• 23 Nisan 2016, Cumartesi 10:55
YUSUFERDOĞAN

YUSUF ERDOĞAN

DERİN SUİKAST (2)

Ben Konya’da okurken kendisinin adını ilk kez duymuştum. Ülkü ocakları genel başkanı olarak. Lütfi Şehsuvaroğlu Bey’den önce miydi sonra mıydı tam hatırlayamıyorum. Yozgat –Sorgun Kız Meslek Lisesi müdürü iken tanıdık bir öğretmenimizin düğün davetine gelmiş, Sorgun da halkla birlikte halay çektiğini söylemişlerdi. Cümleyi böyle kurdum çünkü ”sırf siyasi dedikodusu olmasın diye ”hafta sonuna bile denk gelen bu düğüne iştirak edememiş ve çok üzülmüştüm. Yine Sorgun’da görev yapan bir arkadaş, babasının Muhsin Bey’e Kur’an öğrettiğini ve onun hocası olduğunu söylemişti. Benim o’na ait olan bildiklerim yahut uzaktan hatıralarım bunlardan ibaret. Bir de eşi K.Maraş-Göksun’lu olduğu için ve benim kızımda orada öğretmen olduğundan ve orada hayatını kaybetmesi, Göksun denilince insanın aklına Muhsin Başkanı getiriyor.

                Rahmetli Yazıcı oğlu,” Biz hiçbir zaman kan tahliline kafatası ölçülerine dayalı bir ırkçılığı benimsemedik. Böyle bir şeyi ilmi ve doğru bulmuyoruz. Peygamberimiz(s.a.v.) kişi kavmini sevmekle kınanamaz, ancak asabiyet(ırkçılık) yoktur. Buyurur. Yine devamla asabiyet ve milliyetçilik farklıdır. Haksız olduğu halde sırf kan bağına dayalı akrabasını tutmak İslamiyet’te yoktur. İşte milliyetçilik; kendini millet yapan değerlerle var olma ifadesinin adıdır. Siz edebiyatta, şiirde, mimaride, musiki de, bilimde. Sosyal devlet anlayışında insan ve insanlık anlayışında o değerlere bir gram daha artı değer katabiliyorsanız milliyetçi bir anlayışa sahipsiniz demektir. Diyor.

                Şimdi arkadaşlar; Bir milleti millet yapan değerin kaynağı neydi? İslamiyet.(Türk İslam’la şereflendikten sonra gerçek manasını bulmadı mı? İslam’la özdeşleşir hale gelmedi mi? Bugün Balkanlarda birisine Müslüman inancında mısın diye sorulunca, ”elhamdülillah Türküm der ”Çünkü orada atalarımız Osmanlılar hak ve adaleti herkese tesis ettiklerinden ve kendileri kurucu olarak Türk olduklarından Osmanlı Türkü İslamiyet’in kalesi koruyucusu bekçisi hamisi şerefyabı olarak bilinir, bugün bile hala öyledir. Şu anda bile Türkiye batılının gözünde hala Osmanlıdır.)  Hayatına yön veren ilke ve prensipler nedir? İslamiyet. Bilim, teknoloji, kültür sanat, ahlak edebiyat kısaca aile toplum ve milletin hayat ekseninde takip edilecek ve kaynak alınacak ona ruh ve değer kazandıracak nedir? İslamiyet. Böyle bir toplumda kendi devletini kurmuş, düzen oluşturmuş, her işinde Allah’a(c.c.) hesap verme endişesi taşıyorsun ve yaşadığın ortamda hareketli canlı bir devlet olmuşsun ve onu seviyorsun. Bu sevgi işini abartmadan diğer toplum ve devletlerle de insani ölçülerde ilişkilerde bulunuyorsun. İçinde ve işinde böyle bir ideal taşıyorsun ve buna milleti oluşturan değerlere sahip çıkma koruma, taşıma, aktarma gibi mesuliyet duygusu yükleyip bunun adını milletini sevme yüceltme yüksek tutma varlığını koruma anlamında milliyetçilik olarak tanımlıyorsun. Neden buna karşı hemen farklı yorumlar getirilip batı tipi burjuvazi milliyetçilikle eş değer tutuluyor. Haydi, işi ben daha da ileri götüreyim. Böyle bir milli davayı, yani İslami olan her şeyi, genelden özele hayatında bir ukde olarak alan ve taşıyana da (yani yaşayana da) Ülkücü denir. Çünkü her insan bu davayı omzunda taşıyamaz, nefsine ağır gelir. Katlanamaz ancak buna gönül veren için zor değildir. Hani Hekim oğlu İsmail’in dediği gibi o dava için “derdimi seviyorum ”der. Peki derdimiz nedir? Allah’ın (c.c.) rızasını kazanmaktır. Daha başka açıklamaya gerek var mı bilmem.

                Büyük Selçuklu Devleti, Anadolu Selçuklu Devleti sanatı edebiyatı kültürü iktisadi yapısı devletinde yaşattığı büyük insanlık idealiyle milliyetçiliğin en büyük temelini attılar. Ve Osman oğullarını hazırladılar.(7)

                Bugün Ülkemizde yaşanılan sorunların temelinde: kendimizi kendimiz yapan değerler üzerine oluşturulamayan ve kültürel dairemizde kendine yer bulmaya çalışan batıdan içeri sokulan fikirler ile kafa karışıklığı yaşamamız, kendi kuvvet kaynaklarımızı göz ardı ederek maziyi küçümsememiz ve bir zihin bulanıklığı içinde olmak lığımız yatmaktadır.. Hâlbuki onlar yani mazi bir zincirin halkalarıdır ve o halkalar sağlam olmalı ki; sağlıklı bir yapılanmaya temel teşkil etsin. Maziden Hale uzanan yolda eskimeyen değerler üzerine günün değişen ve gelişen şartları doğrultusunda özümüzden kopmadan bilim kültür sanat edebiyat fen ve teknoloji üzerinde yoğunlaşsaydık, kaybettiğimiz değerleri kaybettiğimiz yerde aramış olsaydık, bugün adı ne olursa olsun gücümüzün doruğunda aksiyoner kimlikli bir yapımız olacağı kesindi. Ortadoğu Balkanlar Avrupa tüm dünya yine Türk’ün adaletini ve insanlığa katkısını öğrenecek, Türklüğün şahikasına şahit olacak, İslamiyet’in yüceliğini evrenselliğini kavrayacaktı. Bundan dolayı milliyetçilik ya da ülkücülük öcü olarak görülmesin. Yapılan yanlışlıklarla da suçlanmasın. Nefsani yapılan bir hatadan onun şahsiyetini sorumlu tut, ama genele vurgu yapıp dava dediğimiz inanç hayatına girersen o zaman yanlış yapmış olursun. Hatasız insan olur mu? Mesela rahmetli Erbakan Hoca milli görüş derken neyi kastediyordu?(devam edecek)

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık