• 27 Haziran 2017, Salı 9:55
YUSUFERDOĞAN

YUSUF ERDOĞAN

HANGİ YÜRÜYÜŞTEN BAHSEDİYORSUNUZ

Dağ başını duman almış/gümüş dere durmaz akar/güneş ufuktan şimdi doğar/yürüyelim arkadaşlar marşının bir İsveç ormancı marşı olduğunu sonradan kurtuluş savaşı döneminde selim sırrı tarcan tarafından İsveç ziyaretinden sonra yurdumuza getirildiğini açıklamakla başlayım, dedim sözlerime.  

Bize okul yıllarımızda gençlik marşı olarak öğretildi, zaman zamanda müzik derslerinde söyledik bu marşı ve biz hep kendi milli marşımız olarak düşünüyorduk ta ki internet araştırmaları yapılana kadar kimsede bizlere bunun isveçe ait olduğunu söylemedi.

Neden söylenmedi? Maksat neydi? Kimi kimden saklıyorlardı? Neyin ortalara çıkması bunları huzursuz kılardı? Diyeceğim amma dünyada en çok kendi tarihi ile ilgili bilhassa son döneme ait araştırmalara bakıldığında resmi ve özel tarih bakışı/yorumu/yazılması arasında en garabet ülkenin bizim olduğumuz sonucuna inanmak istemiyorum, lakin bu böyle…

Ortada Cumhuriyetle beraber başlatılan büyük bir zihniyet değişimi yaşatılmak istenilmiştir. Halende bu zihniyetin varlığı resmi çerçevede ve bürokratik zihniyette kendini hissettirmektedir. Adeta traş edilen hafızalar sanki ülke insanını tamamen geçmiş bilgi ve sırlarından koparmaya ve kendini kimliğini topyekûn unutturmaya çalışan gizli bir elin faaliyetleri ve gücü nispetinde halkı kendi bırakılmadan kendisine kendi anlayışları ve doğruları nispetinde oluşturdukları yol haritasının kodlarını ezberletme gayreti içerisinde sunulan marşlarının güftelerinde belirttikleri gibi yeni bir orijine kimlik yaratma savaşı başlattılar. Muvaffakta oldular belli bir dereceye kadar ve bugün halkımız kendi inancıyla kavga eder hale getirildi, inançlar gerçekten yara aldı ve örselendi şimdilerde ise çağdaş ve modernizm adı altında bizzat ekranlardan bidatçilerin gayreti ile islamın özünden uzaklaştırma ve zihinleri bulandırma çabaları hız kesmeden sürdürülmektedir.

Devlet mekanizmaları eliyle kontrollü bir şekilde başlatılan ve dünya da genel geçer kavramlar olarak lanse edilen bu yaklaşımlar öyle bir tabu haline getirildi ki kimse cesaret edipte hayır bunun manası şudur diyemedi, dedirtmediler. Çünkü her şeyi devrim yobazları iyi biliyordu ve Recep Peker marifetiyle başta olmak üzere belli bir amaca yönelik dizayn edilmesi ve belli bir tornadan geçirilmesi geçmişe ait bütün bildiklerinin unutturulması hafızaların kazınması silinmesi ve kendilerine lanse edilen her şeye boyun eğilmesi adeta baş yücelik emirleri telakki edilmişti. On yılda onbeş milyon genç yarattık her yaştan denilirken de hedef geçmişe ait bütün izlere duyulan düşmanlık ve dışlama vardı niyetlerde. Başarılmıştı bilhassa ümidimiz olan genç nesil Avrupai tarzın göz kamaştırıcı neon ışıklarına hayran kitlelere dönüştürülmüş ve büyük bir kültürel emperyalizmin pençesine kendi değerlerinden uzak tutularak bir top mermisi gibi, atılmıştı.

Hani yaklaşık 200 yıl süren haçlı savaşlarının başlatılması gerekçelerinden biride doğunun göz kamaştırıcı zenginliğine duyulan hasret ve kavuşma telkinleri ile kendi fakirlik ve geri kalmışlıklarının acı faturasından kurtulma hayali Avrupa’da büyük bir kıpırdama başlatmıştı ya lakin binlerce yüz binlerce insan bu büyülü sözlerin kendilerine acı bir son hazırlayacağını sonradan anlamışlar ve din adamlarına karşı huzursuzluk ve güvensizlik temayülleri oluşmaya başlamıştı.

İmdi namı diğer Gandi Bey’de bir bahaneyle düşmüş yollara.Hedef Ankara’dan İstanbul’a işte belli bir günde takriben 20-25 gün gibi bir süre içerisinde yürüyüş yaparak adaleti protesto etmekmiş.! Gayeleri buymuş ana muhalefet müdürü böyle aniden birden karar alarak kendi partilerine mensup birisinin MİT tırları davasında casusluk yaptığı ve belgeleri sızdırdığı gerekçesiyle yargı nezdinde 25 yıl cezaya uygundur gösterilince, adeta KK büyük bir zıplama ile aldığı talimatlar doğrultusunda hemen birden dağ başını duman almış yürüyelim arkadaşlar diyerek, İsveç ormancı marşına eşlikle kendi çapında adalet mekanizmasının yanlışlarına dikkat çekme kabiliyle düştü yollara bakalım sonucu medyadan takip ediyoruz.

Rahmetli Demirel derdi ki; Yollar yürümekle aşınmaz, yürü bakalım nereye kadar tabanın dayanacak gidebileceksin. Bana kalırsa bu basit bir yürüyüş değil aslında. Bu senaryosu batılılarca yazılı figüranları içerde oynayan bir güdümlü baş eğmedir ve alınan direktifleri harfiyen yerine getirmedir. Bu bir ikinci kez GEZİ kalkışması provasıdır. Nasıl ki basit bir ağaç gezide sembol olarak kalkışmanın ve isyanın gerekçesi olarak masumane sunulmuşsa, şimdi de Yargı üzerinden verilen bir kararı protesto etmek adına adalet isteriz diye toplumu heyecana ve galeyana getirip iç kargaşa çıkarma arzu ve güdüsü vardır. Lakin bütün bu girişimler kötü ve basit bir senaryodan öteye geçmiyor ki; Çünkü milletimizin basireti bu tür hokkabazlıkları anlayabilecek kadar olgun ve kafası basmaktadır çok şükür.     Adeta bir emir eri iştiyakıyla acaba lehimize bir şeyle çıkartırda orduyu ve halkı birbirine düşürür isyan çıkarttırabilir miyiz bekleyişinden başkaca bir muradı olamayanlar bilsinler ki; batılı dostlarınız dışarıdan sizler onlarla el birliği içeriden su ve toprak gibi buluşsanız da bizim sağlam ve temiz bedenimizdeki ruhi inisiyatifimiz sizin karanlık dünyanıza geçit vermeyecektir. Ve biz biliyoruz ki;   sizin bu çabanızın altında kendi kirli gizlemeleriniz yatmaktadır ve Savcı Sayan adeta sizin yüreğinizin süveydasını bildiğinden karanlık emellerinizin pembe rüyalara dönüşmesini engellemekte ve işin başında bunu en çok dillendirenlerin korku telaşesi yatmakta olduğu mutlaka yarın bir gün açığa çıkacaktır, biz sabırla bekleyeceğiz bunun böyle olduğunu. Çünkü en başındaki zatın haberi olmadan kim nasıl ve şekilde hareket edecektir? Bilgisi dışında kim ne yapabilir? Bunlar kaset kumpasından da önceleri haberimiz yok demediler mi?

İştin ve öğrenin ki; Bugün kutlu yürüyüşün alasını Sayın Cumhurbaşkanımızın nezdinde halkımız onunla beraber yürümektedir, Anadolu Halkı kurtuluş ve kendini bağlarından zincirlerinden kopartmak için kutlu bir davanın arzusu gereği bu ülkede insanca yaşayabilme ve değer olduğunu hissetme hakça bölüşme adına gerçek kutlu yürüyüş davasını kimin peşinde yapacağını bilmekte ve çakmalarla işi olmadığını da verdiği sandık kararı ile tescil etmiştir.

Asil Anadolu insanı; kutlu davanda önüne çıkan her engeli, insani derinlik ve hoş görü ve kararlılık ve sabırlı adımları, davranışı ve inancıyla ve Allah’ın izniyle zaferle taçlandıracak ve yeniden dirilişin kutlu öncüsü olacaktır. Bence davası olan insan, yaşayan insandır.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık