• 02 Mart 2019, Cumartesi 9:44
YUSUFERDOĞAN

YUSUF ERDOĞAN

BU SÖZLERİ HATIRLADINIZMI

“Şimdi yoldan geldik, yola gideceğiz. Hiç birimizin garantisi yok. Bir saniyenize bile hâkim değilsiniz. Bir saniyesine bile hâkim olamadığınız, hükmedemediğimiz bir hayat için, bir dünya için fırıldak olmanın anlamı yok. Düz yaşayacağız, düz gideceğiz. Düz yürüyüp dik duracağız. Doğru gideceğiz. Allah’(c.c.)ın izniyle hayatım boyunca hep böyle gittim.

Dava adamları kendi hayatlarını tam bir mümin gibi düzene koyarken, ferdi şuurdan kolektif şuura geçişin metotlarını da geliştirmelidir. İslami şuurlaşma edebiyat ve nazari mülahazalar olmaktan çıkıp yaşanan, canlı bir varlık olma niteliğine kavuşmalıdır. Dava boş gurur ve hırsların tatmini için yapılan bir koşuşturmaca değil, içtimai, iktisadi, siyasi beşeri hayatımızı Hakk’a uydurma davası olmalıdır.

Müslüman’ın iki ayrı hayatı olamaz. Maddi hayatını düzenlerken başka, manevi hayatını düzenlerken başka davranamaz. Sadece din ve ibadet konularını Allah’a(c.c.)  yönelik bir şahsi ve nefsi mesele olarak görmenin; ama siyasi, içtimai ve iktisadi meselelerde”Allah’ı (c.c.)  işe karıştırmamak felsefesiyle hareket etmek” insanı iki ruhlu, ikiyüzlü bir hayat anlayışına götürür. Müslüman’ın maddi ve manevi hayatı ahenk içinde olmalıdır.

Müslüman Türk gençliğine öncelikle küçük hesaplardan uzak olarak, İslam iman ve ahlakı ile büyük işler başarmış bir milletin mensubu olmanın heyecanı; şuna veya buna benzemenin değil, kendi kendine benzemenin ve kendini aşmanın şuuru verilmelidir.

Ne zaman Mart Ayı gelse aklıma hemen Kahramanmaraş Göksun Keş dağı gelir.Siyasetin Beyaz Atlısı Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nu derin bir suikastla ortadan kaldıranlar sevinebilirler lakin, O’nun Türk Gençliğine yönelik çalışmalarını her yiğit insan, her yiğit gönül eri elbet yüreğinde taşıyacaktır.Her insan “kalbin aklına gelse de gönlün ruhaniyetinde temelli kalamaz”.İşte milletin gönlüne girmiş ender siyasetçilerinden olan bu  dürüstlük abidesinin bıraktığı siyaset anlayışını ve milleti için katlandıklarını siyasi bir dil olarak değil,gönlün gözü ve aklı olarak ifade ediyorum ki; Devletimizin geleceğini düşünen kadrolar hamdolsun bugün bir arada kardeşliğin dokusunu güçlendirmektedirler.Başta Ak Parti-Mhp ve Bbp olmak üzere Mart Ayına denk gelen bu yeni seçim atmosferinde coğrafyamızın genel gidişatı ve ağır şartlarını da göz önüne alarak en azından siyasette birleşmenin gereğine inanmışlar, bizim temennimizde gelecek için bu kardeşlik dokusunun siyasi zeminden toplumsal zemine de yansıtılıp sağlam bir konsept oluşturulmasıdır.Bu hal bana her zaman başta Anadolu Selçukluları ve Osmanlıları getirir.Kendi içlerinde değerlendirmeleri ve bakış açıları farklı ölçeklerde olsa da mesele devlet millet vatan sevdası oldu mu topyekun milli bir duruş yani bir dik duruş gösterebilme metanetini sağlayabilmektir.

Muhsin Bey, kendisine oy veren /vermeyen herkes tarafından sevilen bir “Sevda Türküsü” olduğu için, Tacettin Dergâhının gönül adamı Rahmetli Akif’in yanına defnedildi. Cenazesine katılan herkesi: tüm ülke için toplum için birlik ve beraberliğin ne kadar önemli ve gerekli olduğunu vurgulattı. Gönlünden geçen, ama sağlığında yapamadığı, fakat milletin gönlünde bir ukde gibi oturan kardeşlik havasını, işte kendi cenazesinde tüm insanımıza yaşattı. Rabbim kabrini Nur eylesin. Peygamberimize komşu eylesin. İnşallah…

Aslında ben bu meseleyi/konuyu bir siyasi partinin lideri olarak değil de, inandığı değerleri ayaklar altında çiğnetmeyen, o değerleri baş üstü taşıyan, imanlı, inançlı, temiz ahlaklı ve dürüst, hakk aşığı bir insanın hayat çizgisinden kesitler olarak bakmak istedim. Rahmetli bu hayat çizgisinde; hiçbir zaman dünyevi endişelere kapılmamış, kararlı ve İslam duruşlu, kendini samimice islama ve İslam kardeşliğine adayan, ihlâslı bir gönül eri, candan bir dost ve samimi, mütevazı bir Anadolu sevdalısı Alperen’di. O, söylediği gibi; düz durup düz yaşayan, menfaatine kıvırtmayan halkın sesi, hakkın sesi diyen ve halka hizmeti hakka hizmet olarak telakki eden Sivaslı Yiğido’idi. Ahmet Yesevileri, Kara Mürselleri, Sarı Saltıkları, Akçakocaları hatırlatan Alperen, Anadolu’nun kara yağız yiğit delikanlısı mert insan. Kısaca Gülün Sevdalısı bir dost idi O.

O, 26 yaşında iken 7,5 sene hakkında hiçbir yargı kararı olmaksızın tutuklu olarak kalan ve bunun 5,5 yılını 2,5 metrekarelik hücrede geçiren ve en fazla abdest alıp namaz kılmakta zorlandığı için üzülen çilekeş gönüllü insandı. O, bir gönül eri, kısaca inancında samimi bir dava adamı idi.

Tüm çektiği bu sıkıntılara rağmen devletine küsmeyen,dinini imanını vatanını milletini bayrağını her şeyin üstünde tutan,inançlı kararlı azimli,adam gibi bir adamdı Sivaslı Yiğido…..

Bugün Ülkemizde yaşanılan sorunların temelinde: kendimizi kendimiz yapan değerler üzerine oturtulamayan ve kültürel dairemizde kendine yer bulmaya çalışan, batıdan içeri sokulan fikirler ile kafa karışıklığı yaşamamız, kendi kuvvet kaynaklarımızı göz ardı ederek maziyi küçümsememiz ve bir zihin bulanıklığı içinde olmaklığımız yatmaktadır.. Hâlbuki onlar yani mazi bir zincirin halkalarıdır ve o halkalar sağlam olmalı ki; sağlıklı bir yapılanmaya temel teşkil etsin. Maziden Hale uzanan yolda eskimeyen değerler üzerine günün değişen ve gelişen şartları doğrultusunda özümüzden kopmadan bilim, kültür, sanat, edebiyat, fen ve teknoloji üzerinde yoğunlaşsaydık, şayet kaybettiğimiz değerleri kaybettiğimiz yerde aramış olsaydık, bugün adı ne olursa olsun gücümüzün doruğunda aksiyoner kimlikli bir yapımız olacağı mutlak kesindi. Başta Ortadoğu, Balkanlar ve Avrupa olmak üzere, tüm dünya yine Türk’ün adaletini ve insanlığa olan katkısını öğrenecek, Türklüğün şahikasına şahit olacak, İslamiyet’in yüceliğini evrenselliğini kavrayacaktı. Biz şahsın, kişinin, kibrin yaptığı yanlışlığı hâşâ islama tevcih ettik, hâlbuki kişinin yanlışlarından kendi şahsı sorumludur Ki; İslam hiçbir şekilde kişiye kaldıramayacağı yük yüklemez, dolayısıyla yapılan yanlışlıklar da din suçlanmasın. Nefsanî yapılan bir hatadan kişi kendisi sorumludur. Lakin maziye baktığımızda ne yazık ki; bir Osmanlı düşmanlığı garabetinde yapılanlar ve nezdinde sorumlu tutulan bir İslam anlayışı kargaşası, bugün toplumu dinamit yüklü ve patlamaya hazır bir bombaya dönüştürdü.

Biz tekrar gönlün temel dinamik değerlerine, inancın temel noktalarına dönmek ve yeniden şahikayı keşfetmek zorundayız. Toplum ancak böyle düzelir ve yücelir.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık