• 30 Eylül 2015, Çarşamba 0:00
YUSUFERDOĞAN

YUSUF ERDOĞAN

GENÇ SİVİLLERİN KORKUSU(2)

8-Malezya’ya benzemek isteyen İslamcı müteahhitlerin boğaza Petronas Kuleleri dikmesinden korkuyoruz.

9-Cumhuriyet Gazetesi reklamlarındaki “Tehlikenin Farkında mısınız ?” yazısının Malay Alfabesiyle yazılmasından korkuyoruz.

10-Doğan Medya Grubunun Akit ve Yeni Şafak gazetelerini de satın almasından korkuyoruz.

11-Doğan Medya Grubunun Malezya’da gazete almasından korkuyoruz. Bu gazeteninse” Malezya Malaylarındır” sloganıyla çıkmasından korkuyoruz.

12*Ertuğrul Özkök’ün bu gazeteye Genel Yayın Yönetmeni olmasından ise Malezyalılar korkuyor.

13-Ramazan Reklamı yapan Coca Cola’ nın yeşil sermaye diye ilan edilmesinden korkuyoruz.

14-İsmail Türüt’ün Eurovision’ da bizi temsil etmesinden korkuyoruz.

15-Ozan Arif şiirlerinden ÖSS’de soru sorulmasından korkuyoruz.

16-Katilleri öven açıklamalar yapan İzmir Baro Başkanının bir dönem daha seçilmesinden korkuyoruz.

17-Yeri gelmişken, Fadime Şahin-Ali kalkancı filminin devamının çekilmesinden korkuyoruz.

18-Meclisi dualarla açılan Yunanistan’ın bizden önce Malezyalaşmasından korkuyoruz!..

Liste bu kadar, aslında bu listeye yeni ilaveler yapmak mümkün, ancak bu kadarı da anlayan için kâfi bence. Ha bu listeyi, ti’yemi alırsınız! yoksa ciddiye mi alırsınız orası sizin algılamanıza bağlı. Her şakanın altında biraz ciddiyet yatar diyorsak ve bu ifadeler de biraz abartılı durumlar gibi gözükse de, maalesef, bizim toplumsal dinamizmimize uyan bir enstrümandır, diyorum. Çünkü bu tür filmleri bizler toplum olarak çooook seyrettik…

Yukarıdaki özetlenen korku öncelleri bir tarafa, şunu halisane bir şekilde belirtmek isterim ki, bizim toplum olarak kafamız bir hayli karışık. Nerde ne yapacağımızı, ne şekil hareketlere nasıl tepki vereceğimizi inanın kendimizde bilmiyoruz. Bizdeki duygular sel suları gibi birden kabarıyor ve birden duruluyor. Neyi ne yönde kullanacağımızı artık kestiremiyoruz. Duygular bir anda coşkuya, coşkular bir anda da yerini karamsarlığa bırakabiliyor. Bizler, kendi kişiliğimizde beslediğimiz birer korku umacıları kullanarak belki de bu şekilde işin içinden sıyrılmaya çalışıyoruz.

Mesela ben ilkokula giderken korkardım. Çürük yumurta sarısı o binayı görünce bilmiyorum neden, beni bir heyecan kaplar, ayaklarım bir türlü gitmezdi. Bunun o döneme özgü nedenleri vardır, ancak okul ve öğretmen korkusu bizim çocukluğumuzda yaşadığımız etkili hadiselerdendi…

Bilelim ki; toplum olarak sancılı dönemler geçirdiğimiz artık kanıksanır bir durumdur. Ancak bu, benim kanaatimce müjdeli günlerin doğum sancısıdır. İşte bu ortam da hepimize düşen  daha makul ve mantıklı davranarak bunu hayatımızın nirengi noktası oluşturabilmeliyiz. Fiziksel/bedensel) ve Kimyasal(Ruhsal) varlığımızı ancak birbirimizi anlayarak sürdürebiliriz. Her ne surette olsun dayatma değil, en azından ortak payda da ülkümüzü birleştirebilmeliyiz. Bizim Ülkemiz için mozaik falan diyorlar, Ben buna katılmıyorum. Hayır, biz mozaik değil, aslında cıva gibi bir toplumsal yapıya sahibiz. Ben böyle düşünüyorum…

Hakikati konuşmaktan korkmayınız.(M.Kemal Atatürk) ve Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak, (M:Akif Ersoy) diyerek kendi insanına ve toplumuna güven veren bu ifadeleri görmezden gelmek mümkün mü?  Hayır, artık hiç kimsenin korkmasına gerek yok. Türkiye’miz kendi çoğul yapısı üzerinde, farklılıklara tahammül gösterip, farklılıkların düşmanlığa dönüşmesini engelleyecek olgunluktadır. Burayı vatanı bellemiş insanların herkes gibi, Ülke idaresinde söz hakkı ve oy kullanma hakları vardır. İnandıkları gibi yaşama hakkı da olmalıdır. Kimse inancından dolayı kınanmamalıdır. Toplumları ayakta tutan yegâne kuvvetin; insanlarının inançlarını koruma, yaşama, yaşatma ve kültürel birikimlerini, değer yargılarını akıl, inanç ve bilim çerçevesinde geliştirme haklarına saygı gösterildiği nispetinde, buna imkân tanınmasıyla varoluşunu sürdürebileceğini söylemek ve kabul etmek zorundayız. Bizlere büyük düşünmek yaraşır. Hiç kimse ben her istediğimi yapabilirim hevesi de gütmemelidir. Tarihimiz bize büyük bir misyon yüklemiştir, bunu göz ardı edemeyiz. İnsanları büyük düşünen ülkenin hedefleri de daima büyük olur.

                Toplumsal göstergemizin basınç ayarları ortak akıl etrafında düzenlenip milli ve manevi değerler korunarak, hoşgörü ikliminde yol alınırsa, kimsenin bundan sonra rot balans ayarı yapıyorum diye heveslenmesine ve insan haklarının askıya alınmasına gerek kalmaz. Yeter ki niyetler samimi ve sahih olsun…

SONUÇ OLARAK ÖZETLERSEK:

1-Bizlerin birbirlerine karşı olumlu davranış geliştirme ve bireyi ön yargısız kabul etmede gösterdiği ve toplumsal kargaşaya sebep olan hususların en başında maalesef, bizim benliğimizi oluşturan bilinçaltı tortularımız gelmektedir. Bunları kırmanın yolu doğru kanallardan okumak ve kendini geliştirebilmektir.

2-Birçok badireler atlatıp, hala dimdik ayaktaysak bilinsin ki, bu insanların birbirlerine olan sahiplenme duygusu ve değerlerine olan bağlılığı, bu ayakta kalmanın hakiki göstergesidir. Eğer düşünmek tek kulvarda olacaksa, düşünceyi yayma ve kanaat özgürlüğü ne için var?

3-Karnından ve midesinden konuşan hımhımcılar, zannederler ki, her şeyi kendileri iyi bilir yahut mutlaka kendilerine sorulması gerekir. Hatta kendilerinden daha fazla da kimse onlar kadar ülke ve toplumsever olamazlar. Bilakis; hiç kem küme gerek yok. Herkes ama bu topraklar üzerinde yaşayan herkes, ülkesine âşık ve canını ortaya koymaktadır. Şehit veya gazi olmaktadır. Kimse kimseye kendince sevgi ölçüsü koymasın. Bu kutsal vatan toprakları için canını veren herkes değerlidir. Bu böyle biline. 

4-İnsan kendisine öğretilen mevcut bilgilerden doyuma ulaşmazsa, zaten kendisinde var olan bir şeyi arama ve öğrenme arzusunun hareketiyle sürekli arayışa yönelmesi normaldir. Ve bu durum tatmin oluncaya kadar sürer. Ancak aradığının mutlaka ilmi bir izahı ve bakış açısı olmalıdır. Sürekli komplo üretmek ve korku çalmak akabinde güvensizliği de öne çıkartıyor. Toplumda kültürel ortamı aynı ama birbirine güven duymayan yabancılar korosu oluşuyor. Öyleyse Sağlıklı düşünmeyi, akıl yürütmeyi ve dinlemeyi, zül kabul edip kalpleri karartmak yerine, insanlara karşı empati oluşturup sağlıklı iletişim kurmayı denemek daha faydalı olur kanaatiyle, olumlu performanslar çizilmesinden yanayım.

5-Uyu, uyu, yat uyu!  sendromundan kendimizi kurtarıp, Oku, oku, kalk oku!  İstasyonuna geçiş yaptığımızda, insanların İslam’ın hoşgörüsü çerçevesinde buluşacağı bir atmosferin, toplumsal dinamizmimizin gücüne güç katacağından, toplumsal barış ve kaynaşmanın tavan yapacağından asla şüphem yoktur…

ÖZEL NOT: Genç Sivillerin korku listesine dâhil ettiği gönlü kutsal değerlerle dolu gerçek Halk Ozanı ve Gönül adamı Sayın Ozan Arif (Şirin) Ağabeyi bu kategorinin dışında bıraktığımı kendi adıma beyan ediyor ve kendisine ait bir dörtlükle, sağlık ve iyi dileklerimi sizlerle paylaşıyorum...

Ülkü için Şehit İçin Kin İçin/Hazneye Mermiyi Sürenlerdeniz.

Vatan İçin Millet İçin Din İçin/Başını Severek Verenlerdeniz.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık