• 04 Eylül 2019, Çarşamba 8:45
YUSUFERDOĞAN

YUSUF ERDOĞAN

DUYGUSUZ NESİL TEHLİKESİ:

“Hayatın gerçekliklerinden habersiz, duygusuz ve bencil bir nesil geliyor. Şehitler için gözyaşı döken kendi ana babalarını anlamıyorlar. Başkalarının çocukları için ağlamaya anlam veremiyorlar. Yanı başımızdaki savaşlar, acı çeken çocuklar, ölen on binlerce insan onları hiç ilgilendirmiyor. Tüm acı gerçekleri çizgi film tadında izliyorlar ve yürekleri hiç acımıyor. Hayatlarının odağındaki tek şey eğlenmek. Eğlenemedikleri tüm zamanları kendilerine bir işkence olarak görüyorlar.

 Kendileri için yapılan fedakârlıkların hiç farkında değiller. Kıymet bilmiyorlar ve vefasızlar. Herkesi kendine hizmet etmek için yaratılmış görüyorlar. İnsanlara verdikleri değer, onların isteklerini yerine getirebildikleri ve ne kadar eğlendirdikleriyle orantılı.

Hayatlarında eğlenmeden başka bir amaç olmadığı için artık tek eğlence kaynağına dönmüş telefon ve tabletlerini ellerinden aldığınızda dünyanın sonunun geldiğini zannediyorlar.

Geçmiş onları pek ilgilendirmiyor, atalarımıza karşı vefasızlar. Dedelerinin canları, kanları pahasına vermediği vatan toprağını en iyi fiyatı verene satacak kadar maneviyattan yoksunlar. Vatan, onlar için son model bir cep telefonundan daha değersiz.

Milletimizin geleceği açısından endişeleniyorum.

20 yıl sonra bu nesil, nasıl ana-baba olacak?

Kendine hayrı olmayan bu nesil nasıl çocuk yetiştirecek?

Evlerini nasıl idare edebilecek?

Ülkeyi nasıl yönetecek?

Vatanı nasıl savunup can verecek?

Bütün bunlar neden oluyor izah edeyim.

Altın kafeslerde çocuklar yetiştiriyoruz artık. Uçmayı bilmeyen kuşlar gibi. Çocuklar hayattan bihaber.

Açlık nedir bilmiyorlar, yedikleri önlerinde yemedikleri arkalarında, acıkmalarına fırsat bile vermiyoruz. Öyle ki yemek yemeyi bile işkence görür hale geliyorlar.

Susuzluk nedir hiç bilmiyorlar. Hiç susuz kalmamışlar. Üç adımlık yolda bile susarlar diye yanımızda içecek taşıyoruz. Çocuk daha “susadım” demeden ağzına suyu dayıyoruz.

Çocuklar hiç üşümüyorlar.  Soğuk havalarda evden çıkarmıyoruz. Okula giderken kırk kat sarmalayıp çıkarıyoruz dışarı, hiç titremiyorlar.

 

Çocuklar hiç ıslanmıyorlar, evden arabaya kadar bile üç metrelik mesafede şemsiyesini başına tutuyoruz. Saçına bir tek yağmur damlası düşürmüyoruz. Bu yüzden çocuklar ıslanmak nedir bilmiyorlar.

Yorgunluk nedir bilmiyor çocuklar. İki adımlık mesafelere bile arabayla götürüyoruz onları yorulmasınlar diye. Birazcık parkta koşsalar, hasta olacak diye engel oluyoruz. Onlar takatleri tükenecek kadar hiç yorulmuyorlar.

Yokluk nedir bilmiyorlar, daha istemeden her şeyi önlerine sunuyoruz. Bu yüzden varlığın kıymetini bilmiyorlar.

Onlar bir yanığın veya bıçak kesiğinin acısını bilmiyorlar.  Elleri yanmasın, kesilmesin sakın diye onlara ne bıçak tutturuyor ne ocak yaktırıyoruz.

Çocuklar hissetmiyor yaşamı, açlığı bilmediği için açlara acımıyor, üşümek nedir bilmedikleri için sokaktaki evsizleri umursamıyor. Yokluk nedir bilmedikleri için ekmeğe gelen zam onların dikkatini bile çekmiyor, haber kalabalığı olarak görüyor, gülüp geçiyorlar. Sıcak odalarında yaşadıkları için evsizlik nedir, sürgün nedir anlamıyor, savaşları, kurşunlanan, ölen insanları umursamıyorlar. Acımıyorlar…

Kıymetini bilmiyorlar ekmeğin, elbisenin, barışın ve huzurun, ana babanın….

Müdahale edilmezse gelecek iyi şeyler getirmeyecek güzel ülkemize. Bu sorunu Devlet derinden hissetmeli. Bu sorunun çözümü için ciddi çalıştaylar düzenlenmeli. Öğretim programları ve ders materyalleri revize edilmeli. Okulların duygu eğitimi konusunda rolleri artırılmalı.  Geç kalınmadan bu sorun mutlaka çözülmeli. Bu sorun çözülmezse ülke çözülecek…”(Doğan Ceylan Eğitim Müfettişi)

………………İnsanı hayata hazırlama sanatı olan eğitim sistemimizin insanı nereye götürdüğünü,bu çarkın muhteviyatının ne olduğunu,toplum içindeki davranış biçimleri ile kendi nefsi arzularına karşı yönelme hissiyatları ve dirençleri konusunda sağlamlık,kendi coğrafyamızın özünü taşıyan medeniyet kodlarımızın eğitim içerisindeki fonksiyonları ve uygulanabilir- sürdürülebilir azim ve kararlılığı,dengeli ve uyumlu bir kişilik karakteri ile sorumlu olduğu şuurun tutarlı duruşunu birleştiren kendi mazisinden aldığı ilhamı özünde taşıyıp ulubatlı gibi sancaklara ulaştırma gayesini rehber edinen bir şahsiyetli kimliğin terkibi eminim ki;insanı ulvi bir yapıya sahip kılacaktır.(Y.Erdoğan)

……………..Sadece dünyevi arzu ve yaşama biçimi ile donatılı  bir kimlik edinme sanatı ise,doyumsuz hazların iştiyaki ile sarsılmaz bir benlik içgüdüsünü kanalize edip hep arzularını tatmin yoluna kaçar ki;    öyle bir muamma insanda ego denilen bireysel faktörü üst düzeye eriştirecek ve insan sadece benliğinin kölesi ve diğer insanların elma kurduna dönüşecektir.(Y.Erdoğan)

……………..Bugüne kadar sadece batıya özgü normlarla empoze edilen ve yürütülen bir zorlama ile çarpık bir anlayışın meyvelerini hayatın her safhasında karşımıza çıkaran materyalist yaklaşım birbirine kindar ve ayrımcı bireylerin kimlik babında kültürel bir savaşına sahne olmuş toplum birbirine düşman unsurlara dönüştürülmüştür.(Y.Erdoğan)

………………Zihin ve duygu karmaşalığı, oku emrine muhalif tutumlar ve  enaniyet , ruhumuzun maddiyatın emrindeki teamülü alışkanlığı; hepside  sistemin getirisi olup yeni bir dirilişi yakalamak ancak kaybettiğimiz medeniyet kodlarının sırlarındadır.(Y.Erdoğan)


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık