• 13 Nisan 2016, Çarşamba 8:31
YUSUFERDOĞAN

YUSUF ERDOĞAN

ER MEKTUBU GÖRÜLMÜŞTÜR (2)

Bir milletin içine tefrika yani ayrımcılık girmesi onu zayıflatır ve güçsüz bırakır. Bu hiç birimize fayda sağlamaz. Ancak bizi zayıflatır ve geriye gitmemize yol açar. Ülkemizin 12 Eylül ortamına gelme sini hafızaları kuvvetli olan herkes bilir ki, sadece laf üretip siyasi kısır çekişmelerle günü kurtarmaya çalışmak, akan kanları ve gözyaşlarını giderecek bir tedbir almamak ve birçok yerlerimizin kurtarılmış bölge olarak ilan edilmesi karşısında kendi insanını koruyamaz hale gelinilmesinden kaynaklandığı herkesçe malumdur. Peki, ne oldu? Ülkemizin sorunları giderek ağırlaştı, Avrupa Ülkeleri nezdinde bizim uygulamalarımız eleştirildi, can ve mal kaybı, ekonomik istikrarsızlık ve bunun siyasi boyutlara yansıyan ağırlaşmış durumları, bir türlü önü alınamayan geçim sıkıntısı, göçler, fakirlik insanımızın problemlerini iyice artırdı. Sonuçta bundan kimler kazançlı çıktı? Bölge ülkelerine baktığımız zaman buralarda hep batılı güçlerin at oynattığını görürsünüz. Osmanlı coğrafyasını yıkan güçler, bugün ülkemizde yaşayan etle tırnak olduğumuz, tarihimizin acı ve tatlı sayfalarını beraber karıştırdığımız insanlarımızı malum propagandalarıyla, bizden koparmaya çalışmaktadırlar. Bunun içinde yaptıkları nedir, beyin yıkama faaliyetlerini sürdürmek ve onlara bir alt yapı oluşturmak para ve silah diğer araç gereçlerle desteklemek. İngiltere kurtuluş savaşında yunan kuvvetlerini her türlü lojistik desteği sağlayarak üzerimize göndermedimi? Biz yunanların nezdinde tek dişi kalmış canavar ruhlu medeniyetin temsilcilerine onların anladığı dilden cevap vermedik mi? Bu coğrafyanın hassasiyetini bilmeyen yoktur. Mezopotamya petrol platformunun üzerinde yüzüyor. Bölgede İran, İsrail, Suriye hasmının açığını yakalamaya çalışan atmaca gibiler. Bakınız 1946’da İran’da bir Kürt devleti denemesi yaşandı. Mehabat Kürt Devleti, diye. Bu devleti kurduran kimdi biliyor musunuz? Sovyet Yönetimi.     2.dünya savaşında en kazançlı çıkan ülke Sovyetler Birliği idi. Fakat İran Şahı Sovyetlerle 50 yıllık bir petrol anlaşması yaptı ve Ruslar bölgeden çekildiler. İki defa İran kuvvetleri mehabat kuvvetleri karşısında yenilmesine rağmen, İran yönetimi önce Tebriz’e girip Azerbaycan halk cumhuriyetini ele geçirmiş, bu arada Azerbaycan’ın düşmesi karşısında Sovyet yönetiminin olaya sahip çıkmaması, mehabat devletini de tedirgin etmiş, bu devlete bağlılığını bildiren birçok Kürt aşiretleri de desteğini çekince, İran kuvvetleri, mehabatı ortadan kaldırmış ve yöneticilerini idam etmişlerdir. Bundan çıkaracağımız sonuç şudur. Hiç bir ülke bir menfaati olmadan bir başka ülkeye yardımda bulunmaz. Sovyetler, petrolün sevgisine dayanamayıp kendi ideolojileri doğrultusunda oluşturdukları devlete bile sahip çıkmamışlardır. Demek ki menfaat dünyasında; ideolojilerden ziyade ekonomik çıkarlar ön planda gözükmektedir. Yine bugün Ortadoğu coğrafyasında ne İran, ne Suriye nede Türkiye kendinden ayrı bir yerde bir Kürt devleti kurulmasını ve Ortadoğu’nun yumuşak karnı olmasını yeni sorunların girdabına kapı aralanmasını asla istemez ve buna müsaade etmez.1948’de Yahudi sermayesiyle ve büyük devletlerin desteği ile kurulan İsrail’in bölge coğrafyası üzerinde oluşturduğu karanlık sis perdesi malumken yeni bir sorunun pençesine düşmek bu bölgenin artık tahammül edemeyeceği bir husustur, kaldı ki İsrail’in bu bölgedeki siyasi ve özellikle dini beklentileri bellidir. İsrail bölgede küçüklüğüne rağmen tek güç olabilmenin ince hesapları peşinde koşmakta, buradaki coğrafya üzerinde hayali bulunan devletlerin kanlı örgütlerini eğitmekte ve onlara destek sağlamaktadır.

                Asala ile PKK’nın aynı havuzdan beslendiğini ve Marksist bir ideoloji peşinde olduklarını ve bunların bugün bölgemizde yaşayan kardeşlerimizin gerçek temsilcileri olmadığını belirtmiştim. Bunu herkesin anlaması gerekir. Orada yaşayan insanların tamamını aynı biçimde görmek doğru olmasa gerek. Bugün o insanlarımızdan, bölgede güvenliği sağlamakla iştigal eden koruculuk sistemi mevcut tur. Fakat örgütün propagandasına kanıp faaliyetlerine katılanlar ve kandırılanlar da mevcuttur. Bunlar o coğrafya da tutunabilmek için mevcut inançsızlıklarını bir yana bırakarak halka; bizlerin inancı da aynen sizlerin inandığı gibidir, demeye getirerek onlara şirin görünmek bir parça ekmek almak ve yardım almak için mevlit bile okutmuşlardır. Bu örgütün kullandığı propagandalardan biridir ve şimdi bunu sizlerin bilgisine sunmak istiyorum. Mektup, örgütün etkili isimlerinden Şemdin Sakık’a ait. Diyarbakır-E Tipi kapalı cezaevinden gönderdiği ve basında da yayınlanan 12.06.2008 tarihli mektubu.1989 yılında bölgede yaşayan halka kendilerini kabul ettirmek için din üzerinden nasıl karanlık bir oyun tezgâhladıklarını ve bunda ne denli başarılı olduklarını açık açık anlatmış bir bakıma itiraf etmiştir. İşte mektuptan satırlar.(Kaynak: Kürt Açılımı.İ.Çolak Nesil Yayınları S:297-298)

“(PKK) İdeolojisini, tüm din ve mezheplere karşıtlık eksenine oturttu. Direkt veya dolaylı olarak dinle ilişkide olan her insan ve topluluğa gerici ve yobaz sıfatı yakıştırdı. Gerek kendi içinde, gerek başka sahalarda olsun dinin ilke ve motiflerine karşı görülmemiş bir savaş verdi. Yöre sakinlerinin kapıları bize kapalıydı. Her gece bir parça ekmek almak için on kapı çalmak zorunda kalıyorduk. Dahası bazı köylüler, bizi gördükleri gibi kaçıyor, kendilerini eve kilitliyorlardı… Köye her girişimizde bizi fark eden köylüler sağa sola kaçışıyor, kadınlar ve çocuklar ise ışıklarını söndürüp evlerine çekiliyorlardı. Bir araya getirmeyi başardığımız köylüler ise, ya konuşmalarımızı dinlemiyor ya da söylediğimiz sözler hiç ama hiç etkili olmuyordu. Ne kadar dil döküyorsak da bu insanları ikna edemiyorduk, kapılarını açtıramıyorduk, yardımlarını alamıyorduk. Ne olursa olsun bir şeyler yapmalıydım, aksi takdirde sadece araziye dayanarak kendimi yaşatamazdım…”Din toplumu uyuşturan bir afyondur,” türündeki sosyalist ilkeyi ateistliğimi ve örgüt yöneticilerinin olası tepkilerini bir kenara bırakıp. Köylerde mevlit okutmaya karar verdim…”diyor.(devam edecek)


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık