• 15 Nisan 2015, Çarşamba 0:00
YUSUFERDOĞAN

YUSUF ERDOĞAN

DİKKAT EDİN GELECEKLER

Gelecekler üstümüze, sürekli saldırılarıyla dikkat çekip, kafaları karıştırmak için, basın yayın medya aracılığıyla gelecekler.

Aba’sıyla, Cabas’ıyla boş durmayacaklar, fellik fellik TV’leri dolaşıp sürekli karalama ve uçlarda gezen yorumlarıyla gelecekler.

Hortumları kesildi ya! Bunların, işte bütün çabalamaları, karalamaları buğz etmeleri diş bilemeleri, nasırına basılmışların feryadı figanlarıyla, kendilerini masum gösterip, güya fakir fukara garip gurebanın yanındaymış gibi, hakkı yenilenlerin sözcülüğüne soyunmuş gibi, el ele omuz omuza vererek kendilerini güçlü gösterip meydanlarda nara atarak gelecekler.

Hortumların kesilmesi ve borazanlarının eskisi kadar ötmemesi temel sebep olduğundan, Amerika’da esen hortumlardan daha dehşetli eylemlerin hinlikleriyle ülkemizde kaos oluşturmak için, atmadık takla söylemedik yalan bırakmayacaklar. 

Biz bu filmleri daha önce izlemiştik diye bir tabir var. Artık bunların yalanlarını dolmalarını kimse yutmuyor. Tüm foyaları maskeli halleri makyajları açığa çıktı. Onun için ne kadar debelesenlerde, yalan beyan bilgilerle halkın kafasını yanıltmaya çalışsalar da, nafile…

Düşünün bir kere, daha dün Marksizm’i öven ve savunanlar, Mao’ya bağlılıklarını bildirenler bilhassa kartel medya aracılığıyla kirli yüzlerini ve yalanlarını ortaya koymaktadırlar. Onların karanlık işlerini patronlarının lehine çevirmek için, sözde araştırmacı gazeteci! Kimlikleriyle boş gösterenler, yeşilçamın miadı geçmiş ateistleri bugün nasıl oluyorsa, demokrasi kılıfını kullanarak haktan hukuktan bahseder oldular. Gazetecilik meslekleri yerine, basının güven unsurunu göz önüne alacaklarına, programlarına davet ettiği kişilere karşı, kendileri gibi düşünmedikleri için, sırf inat ve ön yargılı tavırlarıyla, alaycı üsluplarıyla hem kendilerinin güvenilirliğini zedelediler, hem de kendilerini yargılama makamında görerek, aslında kendi akıllarını iğdiş ettiler.

Bunların dertleri asla Türkiye olmamıştır. Bunların sevdalarında Türkiye’nin yeri yoktur. Bunlar sadece menfaatlerine halay çeker, kol bastı oynarlar. Sevdaları Türkiye olsaydı şayet, ağaç için ülkeyi yangın yerine çevirenlere destek vermez, hatta teşvik etmez sağduyulu davranır ve sokağa çocukların çıkmasına, gösteri yapmasına karşı çıkarlardı. Okulunda sınıfında ya da ana babasının yanın da ne bileyim belki bir işinde olması gereken çocuklar, ne yazık ki; Ülkede kan emicilerin davetleriyle, vampirleri aratmayan iştahlarıyla, nemalanmak adına, karalamak ve gözden düşürmek, kargaşa çıkarmak adına her kim varsa kandırılan, onlara sözde destek çıkarak, mevcut siyasi iktidarı hedef aldılar.

Aslında hedef alınan bizzat devletin ta kendisidir. Bunlar eski alışkanlıkları gereği vurmak kırmak yakmak ve taş üstünde taş bırakmamak gibi, kendilerine genetik olarak sirayet eden Sovyet ve Çin işgalci anlayışla, hatta Nazizm’e övgüler sunan gazete ve kafa yapılarıyla; hulagünün ve ya haçlıların yıkımına özenerek, Alamut kalesini taçlandırmak istemektedirler.

Bunlar değil miydi; yatlarına İngiliz bayrağı çeken, bunlar değil miydi? Muhtar bile olamaz diyen, Bunlar değil miydi? Göstere göstere rakılarını viskilerini yudumlayan, bunlar değil miydi? Güneş motel’de iş pişiren, dürüstlük taslayan. Bunlar değil miydi? Her türlü kirli ve karanlık işleri destekleyen, Bunlar değil miydi? Haksız teşvik ve kredileri hortumlaya, darbe goygoyculuğu peşinde koşan, attıkları manşetlerle aha darbe oldu olacak vehmine kaptırıp, insanları korkutan ve pısırık bir hayata büründürüp sesinin çıkmasına engel olanlar bunlar değil miydi? Kenan Evreni alkışlayanlar, her dediğini onaylayanlar, bunlar değil miydi? Ağlama duvarında! Kendini işine verenler, Bunlar değil miydi? Müslüman’ın başörtüsüne saldıranlar, ikna odaları kuranlar, mecliste başörtüsünü açmak zorunda bırakan ve gözyaşı döken Nesrin Hanım’a ses çıkarmayanlar, Merve Kavakçı’ya haddini bildirin diyenler…

Bunlar değil miydi? Maaş aldıkları dolarlar uğruna sözde Amerika’ya hem küfredip, hem de kriptoluk yaparak alfabeyi ikiyüzlü okuyanlar ve siyahı beyaz, beyazı siyah diye göstermeye çalışanlar.

Onlar ne kadar Ebrehe ordusuyla gelseler de, ülke de ne kadar deprem etkisi yaratıp sarsıntının güçlenmesine çalışsalar da, artık başaramayacaklar. Bize bidon kafalı yaftasını sunanlar, kendilerine ayna da hiç bakmadıkları için, bizim sessiz kaldığımız zannına vardılar. Biz gücümüzü ve seçimimizi Ülkenin her yerinde evelallah gösteriyoruz. Bu Kazlıçeşmede’de böyle, Hakkaride’de böyle olacak. Sizler esnaf ve köylüyü arkanıza PKK korkusuyla alsanız bile bu ülkenin aklıselim insanları, yurdun neresinde olursa olsun, asla sizin gibi düşünmemektedirler. Hele yenilenen kadrosuyla eskisinden daha güçlü bir milletin kavi sesini ve ebabil kuşlarının çığlığını duyacaksınız, sakın şaşırmayın. Çünkü Türkiye sadece kendisi için geleceğe hazırlanan bir ülke değil, Ortadoğu, balkanlar hatta dünyanın tüm mazlum milletleri için insanlık ve hakkaniyet silahlarını kuşanarak geliyor. Ayağa kalkacak ve önü açılacak bir Türkiye yeni ufuklara Ulubatlı Hasan olarak geliyor. Tevhidin birleştirici gücüyle dünya Müslümanlarına ve insanlığa sahip çıkmak için geliyor. Tüm sahtelik ve göz boyamaların gitmesi ve yeni ufukların açılması için geliyor.

Mademki siyaset milleti idare etme ilmidir. Öyleyse bu ilmi bilen ve talep edenlerinde çabalarında ciddiyet ve halkın sesine kulak verme, halkın psikolojisini ve değer yargılarını önemseme olmalıdır.   Eğer bu çalışma bir disiplin ve milletin hadimi olunmayı gerektirmezse o zaman tüm çalışmalar boşa gider. Bugüne kadar milletin ve toplumun genel ahlaki anlayışına aykırı olan ne kadar çalışma varsa,    bunların ortadan kaldırılması ve insanımızın ve okulların bilhassa manevi dinamizminin uygulanacak müfredat programlarıyla mutlaka gözden geçirilmesi gerekir. Bizim siyaset tarlasında kişi menfaati yerine toplumun ve milletin geleceği ağır basan taraf olmalıdır. Biz ikibinyirmiüçlerin yerine daha da ötelerini hedef alan argüman ve anlayışlarla tarlamıza mahsul ekmeli ve ona göre ürün yetiştirmeliyiz. Bostanını, çapasını, gübresini güneşini özelliklede kalp güneşini iyi derece haline getirelim ki, bu milletin aydınlık yarınları kaybolmasın, gölge oluşmasın üzerinde. Bu çocuklarımızın geleceği için önemlidir. Çünkü Hz. Ali efendimiz: Çocuklarınızı yirmi yıl sonrasını düşünerek yetiştiriniz eğitim anlayışını sunmaktadır.

Öyleyse taşın altına elini koymaya ahdeden ve vatan millet din sevgisini ruhaniyetinde taşıyan her kim varsa, ahlâki ve milli değerlerimizin korunması, daha iyi şekliyle itibarlı hale gelmesi, okulların gerçek bir eğitim yuvasına dönüşmesi ve değerlerimizi yaşatan/yansıtan bir işlev kazanması için, hakikat adına gelin bu planlamalara ayna olacak gönül insanlarını, yenilenecek yeni mecliste’de yalnız bırakmayıp, vatandaş olarak gereğini yapalım. Başkanlık sistemine geçilsin ki; Türkiye kendi prangalarından kurtulsun. Bu fırsatı iyi değerlendirelim. Mesele parti pırtı meselesi değil, daha güçlü ve onurlu, başkalarından emir alan değil, gerçekten konumu gereği ağırlığını ortaya koyan eski Osmanlı mirasçısı ağabeyliğini üstlenen, haksıza ve zulme dur diyen, zalimlerin karşısına dikilen bir Türkiye olması dilek ve temennisiyle iyi karar verelim ki; vicdanımız rahat olsun diyebilelim.

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık