• 27 Mart 2019, Çarşamba 8:46
YUSUFERDOĞAN

YUSUF ERDOĞAN

BATI TERÖR İSRAİL İHANET(3)

Batı vahşetinin yani Evangelist Haçlı Siyonizm işbirliğinin bu azgınlığına karşılık İslam Dünyası bir araya geleceğine birbirine düşüp/düşürülerek kavgadan ve savaşlardan kurtulamadıkları gibi bir türlü iç huzuru da bulamıyorlar/ sağlayamıyorlar.

Yahudi sermayesi ve dış güçlerin destekleri ile zoraki Devlet haline gelen İsrail hem bölge barışına takoz olmakta hem de, başka ülkelere çete mafya babında lojistik destek sağlamaktadır. İşgal ettiği topraklardaki Müslüman halkı kıyıma uğratmış, zorla sürgün etmiş hala da katliamlarına devam etmektedir. İsrail bu uygulamalarıyla batılı sömürgecilerin zihniyetinde olduğunu, onlardan geri kalmadığını resmen tescil etmiştir. Çünkü Batılı sömürgecilerin ABD’nin yerlilerine, Afrikalılara, Orta ve Güney Amerika yerlilerine karşı soykırım uygulamalarını modern anlamda ve bütün dünyanın gözü önünde İsrail hatırı sayılır bir şekilde yapmakta ve Rusya, Çin, ABD ve diğer ruhsuz batılılarca da resmi destek görmektedir. Soruyorum bunlar mı dünyaya ya barış ve huzuru getirecekler?   Ya da böyle bir anlayışın /zihniyetin barışı ne ölçüde adil olur? Sizler bu barış masalına Ortadoğu coğrafyasında inanıyor musunuz?

Bizde İsrail ile attırılan adımların temelinde başta Birinci Dünya savaşı esnasında bazı eçheli gurebaların İngilizlerle müşterek hareket etmeleri sonucunda oluşan Arap düşmanlığına karşı, özellikle ABD’nin telkini ve birazda emrivaki tehdit dolu adımları ile ister istemez İsrail’le ilişkiler başlatılmış ve tepki çektirmeden hep gizliden gizliye el altından bilhassa askeri alanlarda ağırlıklı sürdürülmüştür. Türkiye attığı her adımda bugünde olduğu gibi hep ABD endeksli olmaya devam ettikçe, bugünkü One Minute hadisesi yaşansa bile ki sadece artık münferit bir olay telakkisindedir-bu ilişkiler ABD’ye bağımlı olarak devam ettirilecektir.

Fikret Başkaya bir yazısında şöyle bir değerlendirme yapıyor:”ABD, Türkiye’nin Siyonist İsrail’le yakınlaşmasını şu iki sebeple istemektedir. Birincisi, emperyalizmin Ortadoğu’ki çıkarlarını güvence altına almak, ikincisi de yeni bir yağma alanı olarak görülen Kafkaslar, Hazar Denizi ve Orta Asya’da bu ittifaktan yararlanmaktır”.

Demek ki, Sayın Başkaya’nın değerlendirmesinde İsrail için önemli olan, Orta Asya bölgesindeki zenginliklerden yararlanmak ve kendi ülkesine bunun transferini gerçekleştirmektir. Bunun yolu da tabi’i ki Orta Asya Türk Cumhuriyetleri ile biyolojik bağı bulunan Türkiye’dir ve İsrail için’se Türkiye en önemli müttefiktir.

Değerli bir araştırmacı ve uzman olan Hasan Köni’de bir değerlendirmesinde “ABD, İsrail’i Türkiye ile güvenceye alıyor” demektedir.

Korsanlıkta sınır tanımayan İsrail, böyle labirent ilişkiler içerisinde hem ABD kanalıyla Türkiye ile ilişkilerini sürdürme/devam ettirilme/ikili askeri anlaşmalara dayalı ortak adımlar atma/attırılma şeklinde beklenti içerisinde iken, Türkiye’nin tarihsel birikiminden kaynaklanan Ortadoğu coğrafyası ile olan kültürel kimliğinin benzerliğinden dolayı zaman zaman İsrail ile aralarında problem yaşamakta, İsrail buna mukabil bu ilişkilerin zorla da olsa yürümesinin temininde el altından çete/mafya ilişkisi olmak üzere teröre de destek vermekte adeta bana mahkumsun derecesinde sunumlar gerçekleştirmektedir. PKK yandaşlarının eğitilmesinde baş aktör İsrail ve ABD’dir. Destek açıkça onlardan gelmekte maddi manevi her türlü para lojistik destek vermektedirler. Türkiye’yi terör uzmanlığıyla ile belli bir çizgiye getirmek isteyen İsrail, hem kendine mahkûm bir Ülkeye teknoloji transferi yaparak para kazanacak hem de, ABD’nin Ortadoğu’ki çıkarlarını koruyacak hem de kendi ana meselesi olarak gördüğü Nil’den Fırat’a kadar olan topraklara(Arzı Mevut’ sahip olma hayaliyle Türkiye içerisindeki ayrılıkçı Kürt gurupları da kendi çıkarlarına uygun destekleyerek, Ülkemizi kıskaca almaktan zevk duyacaktır.

Susurlukta ele geçirilen silahların İsrail tarafından verildiği tüm basın tarafından işlenmişti. Buna rağmen ilişkilerin dozunda herhangi bir değişiklik olmadı. Hatta bilhassa askeri alanda daha da derinleşti. Ki bu ilişkilerde tamamen İsrail lehine kayan bir eksen kayması yaşanmış adeta İsrail masa başında savaş kazanan Yunan gibi ummadığı bir duruma gelmiştir. Türkiye’nin İsrail ile ilişkilerinde bazı olaylar sonrası ikili anlaşmalarda askeri alanlara dâhil hız kesmeden ivme kazandırılması yaşanılan Kudüs günü düzenlemesiyle artırılmış bu vesileyle de Sincan’da 15 Tank,20 zırhlı personel taşıyıcı ve diğer bazı askeri araçlarla yapılan yürüyüşlerle belli bazı kesimlere askeri dilde mesaj gönderilerek, demokrasiye rot balans ayarı yapmaktan bahsedilmiştir. Bilhassa Genelkurmay Başkanlığı nezdinde yapılan ziyaretler ile çevik birilerinin özel gayretleri sonucunda yapılan güvenlik/gizlilik anlaşması hükümleri bugün bile az bir kısmı ile kamuoyuyla paylaşılmış dönemin başbakanı Sayın Mesut Yılmaz tarafından bu anlaşmayla kamuoyu tepkisini azaltma babında bunu uygulamadan kaldırabilecekleri beyanında bulunulmuştu.

Hatta İsrail başka bir koldan da Kıbrıs Rum tarafıyla ilişkilerini sürdürmeye çalışarak kendisi için müttefik oluşturma hayallerini ve de kazanımlarını bu yolla da devam ettirmektedir. Demek ki ortada bir satranç tahtası var. Bu tahtada Ortadoğu politikası elemanları ve menfaati bulunmakta. Bunun etrafında bulunan ya da menfaati olan/uman bazı devletlerde figüranları ve güçleri nispetinde bu masanın başında kozlarını paylaşmaya çalışmaktadırlar. (devam edecek)


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık