• 09 Nisan 2016, Cumartesi 10:22
YUSUFERDOĞAN

YUSUF ERDOĞAN

ER MEKTUBU GÖRÜLMÜŞTÜR

Merhaba Sevgili Dostlar,

Hepinizi en güzel duygularla selamlıyorum. Hepimizi ilgilendiren, üzüntüye sevk eden birçok olaylarla karşı karşıya burun burunayız. Birçok problemlerle mücadele veren ülkemiz içte ve dışta onurlu bir duruşun Osmanlıdan bize miras kalan hassasiyetini sergilemektedir. Baş döndürücü bir hızla, hem dünyada meydana gelen kaygı verici gelişmeler hemde, ülkemizin birliğini bozmaya yönelik hain ellerin çektiği tetiklerle gelen şehit haberleri ve ailelerinden koparılan gencecik delikanlıların yürek yakan hikâyeleri. Bizler bunları tarihimizin birçok dönemlerinde özellikle buhranlı olduğu zamanlarında çokça yaşadık. Tarihi süreç içerisinde, toplumsal olayların doğası gereği birçok kez bizi yıpratan olaylarla karşılaştık. Hemen hemen karşılaşmadığımız hiçbir zorluk kalmadı. Âmâ hepsine karşı gösterdiğimiz sabır ve cesur yüreklilikle hem de ülkemizde cereyan eden kaygı verici siyasi gelişmeleri, atlattık hemde, ülkemizi ameliyat masasına yatırmak isteyenlere karşı, yeniden dirilişin öyküsünü yaşattık. Şimdi yine tabir caizse haçlı zihniyeti marifetiyle üzerimize gönderilen, görünürde ermeni PKK asala ama perde gerisinde tüm haçlı zihniyeti bir Moğol edasıyla Anadolu’muzu işgale kalkışmakta, bizde onlara karşı Sultan Alâeddin’in kararlı ve uzağı gören politikaları ile Diriliş Ertuğrul’un yine basiretli tutumu ve oyunu kendi içinde bozmaya yönelik hamleleri ve dik duruşumuzla, Halkımızla bütünleşmenin sevdasıyla dik bir duruş sergilemenin heyecanını yaşıyor ve Rabbimizden birliğimizi bozmak isteyenlere fırsat vermesin diye dua ediyoruz. Muhalefetin böyle bir ortamda söylemlerine son derece dikkat etmesi gerekirken, hala meclisin 1980 öncesi yıllarını anımsatan terör ağızlı söylemleri siyaset dili olarak kullananların varlığını biliyor ve bu meclisin çatısı altında ruhen uyumsuz bir kimlik taşıdıklarına şahit oluyoruz. Zaman zaman birbirlerine verilen desteğin en bariz örneği olarak, iyi salladık diye seçim sonu kutlama beyanları, diğer tarafta sırf muhalif olma düsturuyla nerdeyse değil, tamamen müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhid edebilme noktasına, Tayyip düşmanlığı ile gelmelere şahit oluyor, beri taraftan toplumu germe yıkıcı ve bölücü söylemlere sığınarak her gün zehrini kusma gibi meclis çatısı altında yaşananlar, günlük olağan hal ve duruma dönüştü. Yani bir yandan birbirleriyle tam bir fikir birliği oluşturamayan ama Cumhurbaşkanımıza düşmanlıkta bir araya gelmeyi başaran bir zihniyet ve bunların türlü gerilimlere yol açan, dokunulmazlık maskesi altındaki pertavsız demeçleri ve çözüm yerinin parlamento ve meclis çatısı olmasına rağmen, mevcut parlamenter sistemin dışında kendine göre çözüm yolu aramak isteyenlerin kurdukları ve kurtarıcı olarak gördükleri bazı terör odaklı gizli yapılanmalar ve bunların eylemleri ile ülkeyi gerim gerimgeren toplumsal hassasiyetimizi görmezden gelerek sinei meclis yerine, sineimillet’e döneriz diyen politiksöylemler. Hassas bir coğrafya da bulunduğumuz göz ardı edilmeden ve insanımızın birlik ve beraberliğini bozacak, gücümüzü zayıflatacak elimizi kolumuzu bağlayacak ve ekonomik gelişmeleri kaygı verici boyutlara ulaştıracak yanlışları yapmadan ki bunun siyasi etkileri daha fazla kendini hissettirmektedir, akıllıca hareket edilmesi hepimizin kaygılarını gidermesi açısından önemlidir.              

                Bugün devletlerin birbirleriyle olan mücadeleleri görünür er meydanları değil, onun kültürel birikimleriyle ilgilidir. Bilim, kültür, sanat spor, edebiyat, siyaset, ahlak kısaca bir milletin hayat tarzı ve yaşama biçimi olan kültürüyle ilgilidir. Eskiçağ tarihinde Çin’in ipekli hediyeleri, tatlı sözü, Çinli prensesleri bizim genç yiğitlerle evlendirmeleri sonucu bizim içimize girip aramızın açılmasına ve ülkemizin birlik ve beraberliğinin ortadan kalkmasına yol açmışsa, daha dün Bizans’ında aynı taktik ve usullerle şehzadeleri kandırıp dünya nimeti için onları hükümdar olmaya zorlayarak ve destekleyerek devletimizin zayıf durumundan istifade etmeye kalkışmışlarsa, Sultan Fatih’i zehirlemişlerse, Attila evlendiği günün sabahında yatağında ölü bulunmuşsa, Sultan Fatih’in vefatını günlerce kiliselerinden duyurup Büyük Kartal öldü diye bayram etmişlerse bunun altında yatan sebepleri anlayamama gibi bir lüksümüz yoktur. Cem Sultan’ın” din değiştir, Hıristiyan ol sana yardım edelim”, diyen Papa’ya; verdiği cevap manidardır.

“Değil Osmanlı Sultanlığı, Dünya Sultanlığı bile verseniz, asla dinimi değiştirmem”, sözü ile bu isteğinin yanlış olduğunu ve devletini düşündüğünü belirtmesi gibi… Aynı sıkıntılar bizim Kurtuluş savaşı sırasında daha dün yaşadığımız henüz mürekkebi kurumamış olaylardır. Bu ülkenin kolay kurulmadığını, kolay kazanılmadığını aklı başında herkes bilir ve bilmek zorundadır. Bugün maalesef kaygı verici boyutta olaylar yaşıyorsak, unutkan ve geçmişe pek fazla değer vermeme kolaycılığına kaçışımızdandır. Beraber yaşadığımız ve kardeşlik bağları ile bağlı olan birlikteliğimiz ne çabuk unutuldu ki, dış güçlerin oyunlarına alet olarak hayali işler peşinde koşmaya başladık. Hâlbuki bizim yapmamız gerekenler, kardeşçe bu topraklarda huzur ve mutluluğu yakalayabilmek ve onu devam ettirmektir. Elbette kendi içimizde çözmemiz gereken, çözüm bekleyen ve dış güçlere açık kapı bırakmamamız gereken sorunlarımız vardır. Bugün hangi devletin kendi içinde bu sorunları yok ki? Burada, parlamenter sistemin çatısı altında oturup sorunları aklın yolu birdir ilkesi gereğince çözülmesi siyasilere düşmektedir.(devam edecek)

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık