• 01 Nisan 2017, Cumartesi 9:17
YUSUFERDOĞAN

YUSUF ERDOĞAN

AKIL KİRALIKSA YALAN KÜFELİKTİR

Beş tepe’ye düşman olanların içinden atamadıkları ruhsal sıkıntılar iyice suratlarına yansımış ki, akıl ve mantık sahibi bir kimse bilmelidir ki, Türkiye için mutlaka milletin lehine olan daha süratli ve hızlı karar alma ve uygulama mekanizması getirilerek gerçek manada huzur ve mutluluğu hak eden milletimizin çektiği sıkıntıları giderme adına ona daha fazla katılım ve söz sahibi olma yetkisi genişletilerek verileceği ve gücün hakiki mana da milletin bizzat kendisine tevdi edildiği gerçeği bilinmesine rağmen hala bazı eski tüfeklerin mırın kırın edebiyatları da bir işe yaramayacak ve halkımızın emin olun aklıselimle hareket edecektir.25 Mart günü Selçuklu Bosna Mahallesi Pazar alışverişinde kalabalıktan istifade bazı gençler hayır kampanyasına iştirak edip barolar birliği adına broşür dağıtıyorlar. Bende aylak aylak, şöyle kafamı biraz dinlerim diye evden çıkmış, ağır adımlarla kaldırım mühendisliği yaparken az önde çocuklarıyla beraber yürüyen bir ablaya da broşür vermek istediklerinde;”benim oyum evet”diyen ablamız lafını peşin söylemiş ve almaya bile tenezzül etmemişti. Tabi bunları yazarken hemen aklıma baro başkanı Feyzi oğlu ile Kayserili vekil Halaçoğlu’nun birlikte kampanya çalışmaları yürütüyor olmaları aklıma geldi. Bir eski tabirle birisi sağdan diğeri soldan ortalar yaparak gol atmaya çalışan bu iki eski tüfek,12 Eylül 1980 öncesi de, bu birlikteliği gösterip milletin evlatlarını sağ sol yelpazesi altında kırdırmasalardı diyeceğim ama o günkü şartlarda, bir araya gelmeleri en azından bizim tespitlerimize göre mümkün değil di. Lakin bugün aynı kulvarda beraber yolları aşındırmalarını nasıl izah ederiz derseniz, söyleyeceğim tek şey, sadece ve sadece tamamen ön yargıya dayalı psişik bir ruh sendromu diyebilirim. Bunlar bu sistemin özelliklerini hukukçu ve siyasetçi kimlikleriyle bizden daha iyi biliyorlar aslında gelin görün ki; sizden olmasın ama bizden olursa makbul anlayışları ve gelenekçi ittihat özlemleri böyle bir kararı aldırıyor. Tamamen nefsi ve patlayan hırs sendromu diyebiliriz. Hani bir zamanlar Sn: Baykal da baş örtü düşmanlığı yaparken kendilerine katılan başörtülüler için onlar bizden demişti, yani onlardan olunca laf yok, karşı taraftan olunca, istemezük zihniyeti devreye giriyor, işte buna da tam bir kadük eziklik diyebiliriz.

Geçen günkü ilkyazımda konuya çeşitli örneklerle giriş yapmıştım. Şimdi ise açıklamalarıma aynı yerden devam edebilirim ve ilk yaptığım yoruma karşılık olarak emekli bir eğitimcinin, nasıl bir yorum getirdiğini buyurun birlikte okuyalım.

Mithat Kınalı: Okumuş ve sözüm ona fikri hür vicdanı hür nesil yetiştiren meslektaşım dahi tek adam yönetimini kuvvetler ayrılığını ön plana çıkaran parlamenter sistemine tercih ediyorsa, falan hayır diyorsa ben zıddıyım gibi akıl tutulması bir düşünce ile devletimizin yönetimini aşığı olduğunu tahmin ettiğim Arap ülkelerinde bulunan REİS yönetimini savunuyorsa vah benim eğitimime ve onlardan yetişen nesile…

Necmettin Bayram(cevaben):  Milletin seçip milletin götürdüğü bir başkan nasıl tek adam oluyor ben de onu anlamıyorum. Sizi dinleyen de kabile reisi, kral seçiyoruz zannedecek. Bırakın şu önyargıları artık. Ağzına sağlık Yusuf Hocam sonuna kadar arkandayım.

Mithat Kınalı: Yasama, yürütme ve üstüne üstlük yargıyı elinde bulunduracak güce Kabile reisi veya kral denmezde ne denir. Laik görülen sıfatta REİS değil mi? Türkiye Cumhuriyetine böyle bir yönetimin uygun olmadığı kavgasını veriyoruz, kişilerle işimiz olmaz. O makam kişilere kalıcı değildir. Demokrasinin hüküm sürdüğü, kuvvetler ayrılığının yasalarla güvence altına alındığı bir yönetimden daha iyi bir yönetim şekli var mı dostlar?

Necmettin Bayram(cevaben): Bize çok layık olduğu için parlamenter sistem bizi ihya etti. Tüm hükümetlerimiz ülkeyi modern bir dünya devleti yaptı değil mi? Anayasa maddesi değişikliklerini bir kez daha okuyunuz. Tüm yetki bir kişiye geçiyor diye bir şey yok. Tam tersine daha bir net ayrılıyor. Herkes işini yapıyor. Hatta şu anki cumhurbaşkanı daha çok yetki sahibi. Onlar da kısılıyor.

Mithat Kınalı: Mesela anayasa mahkemesi üyelerini seçme,üçlü kararname ile yapılan atamaları tek imza ile yapma, Meclis'ten yasa çıkmaz ise kararnameler ile devleti yönetme,atadığı(!) bakanları denetleme yetkisini Meclis'in elinden alma v. s. gibi mi? Haklı olduğunuz bir konu var (!) o da genellikle Afrika ülkelerinde görülen başkanlık sisteminin ülkeleri ne kadar mamur ve gelişmiş ülkeler haline getirdiği değil mi? Değişiklikleri okurken onların içlerinin nasıl doldurulacağını da düşünerek karar verin lütfen, kişilere biat ederek karar vermeyin.

Yusuf Erdoğan: Arkadaşlar yorumlarınıza teşekkürler. Mithat Kınalı hocam için ilgili yazısına istinaden cep telefonumda cevabi bir not yazmıştım fakat yayınlanmadı çünkü engellenmişti. Bilmiyorum nasıl oldu bu. Ve yazılanlar tamamen bitti gitti. Ha bu cevabi yazımı Konya postası gazetesinde inşallah hazırlayacağım. Yalnız şunu söyleyim bizim değişikliğimize Alman vekil Claudio Roth avuç içi hayır kampanyasıyla destek veriyorsa, ey Türk titre ve kendine dön, demenin tam vakti derim. Herkes tercih ve kararında hür lakin ben insanların benimle ilgili olan düzenlemelerim karşısında gösterdiği tavra ve yorumlara bakarım. Bir gavur benim lehime olan bir karara niye karşı çıkmasın ki? .Destekleyecek hali yok ya.O olaya kendi cephesinden ve Nazi zihniyetinden bakıyor.Bunlar kendi ülkelerindeki Nazi uygulamalarına ses çıkarmazken bizim problemimiz onların dert kaygısı olmuş şaşırtıcı değil mi onun için bir kere daha söylüyorum,ben kabile reisi değil,gücünü tarihimden ve atalarımdan alan şu anda bize özgü daha uygun olan ve asla tek adamlık değil,kanunlarla çizilmiş yetki mekanizmasını kullanan,Mete han'dan Romayı titreten Attila'ya Sultan Alparslan'dan Selahaddin'e,Fatih'ten Yavuz ve Kanuniye ve 2.Abdülhamit hana gelen kararlı azimli ve günümüzde Türk Milletinin ihtiyaç ve isteklerine daha hızlı ve net cevap verecek karar almayı kolaylaştıracak sistem olduğunu tüm gâvurlar ve Hans dâhil herkes bilip karşı çıkarlarken bizim hasanlarda onlara eşlik ediyorsa size de kolay gelsin derim. Benim kararım sonuna kadar EVET.

Necmettin Bayram(Mithat Bey’ cevaben): İyi okuyun dedim Sözcü gazetesinde yazanları değil. Dünyanın en güçlü devletleri de başkanlıkla yönetiliyor. Hatta çoğunda kral bile var. Parlamenter sistemle yönetilen ülke nadir görülüyor biz gibi mesela. Sistemi tıkayan engeller kaldırılıyor sadece. Ben çok düşündüm bu maddeleri bence bizim için gayet hayırlı olacak. Benim de kararım evet. Düşüncelerinize saygı duyarım.

Mithat Kınalı(cevaben bana karşı): Yusuf Hocam bir konuyu açıklığa kavuşturalım; bahsettiğiniz Hanslar johnlar referandum süreci başlayıncaya kadar dostlardın da sonradan mı düşman oldular? Türk'ün Türk'ten başka dostu olmadığını ömrümüz boyunca savunduk ve hala savunuyoruz. Onların hareket ve düşüncelerine göre hareket etmeyip memleketimin yararına olacağını tahmin ettiğim davranış ve düşünce içerisinde olurum. Dünyayı titreten padişahlarımızdan bahsediyorsun bu konuda hem fikiriz ama unutmayalım ki bunların yanında deli lakaplısından tutun devşirme anası veya hatunu tarafından kukla gibi yönetilen padişahlarımızda oldu. Şimdi soralım kendimize yarın ilerde böyle birinin seçilmeyeceğini kim garanti eder? Ha diyeceksiniz ki halk anlar böylelerini seçmez ama unutmayalım ki 40 senedir devletin en üst kademesine kadar fetö sızdı ve devlet tüm imkânlarıyla bunları tanıyamayıp"kandırıldık" özür dileriz demedi mi? Haydi ilerde böyle bir şeyin olamayacağının garantisini verin. Arkadaşlar bu oylamayı biraz daha irdeleyelim, falanla filanla karar vermeyelim. Sağlıcakla ve esenlik içerisinde olun.

Necmettin Bayram: Paranoyalarla devlet yönetilmez. Cesur olmak gerekir.

Mithat Kınalı:  Necmettin Bey dünyanın en güçlü devletleri derken ABD yi kastederek örnek vereceksen çoook iyi incelemen lazım çünkü oradaki ile bize getirilmeye çalışılanla ortak bir nokta bulamazsın. Parlamenter sistem ile yönetilen nadir ülkeler var demişsin ama hatırlatırım ortaklık antlaşması imzaladık diye şenlikler düzenleyip davullar çaldığımız AB ülkelerinin tamamı bu sistemle idare ediliyor. Bir konuyada açıklama getireyim bahsettiğin gazeteyi tanımam ama aklın yolu birdir.

Necmettin Bayram: Yanlış biliyorsunuz Avrupa ülkelerinin çoğu ya monarşi ile parlamento birleşik ya da başkanlık veya yarı başkanlık sistemi. Fransa mesela. Azıcık araştırıverin.

Necmettin Bayram: Ayrıca bizde de parlamento devam ediyor kalktığı filan yok. Ve bize, yani Türk devlet yönetimi ve ananelerine özgü bir sistem.

Mithat Kınalı: Helal sana Necmettin o kadar ülkenin içinde Fransa,yı buldun bravo. Anladım ki yazdıklarımı anlama gayretin olmayacak bunu da bize özgü sistem demenden anladım pes...

Necmettin Bayram: AB ülkeleri demiştiniz Fransa onlardan değil miydi? Bizim oyladığımız sistem hiçbir ülkenin taklidi değil. Tamamen bize özgü. Önyargısız okusaydınız anlardınız. Sizin de anlayasınız yok. Sizi önyargılarınızla baş başa bırakıyorum.

Hasan Volkan Topçu: Atatürk 15 yıl tek başına Cumhur Reislik yaptı. Türkiye bu 15 yılda 15 kat büyüdü. Ne zaman koalisyon başladı biz de yerimizde saydık. Zaten rejimin değiştiği falan da yok. Bir daha Atatürk gibisi gelmez düşüncesini de bırakalım artık niye gelmesin. Anadolu’ dan nice Fatih’ ler çıkar…..(DEVAM EDECEĞİZ İNŞALLAH)


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık