• 19 Temmuz 2017, Çarşamba 7:16
YUSUFERDOĞAN

YUSUF ERDOĞAN

BRÜTÜS PSİKOLOJİSİ

Sende mi Brütüs ya da diğer bir ifadeyle Et tu Brütüs. Roma imp. Sezar’ın evlatlığı iken, Sezar’a karşı çıkanlarla birlikte hareket eder. Senato üyelerinin kendi aralarında gizli olarak aldıkları ortadan kaldırma planlarına dâhil olur ve son bıçak(hançer) darbesini de kendisi Sezar’a saplayınca Sezar O’na bakarak tarihe mal olan şu meşhur sözünü söyler: “Sende mi Brütüs”

Yönetim şeklini, insanlara ve kendi halkına olan tutum ve davranışlarını burada ele almadan Romalı tarihçilerin aktardığı bilgilere göre ve dışarıdan bakan çıplak bir gözle bakıldığında; Sezar haklı, Brütüs ise haindir.

Brütüs, Sezar’ın yanında büyümüş bir evlatlık.Farklı iddialarda var.Brütüsün babası ölünce,Roma’nın en güzel kadınlarından olan Servilius’u(Brütüsün  annesini)Sezar alır ve onunla evlenir.Kaynaklarda metresi yaptı diyor ama biz yine de evlendirelim onları.!!! Ve annesi Brütüs’ün Saraya alınmasını sağlayınca oğul Brütüs’te Sezar’a yakın olur ve orada büyür. Yani evlatlık olarak artık Brütüs Sezar’ın koruması altındadır.

Sezar bildiğiniz gibi diktatör birisi. Tarihin en acımasız imparatorluğunun başındadır. Tüm Akdeniz havzasına sahip bir imparatorluk ve dünyanın en güçlüsü ama en kanlısı en zalimi de aynı zamanda.  Düşünün Roma’yı yakıp zevkle seyreden bir Neron gibi. Adamlar acımasız ve gaddar. Tabi yönetimden memnun olmayanlarda var. Her ne kadar çevresinde fır dönenler olsa da en küçük bir fırsatta ala aşağı etmeyi ve yok etmeyi düşünenler var, aslında bu tarihin her döneminde her yönetim de bunlar görülmüş şeylerdir.

Sezar’ın şu meşhur sözünü de burada naklettikten sonra esas meseleye gelmek istiyorum ki; bu aslında kendi yönetim tarzlarının da nasıl bir keyfiyette olduğunu da ortaya çıkarır. Şöyle diyor diktatör Sezar: “Roma’da ikinci adam olmaktansa şu köyde birinci olmayı tercih ederim.” 

Brütüs ve etrafındakiler daha doğrusu Brütüs’ü Sezara karşı kendi yanlarına çekmeyi başaranlar Sezar ortadan kalkınca Roma halkının kurtulup mutlu olacağına kendilerini inandırmışlardı. Fakat aksi oldu ve halk Sezar’ın katilerinin cezalandırılmasını istedi. Brütüs ve avenesinin düşüncesinde bu olayın yapılmasındaki en önemli etken Roma halkının özgürlüğü içindi denilmesi. Yani Sezar ölünce halk özgürlüğüne kavuşacak sanılırken, halk aksine hareketle, Sezar’ın katillerinin cezalandırılmasını iste mesiyle bu sefer sıkışan Brütüs bir akrep gibi intihar eder.

Tarih çeşitli devirlere ait insanlığın kıssalardan hisse alması için sunulan hikâyelerle dolu. Mesele devlet yönetiminde bu yaşananlardan ders çıkarabilmek. Ama insanoğlunun taşıdığı hırs öyle bir derya ki; sığmıyor hiçbir yere. Cüssesine bakarak dünya ya sığmayan koskocaman olan bir algı, aslında birkaç metrekarelik bir alandan ibaret değil mi?

Günümüzde tıbbın ilerlemesi ile birçok hastalık isimleri insan psikolojisinin gösterdiği değişikliklere göre inceleme alanı olmuş ve çoğu tıp literatürüne de girmiştir. Brütüs Kompleksi diye anılan hastalık biçimi de; kendisini koruyan büyüten bakan göz kulak olan yetişmesinde emeği geçenlere karşı nasıl bir kişilikse artık, duyulan kin besleme, onu ortadan kaldırma, bağımsız olma ve onun gölgesinde kalmaktan kurtulma arzusu(sendromu) olarak görülüyormuş.

Burada bir sadakat kaybı var. Seni besleyen büyüten seninle ilgilenen birine gösterdiğin tutarsızlığın ana menüsünde o kişilerde yatan bir liderlik tutkusu olması varmış. Bu kişilerde her şey kendi menfaatine kendi faydasına göre düşünülür karşı olanlar onun nezdinde düşman gözüyle görülürmüş. Aslında hasta ruhlu bir kişilik söz konusu bu tiplerde. Şartlar, menfaatler çıkarlar neyi gerektirirse bu tipler bulunduğu makamda aslan kesilir ve el altından devleti de milleti de satmaya çalışır, devlet millet zora sokulur ve değerler duygusundan yoksun bu hasta kişilikler ifrat ve tefrit arasında gider gelirler. Bu tipler manik depressif diye tanımlanırmış. Davalarına kati hislerle bağlandıkları için herhangi bir grup sadakati söz konusu olduğunda eğer çok aşırıya kaçanlar varsa bunlara kesin dikkat edilmesi gerektiği, bilinmesi gerekenin en ufak bir menfaatte aynen sarkaç gibi bu tiplerin diğer tarafa gidiverdikleri vakası ruhsal sendrom olarak görülebilen vakalardanmış.

Bu tiplerin bir kısmında da unutkanlık emaresi göstermeyen bir tür bunama(gizli demark) olduğu ve yine bunlarda utanma ve acıma duygusunun kaybedildiği, beynin ön bölgesinde bir küçülme ve erime yaşandığı, o güne kadar kontrollü, edepli, çalışkan dürüst ve ilkeli bir kişilik olarak görülen hastaların birdenbire kendi grubuna davasına veya ideallerine ihanet ettiği, eski dostlarına saldırdıkları ve bu saldırının onlar için tek ana gaye olduğu klinik bir tespit olarak tıpda yer almıştır.

Artık kendi çıkarına bağlı yüksek ideal hayalini kaybeden egosantrik bir yapı ve sahtecilik eğilimli bu tiplerin bundan sonra her masa da ayrı bir hikâye anlattığı, kendi eksikliklerini çeşitli kişiler etrafında uydurdukları hikâyeler ile kapattıkları, sıklıkla yemin ettikleri periyodik olarak namus ve dürüstlük konferansı verdikleri en belirgin özelliklerindendir.

İmdi; bugüne kadar devletin tüm imkânlarından yararlanan, altın nesil yetiştiriyor diye övgüye mazhar tutulan devlet içerisinde tüm köşe başlarını tutan ve istihbarat ağına sahip olan, devletin bütün sırlarını ifşa eden, aslında kırk yıldır bu işin içerisinde gizli olarak takiyyeci yetiştirilen, hasta bir tipin şu anda kime uygun bir Brütüs kompleksi taşıyarak devletine ve milletine ihanet ettiğini sizlere sorsam bana ne cevap verirsiniz?


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık