• 09 Mart 2016, Çarşamba 9:26
YUSUFERDOĞAN

YUSUF ERDOĞAN

AKLIMA TAKILAN BİR ŞOV KALMIŞTI

 “Alışmış, kudurmuştan beterdir” derler. Adamlar alışmışlar, destursuz konuşmaya, istediği gibi davranmaya, ağzına ne gelirse söylemeye. Sanki ana muhalefet lideri mübarek. Protokol muş, devleterkânıymış, Cumhurbaşkanıymış, Başbakanmış hiç umurlarında değil. Bir kısım malum şakşakçılarda hazır zaten gösteriye eşlik etmeye, geriye kalanda malumun zihniyetini icra etmesi hatta icbar etmesi.

Benim cahil kafamda anladığım bu adamın niyeti üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek. Hatta hedef doğrudan Sayın Başbakan’ın ta kendisi. Öyle düşmanlık öyle garaz öyle kin dolu cümleler ki, hangisini ayıklayıp bu temizdir, diyeceksin, Bu kadar ön yargılı ve kör bir yaklaşım ancak böyle zihni bulanıklarda sadır olur.

Maksat yargı yoluyla yürütmeye onun şahsında da, Sayın Başbakan’a(*) yüklenerek, sanki bu ülkede hiç çivi çakılmamış gibi hakaretler yağdırıp,ona milletten aldığı teveccühü hiçe saydırmaktır. Çünkü az zaman öncede malumunuz olduğu üzere anayasa mahkemesi başkanı da aynı giydirmelerde bulunmuştu. Meğer bizde herkes (bizde dâhil)siyasi konular vuku bulduğunda ağzımızı bağlasalar durmayacağız.

Konuşalım konuşmasına da mesele “şov ”yapmaksa hiç konuşmayalım daha iyi. Ama mesele bir yerlere mesaj vermekse ”bak ben hazırım, benden iyi aday olmaz, dedirteceksen” o zaman o huzur,Şov yapma yeri/ortamı değil. Orası devletin yüksek düzey hizmet erbabının bulunduğu bir yerdir. Sen kimin huzurunda olduğunu unutuyorsun. Orası senin babanın konuşma çiftliği değil. Orada hadler korunmalıdır.27 sayfalık konuşma metni tamamen siyasi yaygaralar üzerine serpilmişse senin hukukçu kimliğin nerede? Üstelik siyasi çarpıtmalar öylesine komik ki! Sen hayatında Van deprem merkezine gidip incelemelerde bulundun mu?

Memlekete “çatı aday”aranıyormuş. Hatırladığımkadarıyla, bir zamanlar Başbakan olan Sayın Süleyman Demirel ”çatıyıçattık ”diyerek MC koalisyon hükümetlerini kurmuştu. Evet, çatı çatılıydı ama derme çatma idi. Sonunda olanların 12 Eylüle davetiye çıkardığını hatırlarsınız.

Dünkü şov da eğer siyasi kanada bir eleştiri getirilecekse bunu Danıştay Başkanı usulüne uygun yapabilirdi. Ey!Feyzioğlu? Dedenden kalan hatıraların peşinde misin?Ne olmak istiyorsun? Seni hangi makama getirsinler. İstersen Sayın Başbakan(*) sana bir bakanlık versin. Onunla oyalan. O zamanda böyle eleştiri yapabilir misin? Yoksa sen çatıcıların Cumhurbaşkanı adaylığına mı talip olduğunu yahut yeni kan taze kan denilerek ana muhalefet parti reisliğine mi aday olmak istiyorsun. şov yaparak bunu mu ima etmek istedin. Söyle seni hangisine yapalım, sen rahat ol, müsterih ol, sen üzülme Feyzioğlu. Hatta sen iyice feyizlen ki; memlekette, millette bu Feyiz’inden bol bol tat ketçap gibi döküp döküp yararlansınlar.

Bir kitapda okumuştum şu anlatacağım fıkrayı. Aynenalıyorum sizinlepaylaşayımdedim: Çenginin birini padişah yapmışlar. Komşu krallardan biride onu düğüne davet etmiş. Çengi padişah adamlarını toplamış ve demiş ki; ”benim acayip bir huyum vardır. Oyun havaları çaldığı zaman hiç yerimde duramam. Olur ki bir densizlik yaparım. Ele güne rezil olmakta var, ülkenin onuru var, zedelenmesin, falan. Düğün açık hava da yapılacakmış. Yere 7 kazık çakacaksınız. Tahtımıda iplerle o kazığa bağlayacaksınız. İplerin uçlarınıda altın kemerime bağlayacaksınız. Ben kemerimi takıp tahtıma oturacağım. Aman öyle çakın ki kazıkları, kalkmak istesem bile kalkmayayım. İyice anlaşıldımı? Diye de cümleyi bağlamış. Anlaşıldıdemişler. Siz merak buyurmayın, biz gerekeni yaparız kabilinden laflar serdedilmiş. Ufaktan ufaktan oyun havaları kendi ritminde havayı bulmaya başlayınca, bizim çengi yerinden öyle bir fırlar ki… Kazık mazık ne varsa sökün olur. Bütün kazıklar yerinden sökülür, dönbabam dön, dönha dön, dön ha dön. O döndükçe kazıklar hava da döner, Bir taraftan da bağırıyormuş, Açılın dostlar açılın! Bize bi haller oldu işte! Aman kazıklar değmesin, size der!”…

Ya adamlar alışmış, lafa edebiyata şov yapmaya zaten genlerinde var heriflerin. Şimdi bunlar zaten fırsat kolluyorlar. Buldukları anda da hiç kimseyi dinlemeden yapıştırıyorlar/hatta yapışıyorlar. Bizim memlekette şov yapmaya/yapanlara alıştık alışmasını da hep şov yapanlar karbür üstü yaşayanlar, kuş sütüyle beslenenler de tuzu kurular da ona şaşarım. Adam dinlemedi hiçbir şeyi devlet erkanı demedi verdi veriştirdi, verdiveriştirdi. Hani bir söz var”Dinime dahleden bari müselman olsa”diye… Velhasıl ortada büyük bir mesele var. O da devlet erkânının olduğu yerde insanın söyleyeceği her şeye dikkatetmesi, Usulerkânbilmesi. Sözüne kimliğine uygun davranması gerekir. Diyelimki; Hadi sana usulen söz hakkı verdiler. Onu da kullanırken hiç değilse mahvetme. Orada senin yaşından başından büyük insanlar var.76 milyon insanın Cumhurbaşkanı var. Hiç değilse ona saygı göster. Hele bir de Danıştay Başkanı o vatandaşın diliyle çalsaydı bakın ne havalara girip, ne hükümetler yıkılıp kurulacaktı. Bereket ki; taviz vermedi böyle usul erkân bilmezlere.

Devlet ciddiyet vakar adaletli yönetim ve hakkaniyet demektir. Eleştiri elbette olacak ama adam gibi olsun. Gerçeklerolsun. Çarpıtmalar uyduruk kaydıraklarolmasın. Siyasi bencillik şahsi hırs taşıyorsan çıkar cübbeni çık meydana halka anlat kendini.Sen hukuk kürsüsünde duruyorsun. Üstelik sana tanınan süreyi çoktan aşmışsın. Tüm kuralları çiğniyorsun tüm çizgilerin dışına çıkıyorsun seni uyaran Başbakana da ben değilim diyorsun, bu kadar saçmalık olur mu? Ki; teamüllerde orada cevap hakkı da yok ki; haddini bildirsinler.

Eğer Sayın Başbakan(*) müdahale ettiyse ki; ben kendi adıma doğru buluyor ve hak veriyorum. Her önüne gelen yürütmeyi şahsında tokatlama hevesine kapılıyor. Bu kadarı da fazla efendim, hem de çok fazla. Ülkenin Başbakanı(*) sizlerin şamar oğlanı değildir. Canı isteyen istediği gibi istediği şekilde davranamaz.

Eleştirilerin amacı sadece Başbakan(*) karşıtlığı ve korkusu. Şimdi de Cumhurbaşkanlığı korkusu sardı bunları. Bir baro başkanı çıkıyor, Başbakanı milletin gözünün içine baka baka taş yağmuruna tutuyor. İnsaf edep yok mu sizlerde, ya sen kimsin? Bir baro başkanısın. Olabilirsin, her ne oluyorsan ol, ama davranış bozukluğun niye? Dersine iyi çalışmışsın ama sözlerin yeri orası değil di? hele bağlama şeklin içerden gelen tepkilere karşı”bitireceğim, bitireceğim, bitireceğim, ama şunu söylemeden bitirmeyeceğim tarzında ki çıkışlarınız neydi? Edebiyat parçalamakta neydi öyle?

Artık şuna kesinlikle inandım ki; tek parti zihniyetinin ne bu ülkeye nede bu millete karşı derin hissiyatı vardır, hatta verebileceği bir şeyi de yoktur.”Duvara çivi çakamayanlar millete laf çakmaya alıştılar.”

Bir ülke de had hudut sınırlarını aş, ondan sonra da yok demokrasi yok otoriter falan filan. Ya siz değilmiy diniz,”Menderes’in yakasına yapışıp da demokrasi istiyorum, diyen?”hem yakaya yapış, hem de demokrasi iste, olmasa sen bunu yapabilir misin? Dedimya, bunların zihniyetinden bi cacık olmaz.   İş yapmadan alışmışlar geçimlenmeye, işleri tıkırında nasıl sa, geriye edebiyat kalıyor ki; onu da becermeye çalışıyorlar, pişkinler.

Eğer Sayın Başbakan(*) bu yerinde müdahaleyi yapmasaydı, iyice yol olurdu. Zaten buradan saldırmaya başladılar. Umarım bu tavır bazılarının hareketlerine çeki düzen verdirir. Susmayan ve doğruları yerinde söyleyen bir Başbakan(*) iyi ki var… Ve yıllardır kırılamayan tek parti diktatoryasını ve uzantılarını/ve bürokrasyasını kıran ve amansızca mücadele eden sabırlı bir Başbakan(*)var. Hemde milletin gönlünde…

(*):Recep Tayyip Erdoğan


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık