• 23 Kasım 2016, Çarşamba 7:27
YUSUFERDOĞAN

YUSUF ERDOĞAN

AİLE YAPISI SAĞLAM OLSUN

İnsanın başıboş yaratılmadığını Yüce Kur’an bize bildirmektedir. Niçin yaratıldığının farkında olanlar emir ve yasaklara uyma konusunda yaşantılarına dikkat etmek zorundadırlar. Kur’an bize iki dünya saadetini sağlayacak tavsiyeler ve güzellikleri ihsan eylemiştir. Rabbimizin nimetlerini görmezden gelmek, oku emrine göre değil de sağlıksız bir şekilde okuyup araştırmadan veya ehil birilerine sormadan kendi başlarına hareket edenler yaptıkları hatanın farkına varmadan belki de bir ömür boyu anlamsızca yaşamaya devam ediyorlar.

Aile yapısının sağlam olması neslin devamı ülkenin geleceği devletin payidarlığı açısından gerçekten önemlidir. Bir toplumun geleceğidir aile olmak. Sağlam nesiller ve onların devamı ancak sağlam ilkeler ve prensiplerle ayakta kalır. İnsanın özünü kimliğini inancını varlığını aidiyetini kısaca her şeyini koruma kalkanı olarak besleyen ve ayakta tutan dini inançlardır. Güzel ahlaktır. Hicap duygusu insanın ar perdesidir. Maatteessüf bu perdenin zayıflatılması yırtılması ve yok edilmesi en büyük kalkan ve zırh olan inançlarında giderek sulandırılmasını ve kendi özünden koparılmasını hem tetiklemekte hem de alabildiğine hızlandırmaktadır.

Bir inanca sahip olmak ancak onu yaşamakla güzelliğine kavuşmaktır. Gereğini yerine getirmeyen getirme konusunda hassas davranmayan bir ölçü zamanla kendine de ölçüsüz ve argo yaklaşımda bulunacaktır. İnanca sarılmak ve yaşamak samimiyet ve ihlâslı hareket etmekle yaşatılır. İnancında zayıf olanlar, gerekli hassasiyeti göstermeyenler hayat sahnesinde kimlik bunalımını ömür boyu yaşayacak ve ilkesiz ve çıkarcı olduğu için dünyevi ihtiraslarına daha çok sarılıp insanların hallerinden anlamayacak hep kendini düşünür durumları hep benim olsun duyguları hâkim olduğundan zayıf ve garibanlara karşı acımasız olacaktır. Ruhen yumuşamayan bir kalp İslam kardeşliği noktasında bencilliği öne çıkarır. Bencillik ise insanı hem cinslerinin yanında pek de muteber eylemez. Enaniyet insana giydirilen bencillik halkasıdır ki; kibirliğinde ön habercisidir.

Bu kadar girişten sonra esas konumuza dönecek olursak; bugün aile hayatının depresyona uğraması hususunda zihinlerin iğdiş edilip cahili bir hayatın modernizm adına medya ve kasıtlı çevreler tarafından pompalandığı bir dönemdeyiz. Bana göre böyle bir akışa kapılmak cehaletin giyotinine boynunu uzatmaktır. Bilhassa genç kardeşlerimize kurulan tuzaklar ve onların gençliğin heyecanı ile şirazeden çıkmaları aslında bir toplumun geleceğinin esaslı olarak dinamitlenmesinin hazırlanması çabasından başka bir şey değildir buda kasıtlı olarak başka ülkelerin kirli oyunu ile bu oyuna içerden verilen desteğin ivme kazanması halidir. Söz temsili düşmanı hani onların tabiriyle söyleyim sözde denize kürekle kürür gibi atıyorsun ama sonunda attığını zannettiğin düşmanı kendi ağacının kökü ve dallarından yetiştiriyorsun? Öyleyse bu nasıl düşmanı dökmek? Peki, nasıl oluyor bu? İşte burada düşünmek gerekir. Sana kötülük yapanın huyunu suyunu ahlakını giyimini kuşamını töresini torbasını her neyi varsa köküne kadar ithal ediyorsun, onun kültürünün içerisinde kendini yetiştirip kendi inanç ve değerlerine sırt çevirerek tanımamazlıktan geliyor ve bir de dil uzatmaya kalkışıyorsun bu mankurtluğun modern kapsama alanıdır ve bu alan maalesef ülkenin genelinde hâkim hayat standardının örneğini oluşturmaktadır. Rahmetli Abdürrahim Karakoç’un “Gülermisin, ağlarmısın”şiirinde ki benzetmesi haliyle;

Kollar açık, etek dizde Gençler zağar oldu izde Medeniyet budur bizde Güler misin, ağlar mısın? Ki; şiirin tamamını alamadım buraya(internetten bulabilirsiniz)  halimiz gerçekten içler acısı durumda diyebilirim. Velhasıl bugün bizim aile yapımız üzerinde oynanan oyunlar batılıların yüzlerce yıl hayalini kurup ta bozmak için can attıkları bir istekti ve biz, bizi yani kendimizi kendi ağacımızın kökünü ağacın dalından kesilen bir parça ile baltayı elimize alıp kesmeye devam ediyoruz.

Şimdi malumunuz hükümetin üzerinde çalıştığı bir konu var. Buna geçmeden önce açıklamamız gereken ince bir husus var. Töre adı altındaki uygulamaların halen geçerliliğini koruduğunu ve belli yerlerde hukuk yerine mahalli bir güç olarak uygulandığı yazısız olmasına rağmen gelenekçi yapısını koruduğunu bilmekteyiz. Anne ve babanın rızası ile evlendirilen gençlerin kanunun hükmünden aldıkları cezalarla ilgili olarak sağlıklı bir şekilde aile hayatının devamını sağlamak ve bölünmeyi önleyip çocukların anne baba sevgisi ile yetişmesini ön görmek için girişimleri sonucunda çıkarılmak istenen yasanın toplumun değişik kesimleri tarafından bilhassa sol amigolar tarafından kalk borusu olarak çalınmasıdır. Olayı amacından saptırarak acaba bundan siyasi bir rant elde edebilir miyim çabası ile zihinlerin bulandırıldığı bir dönemdeyiz. Sapı samanla karıştırıp saman altından su yürütmek başka, birde gerçekten kanunen belki on sekiz yaşında olmayıp ta, töre gereği belli bölgelerimizde on altı on yedi yaşlarında evlendirilip anne baba rızasıyla, sağlıklı aile ve sağlıklı çocuklar olarak olgun bir kişilik kıvamıyla hareket edip kendini ve çocuklarını hayata hazırlama dışında gayeleri olmayanlara karşı yapılan saldırıların maksadını aşan boyutlarını bilmek başka. Velhasıl bunun kanuni çözüm noktasında hayırlı bir adım atılmışsa onu desteklemek gerekir. Ancak bunu başka yerlere çekmek kafa karıştırmaktan öte bir şey değildir. Elbette olmasın onüçünde on dördünde onbeşinde kendinden babası yaşında olanlarla evlendirilmelerin olmasını kim ister? Elbette kız evlatlarımız okusun, ilim tahsil etsinler, üniversitelere gitsin, devletimizin tüm imkânlarından yararlansın, amir memur olarak çalışsın, üretsin alın terini bu ülke için döksün. Daha düne kadar bunların okumaması için başörtüsü ile giremezsin, çıkartacaksın, çıkartmazsan okuyamazsın deyip önüne engel koyan kimlerdi?Nedense  bugün dalkavukluk yapmaya başladılar. Eğer eleştiri getiriyorsan, onaltı yaşındaki bir çocuğun açık saçık bir şekilde yanındaki sevgilisi diye reklamı yaptırılıp,” şarkı söylüyor ama bu sanatçı” diye koruma kalkanı oluşturmaz buna da karşı çıkarsın? Biz yavrularımızın menfaat çıkarcılarından ve düzenin modernizm diye benimsetmeye çalıştığı saçmalıklardan kurtarılıp gerçek bir insani kimliğe ulaşmalarından yanayız. Hadi sol amigolar sizde var mısınız? 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık