• 15 Ocak 2017, Pazar 10:25
ŞükrüÖzbuğday

Şükrü Özbuğday

VAAZ VE İRŞATTA METOD (2)

 

Hz. Peygamberin hitabeti, muhatabın ilgi ve ihtiyaçlarını göz önüne alma açısından incelendiğinde, o zamana göre her çeşit iman ve malzemenin değerlendirildiği görülmektedir. Hz. Peygamber, muhatabını tanımış ve kendisine yöneltilen benzer anlamlı sorulara ayrı ayrı cevaplar vermiştir. Hangi davranış Allah katında daha makbuldür? şeklinde sorulan soruları O, soran kişiyi ve içinde bulunulan şartları göz önünde bulundurarak cevaplandırmıştır. Örneğin; “Allah’a en sevimli gelen davranış hangisidir?” sorusuna verilen bazı cevaplar şunlar olmuştur:

“Allah için sevmek, Allah için buğzetmektir.”

 “Oruca devam et, çünkü oruç, benzeri olmayan bir âdettir.”

“Yemek yedirirsin, insanlara selam verirsin.”

Konuyla ilgili bir başka örnek Hz. Peygamber’in, görev verdiği kişilere yaptığı tavsiyelerdir. Rasulullah, Muaz b. Cebel’e şu hatırlatmada bulunmuştur. “Ey Muaz, ehl-i kitaptan olan bir topluluğa (vali olarak) gidiyorsun. Onları Allah’tan başka tanrı olmadığına ve benim Allah'ın elçisi olduğuma şahadete davet et. Buna itaat ettikten sonra, Allah’ın her gün beş vakit namazı farz kıldığını onlara bildir. Namazı kabul ettikleri takdirde, Allah’ın zenginlerin malından fakirlere vermek üzere zekâtı onlara farz kıldığını haber ver. Rüşvet almaktan veya onların malına tamah etmekten sakın. Mazlumun duasından kork. Zira mazlum ile Allah arasında hiçbir engel yoktur.”(1)

İslamiyet’in ilk yıllarında mescidde ön sıralarda erkeklerin, arka sıralarda kadınların namaz kıldığını, yapılan konuşmaları beraberce dinlediklerini görüyoruz.(2) Daha sonra kadınlar, sesi daha rahat duyabilmek, sorularını daha rahat sorabilmek gibi bazı gerekçelerle, Rasulüllah’a müracaat ederek kendilerine ayrı bir gün tahsis edilmesini istemişler, o da onlara belirlenen günlerde vaaz etmiş, dertlerini dinlemiş, sorularını cevaplandırmıştır.(3)

İyi hizmet verebilmek, ferdi ve toplumu iyi tanımaya ve iyi anlamaya bağlıdır. Günümüzde ise toplum gelişip, değişip başkalaşmakta, eğitim seviyesi giderek yükselmektedir. Kişiyi ve toplumu anlama imkânı da bu yeniden yapılanma nedeniyle zorlaşmaktadır. Durum böyle olunca, vaizin hitap edeceği halkı anlamasını sağlayacak yöntemlere başvurması kaçınılmazdır.

Vaizin, halkını çeşitli yönleriyle tanıması meslekî başarısı için zorunludur. Cemaatin de, vaize ve ona güvenmesi gerekir. Bu da vaizin cemaatini bir psikolog gözüyle incelemesi, kime, hangi yolla, nasıl yaklaşabileceğini belirlemesi ile mümkündür. Cemaatin durumu ile ilgilenebilmek, onların fikir, inanış, düşünce ve duygularını tanıyabilmek, halkla iyi ilişkiler kurabilmek için vaizin güçlü bir “iletişim” bilgisine ihtiyacı vardır.(4)

Sosyal Olayları Gözlemek ve Çevre Kaynaklarından Yararlanmak:

Vaiz, bölgesindeki mezhepler, tarikatlar, dini cereyanlar, batıl inanışlar ve halk inanışlarına eğilmelidir. Vaiz, çevre araştırması yapmalı, yörenin meselelerini bilmeli ve cemaatini, cami dışı temaslarla tanımaya çalışmalıdır.

Vaiz, bu yoldaki faaliyetiyle hem vaazlarında işleyeceği konuları belirlemiş, konularına zenginlik kazandırmış olur, hem de bir “halk eğitimcisi” görevi yapmış olur.

Sadece oturup düşünmekle, akla gelebilecek konular alışılagelmiş klişeleşmiş konulardır. İlgi çekici, canlı, orijinal fikirler yakalayabilmek için vaiz, etrafını bir araştırmacı gözüyle incelemelidir. Gazete ve dergiler de vaizin fikir kaynakları arasında yer almalıdır, gazete ve dergileri takip ederek kendisini ilgilendiren küpürleri saklamada yarar vardır. Vaizin dağarcığındaki bilgi ve tecrübe miktarı ne kadar fazla olursa, orijinal fikriler üretme ihtimali o derece yüksek olacaktır.

Hz. Peygamberin oğlu İbrahim öldüğünde güneş tutulmuştu. İnsanlar, “Güneş İbrahim’in ölümü yüzünden tutuldu” diyorlardı. Bunun üzerine Hz. Peygamber kısa bir hutbe irâd ederek şöyle dedi: “Güneş ve ay, hiçbir kimsenin ölümü ya da hayatı yüzünden tutulmaz. Fakat güneş ve ay, Allah’ın iki ayetidir. Güneş tutulduğu zaman Allah’a dua edin ve namaz kılın.”(5)

 

Dipnotlar:

1- Müslim, İman, 29.

2-Buhâri, Hayz,6.

3-Buhâri, İlim, 36.                                                                                                                                                                 4-Dr. Mualla SELÇUK “Dini Hitabet Uygulamalarımız”; İslami Araştırmalar Dergisi Cilt, 5, Sayı:3 (Temmuz,1991)                                                                                                                                                                       5-Buhâri, Kûsuf, 1; Müslim, Kûsuf, 21.

 

 

 

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık