• 30 Kasım -1, Pazartesi 0:00
YUSUFERDOĞAN

YUSUF ERDOĞAN

BEKLEYİŞ (2)

 

Aradan uzunca bir müddet geçmiş sevgilisi hala gelmemişti. Delikanlı gözlerini uçsuz bucaksız denize dikti. Uzun uzun seyretti. Denizin sonu yoktu bu bakışlarda. Tıpkı kendi aşkının da kıza olan sevdasının da sonu olmadığı gibi. Aşkı adeta sonsuzluğa uzanıyor, Mecnun misali Leyla’sını böyle özlüyordu. Aslında bugün onlar için çok özel bir gündü. Kendi aralarında sözlenecekleri sözünü vermişlerdi. Delikanlı bir vesile ile bunu kıza açmış ve gidip iki tane de yüzük almıştı. Böyle önemli bir günde bu bekletme olmamalıydı…

                Ama artık alışmıştı bu bekleyişe. Zararı yok, biraz daha beklerim önemli değil. Dedi… Amahüzünlenmişti… Güllerin yaprakları ıslanmaya başlamıştı. Sanki güllerde bu ıslaklığa cevap veriyor gibi sürekli ıslaklık hallerini koruyorlardı. Gülleri  bir türlü anlayamıyor, her şey  bu kadar  güzelken  neden  güller  ıslak ve ağlamaklı  idi…Az  sonra sevdiği gelecek, ona sarılacak  ve kucaklaşacaklardı ..    Sonra söz yüzüklerinitakacaklardı veevliliğe ilkadımlarını atacaklardı. Genç adam bunları düşündükçe heyecanlanıyor ve yerinde duramıyordu. Kalbi hızla atıyordu. Sakinleşebilmek  için   Havada  uçuşan  martılara gözleri  takıldı.Onlar da  birbirleriyle  kendi lisanlarınca    konuşuyor ve  bir   birlerine  aşklarını  ilan  ediyorlardı.Bunlar dedi:  martılardan  için, ne kadar güzel dans  ediyorlar…    Tekrar saatine baktı..artık endişelenmeye  başlamıştı…  Sevgilisi  yine geç kalmıştı,bu  sefer hem de pek  çok…İşte  her gün kendi aralarında  burada buluşmak için  sözleşmemişler miydi ?           Her gün  sahile,martılara  bakarak  denizin  onlara  anlattığı   masalları  dinleyerek ve  birbirlerine  sarılarak    hasret  gidereceklerine  dair  söz  vermiyorlar mıydı ? O halde  neden geç kalmıştı ?..Niye gelmemişti    yine ?...Aklına  kötü  kötü  şeyler gelmeye başladı.. Hayır….Hayır…olamazdı.Sevdiğine  kötü bir şey   olamazdı. Onsuz  da hayat  yaşanmazdı ki… O  ölse  bile devamlı  yaşar kalbimde  diye  düşündü   genç   adam.Kalbim de devamlı yaşar… Ama bunun  düşüncesi bile  kendisini  tedirgin  etmeye  yetmişti….Gözlerini  yavaşça yere  dikmiş ve  sanki  karşılıklı  gülleri  ıslatmaya   başlamışlardı… Gözlerindeki bulutlu nemini  kimseye göstermek  istemiyor bunu etrafından  saklamaya çalışıyordu.   Bir  ara etrafındaki insanlarda  sanki  kendisine   kaçıkmış  gibi   bakmaya başlamışlardı.Rahatsızlık      duydu   bu bakışlardan….Gözlerini  insanlardan  çevirdi,başı hafifçe  öndeydi. Yine sevgilisi  geldi  aklına.”  Neden gelmedi  dedi. Neden  ?  Gözlerini  kapattı  ve   buğulu nemlerin  ıslaklığına  aldırmayarak , kendi kendine  “ tam yedi  sene  oldu,dedi”..tam yedi  sene…….

                Genç  adam yedi  senedir her  gün bu sahile  geliyor   ve  sevdiğini bekliyordu.Daha  fazla dayanamadı. Kalbi parçalanacak gibi  oluyor ve kendini  tutamıyordu.Gözlerinden  düşen damlalar    elindeki  gülleri  iyice   ıslatmış  ve  sevdiği  yine  gelmemişti…..Biraz  sakinleştikten  sonra   oturduğu    bankın  üzerinden  kalktı….Yine  gelmeyecek   galiba  dedi….En  iyisi mi  o gelmiyorsa   ben  onun  evine   gideyim  diye  mırıldandı…Hiç  olmazsa  gülleri kapısına  koyar ve  bu  şekilde ona  vermiş  olurum   dedi… Bu düşünceyle yerinden hareket eden genç   adam  sevdiğiyle  buluşmak üzere,     yeşil  tepenin ardındaki  mezarlığa  doğru    yürümeye  başladı  “….

                Evet, sevgilidostlar etkilendiniz değil mi? her şey Türk filmlerindeki gibi olmuyorişte. İnsan her zaman sevdiği ile olamayabiliyor. Ancaksabırla bekleyiş insanı olgunlaştırıyor. Nasıl ki mevsimi gelmedenmeyve olgunlaşmazsa bir insanında olgunlaşabilmesi için bir hayli zaman geçmesi ve özellikle manevi gıdalarlabeslenmesi gerekir. Mevlana Hazretleri  derki: Sadece  dış güzelliğe  dayanan(mecazi) aşklar  gerçek aşk değildir; Hevesten  ibarettir.Böyle  aşkların  sonu  utanç  verici  olur”…Der. Bende bu vesileyle  diyorum ki  konu  başlığımıza   istinaden :” Uğrunda fedakarlık  yapamayacağın   sevgiyi   yüreğinde taşıma”….Bu  sana yük olur….Çünkü sevgi;  menfaat  düşüncesin   in  aşıldığı bir  duygudur.Sevgisi olmayan hüznü  olmayan  gönül  ölü  bir gönüldür….

                Kalpler  dirilmeden  toplum  dirilmez.Toplumlar da   kalplerden  meydana  gelir.İnsanların  anlayışlarının temelinde   hem  sevgi  hem  bilgi  vardır.Eğer  insanlar  bunlardan  yoksun iseler  vay  hallerine…Bizler  bir  sürü kitapları  yeri geliyor  ezberliyor   yahut  öğrenmeye  çalışıyoruz  ancak  bu  kadar  zahmetin  yanında  birde esas  önemli  olan sevgiyi  öğrenseydik  toplumsal  mutabakat  eminim   sağlanmıştı.Ülkemiz de yeni yeni  şeyler gelişmeler  oluyor.Kimisi  yanında kimisi  karşısında,     ancak  unutulmaması gereken  şudur:  Toplumsal  değerlerimizi unutmayalım.Bizi  biz  yapan  değerleri….Birtakım  toplumsal  çalışmalar  yapılıyor,öyle  veya  böyle.Eksik yada  yanlışlıklarla  dolu.  Her neyse asıl  önemlisi   bunların  yanın da  “gerçek “ nedir  ?bunu   bilebilmek ve gerçeğe  uygun  seçeneklerde  bulunabilmek  bu  önemlidir. Hani  Mehmet Akif’ten bir örnek vermiştim,bir arkadaşın   yazısına  istinaden “ Asım’ın  Nesli”  diye. Eğer İstiklal Marşı Şairimiz MehmetAkif’in AsımınNeslinden beklentilerini vene demek istediğini anlıyorsan onuözümsemişsin demektir. Bizler adaletin kılıcınınkeskin olmasını isteyenlerdeniz. Kalemin suçu; güdücüleretabi olupda yalanlara ortak çıkmandır.(Allah Korusun)…

                İsterseniz yazımızın başlığıile konuyu tamamlayalım. Ancak bir misafirliğimiz var. Azerbaycan komşumuza uzanıp Vahapzade’nin konuğu olacağız. Bekleyiş  bir  hasret  bir ümit  değilmi ?.......

               

SEN OLURUM BEN

 

Ne mutlu, ayrıyız,

Ne mutlu, bizden

Çırpıntı, sarsıntı elyüzmez yine.

Hayatı öğrendik hasretimizden,

Odur ki her zaman muhtacım sana.

 

Rengi bir,

Tadı bir

Düğün büsatın.

Hasret bin renkçeker gözlerimize.

Ne mutlu ayrıyız,

Bu dert,  hayatın

Derin katlarını gösterir bize.

 

Yanım da olanda uzaktasın sen.

Ben seni göremem olduğun gibi.

Senden ayrıldım mı?

Her yerde sensin,

Ben göremiyorum vallah, hiç kimi…

 

Her şeyin en hayırlısını dileyelim. Yüzünüzden tebessüm eksik olmasın. Sağlıcakla kalın.

 

Not: Büsat, bayram merasim demektir. Şiirin tamamını almadım)

 

Yusuf Erdoğan


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık