceği için faydalı etkileri bile olabilir. Ailenin nasıl çözüm bulunacağı konusunda çocuğa rehberlik etmesi faydalı olur.

6-) Zayıf alan çocuğu aileler nasıl teselli etmeli?
Öncelikle çocuğun duygularının ifade etmesine olanak verip, neler yaşadığının değerlendirilmesi gerekir. Aşırı koruyucu ve kollayıcı bir yaklaşım sorunun yok farz edilmesine neden olur.

Başarısızlığın nedeninin çocukla birlikte değerlendirilip, başarısızlığın neden olduğunun onun anlaması sağlanmalı, çözüm yolları ile sorunun nasıl aşılacağı çocukla birlikte değerlendirilmelidir.

Çocuğun başarılı olduğu alanlar vurgulanarak, bunu da başarabileceği belirtilebilir. Belli kapasiteleri nedeni ile çocuğun daha fazlasını yapamayacağı düşünülüyorsa, anne-baba sevgisinin karnedeki notlardan bağımsız olduğunun ifadesi çocuk için faydalı olur…

(devam edecek)


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık