• 05 Mayıs 2018, Cumartesi 7:40
YUSUFERDOĞAN

YUSUF ERDOĞAN

BU SEÇİM ZOR GEÇECEK(2)

Hâlbuki böyle şeyler yok. Yüz yıldır neyin peşindeyiz neyin inşası içindeyiz ne yapmak istiyoruz belli değil. Batıdan mukallit yoluyla alınanlar bile o çerçevede kalmayıp bize özgü diyerek onu da uygulamakta yetersizdirler. Zaten giydirilen bu gömlek hiç tartışılmamış ve ilmi bir değerlendirmeden geçirilmemiştir. Güçlü ve sanık sandalyesine oturtulan bir ön yargı ile kişilerin sığ kimliklerinde mahkûm edilmiş batılıların telkinleriyle onlardan kurtulmuşlardır.

Ve ayrıca devlet kademsine gelenlerin hala anglo-sakson kültürüne meyilli olmaları ve Mustafa Reşit Paşa’nın varisleri olarak bulunmaları işte bu arzu ettiğimiz medeniyet inşasının köklerini bulmada derinlere inmeyi zorlaştırmakta ve arayış bize bazen pahalıya mal olmakta bazen de toplumsal derin yaralar açmaktadır. Bizim değişmemiz ve değiştirmemiz gereken o kadar çok kavramımız var ki; argümanlar batılı hacelerlede desteklenince bizim allame hocaların çoğu kraldan çok kralcı oluyor. Tıpkı siyasetçilerin de gaf yapmadaki üstün meziyetleri gibi. Çok fırın ekmek yememiz lazım çok..siyaset literatürü bizim kavramlarımızda netliğe kavuşmamız ve kargaşadan medet umanlar olduğu gibi durumdan vazife çıkaranların hegomonik üstünlük kurma sevdasına gündem oluşturmuştur.Cumhuriyeti biz kurduk anlayışıyla devlete ait aidiyetlik otantik anlayışını resmi çerçevede gündem oluşturmalarla sıkı sıkıya yeminli mali müşavir gibi devam ettirme ve menfaatleşme odağında bulunanlar bunu kimselere kaptırmama gibi  çıkar ilişkisinde de hiyerarşisini örgütlendirerek adeta dışarıdan sızmaları önleme kast sistemi mantık  aritmetiği ile hareket eder haldedirler.Kısaca Atatürk’ün kurduğu siyasi partinin bugünkü devam takipçileri o kadar çok kuruluş felsefesi mantalitesinden uzaklaştılar ki yıllar yılı iktidara gelememenin ağır ezikliği altında nerdeyse iktidarı alaşağı edebilmek için bir zamanlar yurdumuzdan kovduğumuzu ifade ettiğimiz dış güçlerle ittifak halinde olabilmektedirler.

Milli değerlere olan düşmanlıkları düşman çatlattığından hele Osmanlı yapısından beri süregelen mevcut kültürel alt yapıyı da bilmediklerinden kafa yapısı tamamen batıya endeksli olduğundan karışıklık siyasi beyanlara ağır bir gülle gibi düşmekte yaralayıcı zedeleyici ayrıştırıcı kırıcı ve anarşik kokan bir hal yapı alabilmektedir.

Daha geçenlerde Yörük vatandaşlarımızın açıkça tepkisine neden olan olay ana muhalefet lideri ve kendi ifadeleriyle Cumhuriyeti kuran partinin genel başkanı gibi bir sıfatı taşıyan birinin ağzından milli birlik ve bütünlüğü zedeleyici ayrıştırmaya gitmesi hem şaşılacak hem de şaşkınlık yaratacak garip ve gereksiz bir açıklama olmuştur. Osmanlı’nın onun deyimiyle yörükleri zulme tabi tutması yenilir yutulur lokma olmayan gereksiz ve mesnetsiz ve talihsiz bir açıklama ve sadece yüzeysel bir ön yargı ile beyanda bulunulup tarihin köklerine gitmediği ve tarihini zaten bilmediği bir cehaletin son örneği olmuştur. Gaf yapma da resmi çerçevenin Kemalist misyonerleri bu alandaki şampiyonlukları ile dikkat çekerler. Bir zamanların başbakanlığını üstlenmiş Tansu Çiller’inde gaf yapmada Ecevit’in ona taş çıkartacak gaflarında daha da öne geçmede birincilikleri olduğunu söyleyebiliriz.

Sen Yörükler hakkında gelişi güzel beyanlarda bulunurken mensubu olduğun dersimlilerin bizzat sizin partinizin kurmayları nezdinde devlet eliyle bir akamete uğratılmasını neyle ve nasıl açıklayacaksınız peki?

Tam altı asır boyunca hak ve adalet çizgisinde kalmaya özen göstermiş kuruluş aşamasında insanı yaşat ki devlet yaşasın mantığını siyaset olarak çerçevesine mal etmiş bir devletin mensuplarına kendini resmen ve alenen inkâr derecesinde hakarete vardırıp zulmetti demek kendine yapılan zulümleri görmezden gelerek tescil etmek demektir. Kendine batırılan çuvaldızı görmeyenlerin iğneye dil uzatması akıl ve mantığın alacağı bir ön görü olamaz.

Milli birlik ve beraberliği koruma kollama ve devamı noktasında sorumluluk sahibi olanların böyle lakayt işlerle uğraşması doğru bir tarz değildir. Buna neden olan asıl tutum işte bu kavram kargaşasında ve medeniyet inşasındaki bakış açısı ve yanlılık gibi, tutuculuk gibi, jakobenizm gibi alışkanlıkların bırakılamamasından kaynaklanmakta bunu kendine bir hak olarak görenler ile buna karşı çıkanların kimlik savaşımı yıllardır bu ülke de kanların akmasına canların verilmesine bütünlüğün korunamamasına ve batıya bağımlı hale gelmesinde baş etken olmuştur.

Batıda kurdukları medeniyeti daha da ileri götürme işi kavga değil bizzat yarış yapılırken bizim medeniyet inşasındaki kavram kargaşasından kaynaklanan bakış açısı kavgamız evet bizi soluksuz bırakmakta, yormakta ve enerjimizi sömürmektedir. Umarım bir gün doğru bir tarzı yakalar ve kendi kimliğimize odaklanıp sahip çıkarız. Aslında biz batıyı kendi kültürümüzün hayat membaında bir yorumlayabilsek bu kavganın temel felsefesini bi anlayabilsek her şey güllük gülistanlık olacak ama bu noktada batıya körü körüne bağlı batı kafalı teslimiyetçilerle yine şu anki hayat iksirinde bize sunulan ve İslam diye algılanan oryantalist felsefenin yol haritasında bize İslam diye yutturulanlar maalesef henüz netlik babında beyazlık kazanmadığından, şimdi hem flu renklerle kavgamız sürmekte hem de birbirimizi anlama noktasında kıvama gelemediğimizi göstermektedir. Anlayacağınız kavgamız daha uzun yıllar devam edeceğe benzer. Batı bizi asla rahat bırakmayacak. İçimizde her zaman İrlandalılar olacaktır. Bizim süratle milli eğitimde milli değerlerin inşasında okul ev aile sokak vs.ne varsa yeni bir örgütlenmenin misyonunu üstlenecek yapılanmaya gitmemiz lazım. Evet demokratik yapı çerçeve itibariyle korunurken bu milletin kahır ekserisini oluşturan Müslümanların inanç iman ve değerlerinin korunmasında devlet elbette tedbir almak ve insani ölçüleri bulmak zorundadır. Zaten anayasa dâhil yasaların oluşumunda toplumun değer ön görüsü inanç biçimi şekillendirmede ön planda olması gerekmez mi?

Netice itibariyle dün bu milletin mayasında ortak payda İslam ise bugün Osmanlı’nın mirasçısı ve devamı olan ülkemizin ana omurgasında temel inanç alt yapısı elbette yine islamdır. İnanmayan bu ülkede günde beş vakit okunan ezanın anlamını bi yorumlasın bakalım sonuç nereye gidiyor?

O nedenle 24 Haziran bizim için milattır.Ufukta yeniden büyük bir heyecanla kendine gelme, diriliş ve insanlığa mühür vurmaya çalışan bir Türkiye var elhamdülillah.Zafer Allah’ın dır sefer ve gayret ve çalışma bizimdir.Ben inanıyorum her şey daha bir güzellikte ve Rabbimin takdiri doğrultusunda en güzel şekilde olacak.Unutmayalım ki “neye layıksanız onunla idare olunursunuz.” Yaşasın 15 Temmuz ruhu, milli birlik ve beraberlik akidesi ve kardeşlik dokusu”…İhanete geçit vermeyelim inşallah. Devletimizi kimseye peşkeş çektirmeyeceğiz. Bir olacağız iri olacağız.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık