• 06 Ekim 2018, Cumartesi 8:53
YUSUFERDOĞAN

YUSUF ERDOĞAN

GASPIRALI  İSMAİL  BEY

Türk Dünyasında “dilde birlik, fikirde birlik, işte birlik” düşüncesiyle istiyordu ki; Bütün Türk Dünyası bu üç şık babında bir sacayağı oluştursun. İstiyordu kİ; Türkçe Kırım’dan Herat’a, İstanbul’dan Kaşgar’a kadar herkes tarafından okunsun, anlaşılsın ve kardeşlik ruhu milli bünyede pekişsin.

Rusya’da daha doğrusu Kırım’da 1883yılında takriben Ekinci isimli gazetenin kapanmasından tam altı yıl sonra Ruslardan izin almak suretiyle 35 yıl yayınına devam edecek olan Tercüman Gazetesini çıkardı. Gaspıralı İsmail Bey istiyordu ki; Tercüman Gazetesindeki Türkçe tüm Türk Dünyasında etkin ve egemen bir dil olarak çağa hitap etsin. Kullanılsın ve anlaşılsın. Ortak Milli Dil olarak bizi özümüze bağlasın. Bizim çilemizin birbirimizce anlaşılmasına aracılık etsin. Milli Ruhu beslesin. Yüceltsin. Milli Tarihin değer yargıları ateşin bacayı sarması gibi tüm Türk Oba ve Köylerine varıncaya kadar ilim irfan Kültür dili olsun.

İstiyordu ki Gasp ıralı İsmail Bey Tercüman Gazetesi aracılığı ile yayınlanan güzel Türkçemiz sadece aydınların konuştuğu bir dil olarak kalmayıp, sokaktaki hamallardan Çin’deki devecilere varıncaya dek konuşulsun, sevilsin ve dahi yaygınlaşsın istiyordu.

En çok üzerinde durduğu husus dilimizdeki Arapça ve farsça tabirlerden vazgeçmek ve bunun yerine İstanbul Türkçesindeki tabirleri kullanalım düşüncesidir.

Ve özellikle Kırım’da, Azerbaycan’da ve Türkistan Sahrasında asla Rusya dilimize girmesin buralarda Rus Dili Türkçemize bulaşmasın istiyordu.

Rusların komünizmin etkisiyle Türkleri birbirinden koparmak için denemedikleri yöntem kalmamıştır.     Dil ve Din konusunda en büyük darbeyi Ruslar Türklere vurmuşlar, her bir Türk Boyu için ayrı ayrı alfabeler icat etmek suretiyle hepsinin de birbirinden farklı kökenler olduklarını inandırmaya çalışmışlardır.

Komünizmin bu safsatalı baskı uygulaması Çavuş eski döneminde Romanya’da bile görülmüştür.   Sınıfta bir Tarih dersinde Romanyalılar ders kitaplarına aldıkları yalan dolan cümlelerle “Türkleri şöyle yendik,böyle alt ettik,bunca yıl böyle elimizde egemenliğimizde tuttuk gibi” beylik laflarla beyin yıkamaya çalışırlarken sınıfın içerisindeki bir Türk çocuğu cılız parmaklarıyla söz isteyerek “madem ki siz bizi şöyle yendiniz,böyle mağlup ettiniz ve hiç kaybetmediniz  .!!! Peki, biz yenile yenile buralara kadar nasıl gelebildik? Deyince Komünizmin tarih yazarlığı safsatası bu Türk çocuğunun aklına mağlup ve mahcup olmak zorunda kalıyor.”

Gasp ıralı İsmail Bey’in (Allah rahmet eylesin) Bahçesaray’da metfun bulunan mezarını Moskof keferesi rahat bırakmamıştır.

Moskof Zalimi Gasp ıralının mezarına bile tahammül edemeyerek oraya kendileri gibi bir domuz çiftliği kondurarak domuzluklarını böylece yalınkılıç ilan etmişlerdir.

Rusların bu tahammülsüz davranmalarının sebebi ne ola? Demeyeceğim çünkü bunda anlaşılmayacak bir şey yok. Milli Birlik ve beraberliği bütün Türk Dünyası için öngören bir yiğit kahramana elbette Rus ayıları domuz kıskançlığı ve tahammülsüzlüğü sınırlarını zorlayacaklardı.

Gaspıralının savunduğu ortak Türkçe bugün hayata geçmiş olsaydı ne olurdu? Evvela Türkler arasında ortak bir milli dil bizim köken itibariyle kardeşlik bağlarımızı güçlendirecekti. Komünizim aramızda istedi gibi at oynatamayacak ve başarılı olamayacaktı. İnanca yediğimiz darbe bu kadar güçlü olmayacak, Türk Dünyası İslam kardeşliği çerçevesinde ortak bir paydaş olacak bu durum milli sınırları sınırların içerindeki kardeşlik kenetlenmelerini ve Kültür, edebiyat, sanat, tarih, Coğrafya, çeşitli enstitülere varıncaya kadar ortak alanlarımız olacak ve derin sırlarımızın keşfi bir o kadar kolaylaştığından Türk Dünyası belki de yeni bir medeniyetin öncüsü olacaktı.

Bizim Çocuklar ise Cumhuriyet kurulduktan beri sürekli yönünü batıya çevirdiğinden milli olma konusunda pekte oralı olmamışlardır. Zaten düşmanlık besledikleri Osmanlı’ya karşı duydukları öfke tsunami gibi kabarınca devrim maskesi devreye girmiş batının bütün kokuşmuş kendi kültürel değerlerini yansıtan akümülatörleri, çare diye tutunulmuştur.

İslam düşmanlığı öyle bir kimliğe büründü ki herkes birbiriyle yarışır hale geldi, bütün toplumsal faaliyetler, sanatta şiirde edebiyatta tarih ve sosyolojide hemen her şey İslam düşmanlığına karşı seferber edilmiştir.

Biz Gaspıralı İsmail Beyin savunduğu”dilde birlik, fikirde birlik, işte birlik” ortak paydaşını ne anlayabildik ne de yeterince savunabildik. Sadece Türkiye’de belli bir kesim tarafından cılız da olsa dile getirilmeye çalışıldı, ama esaslı bir devlet politikası olarak imkân ve ihtisasa gerek görülmedi.

Özellikle Türkiye’de bir dil katliamı yaşanmıştır. Rusların tahammül edemediği İsmail Gaspıralının ileri sürdüğü ortak dile bir darbede kendimiz vurmuşuzdur. Ve nedenini de bizzat kendileri açıklamışlardır.

Hatıratında diyor ki İnönü: “Harf devriminin tek amacı ve hatta en önemli amacı, okuma yazmanın yaygınlaşmasını sağlama değildir. (...) Devrimin temel gayelerinden biri yeni nesillere geçmişin kapılarını kapamak, Arap-İslâm dünyası ile bağları koparmak ve dinin toplum üzerindeki etkisini zayıflatmaktı. Yeni nesiller, eski yazıyı öğrenemeyecekler, yeni yazı ile çıkan eserleri de biz denetleyecektik. Din eserleri eski yazıyla yazılmış olduğundan okunmayacak, dinin toplum üzerindeki etkisi azalacaktı.” (İsmet İnönü Hatıralar, Cilt 2, Sahife 223, Bilgi Yayınevi 1985)

Şahdamarımız,varlık sebebimiz,canlı bir varlık ve binlerce yılın birikimi olan hayat membaı, devrim uğruna yok sayılıp,sert bir geçişle maksadın okuma yazma değil,islamdan koparmak olduğu bizzat mümessillerinin ağzından  teyit edilmiş ve Moskova’nın yapmak istediğini biz gönüllü kendi dalımızı keserek yerine getirmişiz.!!!


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık