• 08 Nisan 2017, Cumartesi 8:35
YUSUFERDOĞAN

YUSUF ERDOĞAN

EVET, HER DİLDE EVET

Bir toplumun hayatını idamesi hayatın şartları karşısında alacağı tedbirlerle ilintilidir.Kültürel dinamizmi bunun can damarını oluşturur.Tarihte bir çok toplumlarda çöküşler ve kalkınmalar    yaşanmış mührünü yaşadığı çevreye  vuran ve hayat kültürüyle hem kendi donanımını sağlayan hem de diğer toplumları aydınlatan figürler,kalp ve iradeleri ile seçkin bir kimlikle anılmışlardır.Aynı gezegen altında bulunan,aynı güneş ve ay’ın yüzünü gören ve fakat çeşitli inançlara sahip olan toplumlar,birbirleriyle her zaman dost kalmamışlar,aralarında çıkan sorunları çağın icaplarına göre     sahip oldukları güçleriyle üstün ve baskın çıkma belki de güçten kaynaklanan haklı çıkma sevdasıyla     dünya’yı mutlu bir yuvaya dönüştürme değil de daha çok sahiplenme ve sömürme güdüsüyle kendilerine bir sevda kulpu tutundurmaya çalışmışlardır.Bu söylenilenler daha çok inanç bazında dünya da ki gelişmelerin yol bulup yönlendiği gerçeğini ortaya çıkarır.Yani toplumların medeni.! Seviyesini tayin eden onların inanç manzumeleridir. Medeniyeti şekillendiren kültürel birikimdir.    Onların hayata bakışını sağlayan ve insana verdikleri değeri tayin eden de bil fiil sahip olunulan inançlardır. Öyleyse şöyle bir cümle kurabiliriz, inanç bazında” güzellik bedende değil insanın taşıdığı yüreğindedir.” Eğer yürek güzel olmazsa insan dünyayı kanada bular, insanlara dünyayı darda eder.    Ama insan inancı doğrultusunda dünyayı değil ateşe atmak İbrahim’in gül bahçesi gibi kılmak içinde inançlarına bağlı kalarak dünyayı yaşanabilir hale getirmekte ister.

Bugün hak ve batıl çarpışmaların en şiddetini yaşamakta, batıl küfür tek bir kuvvet olarak İslam sancağına yüklenmekte ve onu devirmenin iç-dış hesapları ile şeytanca planlarını yürütmektedir.     Bugün Türkiye öz kendi lideriyle birlikte hareket etmenin ve haksızlığa zulme kafa tutmanın, mazlumun yanında olmanın ve her yandan kuşatılmanın ağır zorluklarını nerdeyse içte ve dışta tek başına yüklenmiş, ama dimdik ayakta durmanın heyecanıyla yeni bir imtihanının, yani 16 Nisan’ın görev ve sorumluluk icaplarını yerine getirme mücadelesindedir. Her şey açıkça içinde bulunduğun durumun vaziyet ve şartlarını iyi tahlil etmede, iyi analizler yapmakta ve geleceğe ait düşüncelerin ve nizamı âlem ülküsünün omuz ve yüreğimize yüklediği bilinçle hareket etmeyi gerektirmektedir. Hele de bu zamanda, hiçbir keyfi davranış, birisine karşı duyulan ve aşırıya kaçan kin ve nefret, ifrat ve tefrit, bizi düşüncemiz ve geleceğimizin güzelliğinde boğmamalı ve küçük hesaplar uğruna evdeki bulgur’dan da olmamalıyız. Çünkü Türkiye’den başka Türkiye yok. Çünkü Türkiye, Türkiye’den büyüktür. Çünkü biz geleceğin Türkiye’si için bunca zaman çalınan yaklaşık yüz yıldır çalınan hayatımız için şimdi bir daha aynı duruma düşmeme adına, birlikte hareket eden ve kaygısını geleceğini hatta her şeyini nerdeyse bizim referanduma kilitleyen Hıristiyan batı dünyasına karşı yüzümüzün akıyla vereceğimiz bir savaşın içindeyiz. Bu bilinçle hareket etmek ve düşünmek zorundayız. Kimse küçük hesaplarla kafaları karıştırmasın. Önümüzde küffar var. Bizim referandumu bizim halkımızdan daha çok düşünüyorlar, Neden bu kadar bu konuyla alakalılar? İşte biz kendimize bunu yürekten sormak ve vicdanen cevaplandırmak zorundayız.

Bir toplumda inanç ve yaşantı sağlamsa geleceği vardır ve devamlıdır.Bir toplumda ikilik ve çekişme vardır,aralarına fitne salınmıştır,işte o toplum çar çabuk dağılır ve yıkılır gider.Kendi tarihimizde ne kadar çok örnekler var.Bu nedenle biz bu geçmişteki tarihi ve sosyolojik dinamiklerden yararlanmak     bunları kendimize ders çıkarmak için incelemek ve iyi düşünmek zorundayız.İçinde bulunduğumuz    zorlu coğrafya’da batıl,kendi sistemlerine bile inanmamakta ve muteber seçilen ama kendinden olmayan liderleri,yöneticileri biri bir indirmekte,iç savaş çıkarmakta ve kan dökmektedir.Sadece kendi    insanının mutluluğuna dünyayı avucuna ve menfaatine alıp yakmak isteyen diğerlerine köle gözüyle bakan ve şiddet yanlısı batılın davetçilerine uymak ne kadar sağlıklıdır.Ne kadar akıl karıdır.Zaten bugüne kadar görülmüştür ki;Onların niyeti sadece seni kullanmak ve sonunda harcamaktır.Tüm anarşi ve terör eylemlerinde bile aynı taktiği kullanan bu batılılar değil mi? Velhasıl seni kendi kültürel    dairesine ve fikir dünyasın hapsedip mankurtlaştırma ve köle edinme isteğiyle dünyayı zulme açık hale getirmeye çalışanlarla birlikte olmak,sahip olduğumuz inancımıza aykırıdır ve asla bağdaşmaz,   kabul edilemez bir durumdur.Bizi yıkmak isteyenlerle bir olmak denizde yılanla kucaklaşmak gibi bir şeydir.Bizim motifimizde insana saygı onu rencide etmeden ikna ve tebliğ ve değer vardır.Lakin biz    bugün ne olduğumuzu ve nerede durmamız gerektiğini açıkça ve yaklaşık yüz yıldır kaybetmişiz.Batı      bizi kendi suyuyla yıkamaya başladığından beri içimizin kiri gittikçe arttı ve karanlıklar ruhumuzu kapattı.Bu hengamede ahlaki çöküntüler,anarşi ve terör, iç çalkantılar,kötülük ve zulümler,inanç düşmanlıkları,ruhen hastalıklar,batıl inanca karşı duyulan eğilimler,merhamet ve itaatın azalması,    umutsuzluk ve bencillik,tanımamazlıktan gelme  ve sahip çık(a)mama,gibi sari hastalıklar bizi oldukça sardı,sarmaladı biz kendimiz olmaktan çıktık.İnançlarımız sadece nüfus kağıdımızda kaldı,lafını çok ettik ama yaşantıda yaya kaldık.Hatta kendi inancımızda kendi ruhumuzda savaş açtık.! Biz bize benzemeyen yeni bir dünyanın garip yolcuları olduk. İttirildik, ötelendik, dışlandık, kaygımız hiç eksik olmadı, Ülkemiz yabancıların sistemlerine ve açık-gizli oyunlarının yolgeçen hanı oldu. Elini uzatanlar sırtımızdan hançerlediler. Biz elimizi uzattık tutalım diye onlar el yerine savaş baltalarını çıkarttılar. Biz artık biz değil kendi ülkemizde üvey evlat muamelesi görüyorduk. Sanki biz bu ülkeyi canımızı ortaya koyarak değil de bize lütfen verilmiş gibi efendilerimizin emrine uymak ve kendimiz gibi değil onlar ne isterse öyle olmak zorundaydık!

İmdi, Tarih boyunca İslam’ın sancaktarlığını yapmış ve Hz. peygamberin hadisine mazhar olmuş bir kavim olarak, sanat kültür ve edebiyatta, ilim irfan ve yaşantıda yeniden ve bir daha İslam rönesansı için ve yeni dimdik bir Türkiye için, diriliş için, uyanış için, kardeşlik dostluk ve güzel ahlaklılık ideal ve ilkeleri için, fitne ile tahrip edilen inanç değerlerimizin bizi ve kardeşliğimizi yeniden perçinleştirecek ve ümmet bilincine sahip çıkacak inşaası için, aramızda kuru kavga ve çekişmeleri sonlandırması için şu anda sahip olduğumuz devletimize sahip çıkmalı ve çıkılmalı, destek verilmeli, küffar sevindirilmemeli, onların oyun hile ve desiseleri başlarına geçirilmeli, Türk olmadan huzur ve adaletin olamayacağını bir kez daha dünyaya ilan etmeliyiz. Ve yeniden gönül seferberliğine birlik ve beraberliğe koşmalıyız. Ümidimiz inancımızdır, ümidimiz Allah’a olan güvencimizdir. Ümidimiz mazluma kucak açmamızdır. Yol belli yordam belli, hedef aynı, yüreklerde aynı çarpıyorsa bizim önümüzde gayri kim durur? EVET, kim durur?


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık