• 30 Kasım 2016, Çarşamba 7:36
YUSUFERDOĞAN

YUSUF ERDOĞAN

15 TEMMUZU ANLAMAK

Tarihçi Yavuz Bahadıroğlu ağabeyin bir yazısından okumuştum. Aslanla boğasının hikâyesinden bahseder. Belki çoğumuz unda okuduğu bir hikâyedir. Ama esaslı bir ders verir almak isteyene. İsterseniz hikâyenin önemine binaen yeniden hatırlayalım, ama Yavuz Hocamızın anlatımıyla.

“Önce hikâyemizi okuyalım: Meşhur “Üç boğa ile aslanın hikâyesini... Biri siyah, biri kırmızı, biri alaca üç yabani boğa varmış... Her yere birlikte gider, her zaman iyi bir dayanışma örneği gösterir, kardeş kardeş yaşarlarmış. Tehlike anında güçlerini birleştirdikleri için vahşi hayvanlar yanlarına sokulamıyor, tehdit ve tehlikelerden uzak, huzur içinde günlerini gün ediyorlarmış. Derken, üç kafadar aç bir aslanın kafasına takılmış. Onlar keyifli keyifli otlayıp oynaşırken, aslan iştahla yalanarak planlar yapmaya başlamış. Alt etmiş, üst etmiş ama ne yapmışsa bir türlü yanlarına sokulamamış. Çünkü ne zaman yaklaşmaya çalışsa, boğalar sırt sırta veriyor, uzun boynuzlarını göstererek böğürme eşliğinde eşiniyorlar ve “Üçümüz senden daha güçlüyüz, aklın varsa bizden uzak dur!” demeye getiriyorlarmış. Aslan bu konuyu kurnaz tilkiye danışmaya karar vermiş. Gidip kapısını çalmış: “Tilki kardeş, durum böyle iken böyle” diyerek açıklamış, “dayanışma içinde olduklarından hiç birini avlayamıyorum.” Kurnaz tilki: “Önce onları bölmelisin” diye akıl vermiş, “boğaların ikisiyle anlaşıp üçüncüsünü gözden çıkarmalarını sağla, sonra biriyle anlaşırsın. Böylece hepsini midene indirirsin.” Aslan hemen üç boğanın otladığı meraya dönmüş. Niyetinin yalnızca konuşmak olduğunu söyleyip kırmızı boğa ile siyah boğayı kenara çekmiş ve demiş ki: “Size bir kastım yok, ama çok açım. Bu durumda üçünüze birden saldıracağım. Ben de yorulacağım, siz de yorulacaksınız. Hanginizi yakalarım o da belli olmaz. İyisi mi şu alaca boğayı bana verip kendinizi kurtarın!” İki boğa “Bana dokunmayan aslan bin yaşasın” hesabında, bu teklifi kabul etmişler. Aslan önce yalnız kalan alaca boğayı avlamış... Birkaç gün sonra ise kırmızı boğa ile anlaşıp siyah boğayı yemiş... Tek başına kalan kırmızı boğa hatasını anlamış sonunda, ama aldığı dersi uygulama fırsatı olmamış. O da arkadaşları gibi aslanın midesini boylamış.”….(Y.B.)

Aslında bu olay bize dünyadaki zalim ülkelerin, kendini geliştirmiş ve sömürge peşinde koşan ülkelerin bitini kanlandıranların başka ülke ve topraklara göz dikmesinin politikasını anlatır. Uygulanan politik uygulama ise esasta böl ve yönet tarzındadır. Birlik içerisinde olan boğaların aslanların tuzağına düşme sebebi de bundan ibarettir. Hani deveyi yardan uçuran bir tutam ottur derler ya o cinsten. İnsanlık tarihinin ne kadar garip olaylarla müteşekkil olduğunu anlatmaya gerek var mı bilmem. Müspet ve menfi bir sürü olaylar. Hayatımızı meşgul eden ve insanın cüzi irade tarzına göre etken olduğu bu olayların fiiliyatının neticede birçok sonuçları olduğunu ve bunun başka bir olayın sebebi olarak vuku bulabileceğini etki alanını genişletebileceğini belirtmek gerekir. Bunların bize ibret olması gerektiğini akıl sahiplerinin bilmesi gerekir. Rabbimiz Kur’anda buyurur ki;”Yeryüzünde gezin dolaşın ki, sizden öncekilerin yaptıklarını; yaptıklarından dolayı başlarına gelenleri göresiniz ve ibret alasınız”Diyor.

Bizler başımıza gelenlerden kendimize pay çıkarmak daha doğrusu bunlardan ibret almak mecburiyetindeyiz. Bu kendimizi tanımadır aslında. İşte 15 Temmuz bunun için milat olmalı diyorum. Çünkü vatanın işgale bölünmeye paylaşıma ve yok edilmeye hazırlandığı gizli planların yapıldığı ve içten kalenin fethedilmeye çalışıldığı bir hainliğin dışa vurumu olan 15 temmuz bir Sakarya destanı gibi önemli ve yeni bir kurtuluşun millet nezdinde ferasetin habercisidir. En zor zamanlarda bile el ele olmasını bilen bir toplumun hain emellerin tank ve tüfeğine göğsünü gere gere durması vatanı milleti için siper oluşturması ikiyüzkırkbeş şehidin verildiği bu kahramanlık destanı bize ufkumuzu açmayı salık verir ve derki;”Ey Müslüman Türk, senin aslında başkalarının insanlığı ezen hor bakan ve onu karanlıklar içerisine sürükleyen tek dişi kalmış canavar medeniyetine değil, kendinin bir yanılgı ile bıraktığın İslam medeniyeti dairesine yeniden dönmen gerekir. Bu senin kurtuluş anahtarın ve vesilendir. Kendimiz olmadığımız müddetçe başkaları bizim üzerimizde kamçılarını şaklatmaya devam edecek pis plan ve nefislerini doyurma yöntemlerini kullanacaklardır. Bu nedenle en doğru tarz kendin gibi olman ve kendin gibi hareket etmendir.”

Üzerimizde kırbaç şaklatmaya hevesli olanlara verdiğimiz ders bizi birbirimize kenetlendirmelidir. Birtakım siyasi olaylara bakarak esas bölücülerin gerçek oyunlarını bozmazsak huzurumuzu kaçırmak isteyenlere mağlup oluruz. Bu ne demokratik hakla izah edilir nede başka bir empati oluşturularak ama canım demeye kalkılır. Bu öyle bir girişimdi ki Allah’ın yardımıyla üzerimizdeki kara bulutları anladık ve gerçek yüzler ortaya çıktı. Bu ülkede ne kadar hain ve işbirlikçi varmış bunları öğrendik. Sülük gibi yapışkanların devletimizi böl ve parçala ve yönetelim ortaya çıkan çelimsizlerin gerçek yüzleri aysbergin altındaki görünür halleri sonunda iç âlemleri belli oldu. Meğer her istediklerini alanların esas hedefi ülkeyi emperyalizmin pençesine nefsi menfaat mukabilinde teslim etmekmiş. Ne yazık ki hala bunu anlayamayacak derecede basiretsizler de çıkacak ve alçaklıklarına devam edeceklerdir. Bugün ülkesini sevenler ile ülkesini emperyalizmin tuzağına düşürmek isteyenlerin kavgası var. Şükürler olsun ki; Millet 15 Temmuzu anladı ve tuzak kuranların oyunlarına gelmedi. Hem biz biliriz ki; Kaderin üstünde  bir kader vardır. O Allah’ın iradesidir. Ve O ne dilerse O olur.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık