• 06 Eylül 2018, Perşembe 8:35
YUSUFERDOĞAN

YUSUF ERDOĞAN

DÜNYADAKİ KÖTÜLÜĞÜN MERKEZİ

Savaşların insanlığı tehdit ettiği, hatta yaşanılan iki büyük dünya savaşından sonra da insanlık adına barışın tesisi için yapılanların sadece gösterişten ibaret olduğu, kötülüğün şeytani temsilcilerinin muratlarına ulaşmak için gözlerini kan bürüdüğü, Kabil’in zihniyetinden gelen temsilcilerin, dünyaya huzursuzluk vermek için uğraştıkları bilinen bir gerçektir.

Günümüzde İngiliz Derin Devletinin asırlardan beri geleneksel bir yapılanma çerçevesinde dünyayı sömürme yarışını sürdürdüğü ve sömürgelerine giden yol güzergâhını dünya kamuoyuna adına güneş batmayan imparatorluk unvanıyla lanse ettiği göz önüne alınırsa; dünyada ilk defa sanayileşmenin başlatıldığı bu ülke uyguladığı devlet politikaları ile de kötülüğün ana merkezini oluşturmuştur.

Gözü kendi menfaatinden başka hiçbir şeyi görmeyen sömürgeleştirme tarihinden itibaren uyguladığı devlet politikalarını menfaat merkezli olarak yürüten bu ülke; bundan böyle savaşların içinde rol alan değil, bizzat oyunu yazan, yöneten kuralları tespit eden yöneten yönlendiren bir konumda hareket kabiliyeti geliştirmiştir.

Herkesle dost gibi gözüken kendi menfaati gereği hareket eden içeride elde ettiği adamları ile İngiliz sterlinlerini ve çil çil altınları dolaştıran özel olarak yetiştirilen istihbarat elemanları ile bir ülkenin can damarına ahtapot gibi yapışan ve her türlü gizli servis elemanlarına teknik donanım ve ekipman açısından sahip olan bu fitne diyarının ülkesi işte bu halleriyle dünyadaki kötülüğün odak noktasını kimseyle paylaşmamıştır.

Ektikleri nifak tohumları, ilgili ülkedeki ele aldıkları ve eğittikleri yandaşlar, oluşturdukları gizli silahlı yerel gruplar, paralı askerler veya sömürge askerleri ki; bunları kendi elemanlarıyla takviye edip piyasaya sürmeler, vs. işte bütün bu işlem basamakları sıralı bir şekilde her meslekten özel olarak yetiştirdikleri istihbarat elamanlarıyla başarılı olmuştur.

O zaman şunu söyleyebiliriz. Oyunu kuran senaryoyu yazan yöneten figüranları tespit edip rol biçtirende bizzat bu ülkenin kendisi. Örnek verecek olursak 1856yılında Başbakanları Palmerston şöyle diyor; “İngiltere’nin ebedi dost ve düşmanları yoktur, değişmez menfaatleri vardır”.

İngiltere’nin uyguladığı siyasetin anatomisi şu şekildedir. İkilik oluşturma, mevcut olan ikilikleri körükleme veya suni ikilikler icat etmek siyaseti şeklindedir. Bu vesileyle de uyguladıkları politikalar genellikle; hizipli çatışmalar ve yaygın düşmanlık tohumları ekme, çatışmaları körükleme, çatışma yoksa bile icat etme.

Öyleyse İngiliz ırkını koruma, İngiltere’nin menfaatlerini koruma ve İngiliz hegemonyasını ilelebet sürdürmeye yönelik politik ve her türlü tedbirleri alma uygulama İngiliz devletinin ve istihbaratının en başta gelen milli ödevidir.

O zaman şunu kestirmeden söyleyebiliriz. Dünyadaki tüm kötülüklerin ana merkezi İngiltere olmuş, bu ülkenin çıkar politikaları ve menfaatine göre şekillendirme arzuları dünyada sadece kan ve gözyaşı hep anormal yıkıcı faaliyetler olarak tanzim görmüştür.

Dünyadaki büyük savaşların tertibi, sömürgecilik katliamları, başta Kara Afrika’sı olmak üzere Ortadoğu coğrafyasının santim santim cetvelle bölünmesi, çıkarılan tüm suni ekonomik krizlerin tertip edilmesi İngiltere’nin icadıyla hayat bulmuştur. Mesela Osmanlı Devletini yıkan İngilizlerdir. Hilafeti kaldırttıran Türkiye’yi 1945 yılına kadar sömürge gibi kullanan yine İngiltere’dir. Türkiye’deki yeni sistemin aktörü de İngiltere’dir. Bilgisi olmadan hiçbir ülkede kuş bile uçurtmayacak derecede istihbarat ağına sahip olan bu devletin idarecileri başta Osmanlıyı gözüne kestirdikten sonra yıkma planları üzerine dayalı politikalarını hep menfaat temelli sürdürmeyi uygulamışlar yeri gelince de esas niyetini ortaya koyarak Osmanlı Devletini tarihin sayfalarına göndermişlerdir. Neticede Türkiye Cumhuriyeti ile de ilgilenen İngiltere, Osmanlının mirasına sahip olan bu ülkeyi yeni bir Osmanlı olmaması için Ortadoğu coğrafyasında hep aleyhimize çalışmış, nitekim dünyaca ünlü petrol yataklarının 5 Haziran 1926 Ankara Antlaşması ile Irak sömürgesine kalmasını sağladığı gibi, bizi bu ecdat topraklarından mahrum bırakması yetmemişçesine Musul ve Kerkük elimizden gitmiş ve ayrıca Lozan antlaşması ile de esas darbeyi omurgamıza indirmiştir.

Ve İngiltere dünyadaki birçok ülkede açtığı temsilci okulları ile misyonerlik faaliyetlerini yürütmüş bu okullar oradaki bir ülke için hep kötülüklerin merkezi olarak düşünülmüştür. Mesela İran Devletindeki Dr Musaddık darbesi, Türkiye’deki 1960-71-80-98-ve 2016 15 Temmuz darbeleri ile Mısır, Suriye ve Irak darbelerinin baş aktörü ve mimarı İngiliz derin devletidir.

Lakin kendilerine öyle kamufle ediyorlar ki; sanki bütün bunların mimarı değilmişçesine karda yürüyüp ayak izlerini belli etmiyorlar.

Bugün yeryüzünde şu an kötülüğün ana merkezi olarak faaliyette bulunan başta ABD olmak üzere, İsrail gizli servisi Mossad, Beşli çetenin merkezi BM, NATO, AB, Gladio, Masonluk, illuminati gibi teşkilatlar, Gül Haç ve Tapınakçılar, Wall Street, Dünya Ekonomisinin notlarını veren kuruluşlar, (Standart & Poor’s-Fitch-Moody’s) Tröstler ve çok uluslu diğer şirketler kötülüğün merkezidirler ancak bunların kontrol noktasında yani üst tepe noktasında kim var diye söyleyecek olursak; İngiliz derin devleti olarak lanse ederiz. Yani üst akıl dediğimiz karar ve yönetim mekanizmasının kontrolörü İngiltere’dir.

İngiliz Derin Devleti PKK’nın da mimarıdır. DAEŞ’in El Kaide’nin Boko Haram’ın FETÖŞ’ ün, Hizbullah’ın, PYD’nin, DHKP’Cnin, Eş Şebap’ın ana mimarı, koruyucu ve destekleyicisi İngilizlerdir.

İslam ve Türk düşmanlığı kimliğiyle çatışmaları körükleyen ve şu derede iki balık kavga ediyorsa oradan uzun bacaklı bir İngiliz geçmiştir denilerek lanse edilen İngiltere’ye karşı esaslı bir politika oluşturanda cennetmekân 2.Abdülhamit olmuş ve İngiliz istihbaratını dize getirmiştir. Rabbim gani gani rahmet eylesin.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık