• 15 Haziran 2017, Perşembe 7:36
ŞükrüÖzbuğday

Şükrü Özbuğday

Oruç Sağlıktır

Dünyada her kötülüğün başı Allah’ı unutmak ve sorumluluk duygusunu kaybetmektir. Oruç ise, kişiye daima Allah’ı hatırlatır, sorumluluk duygusunu geliştirir. Bir ay boyunca devam eden bu mânevi eğitimin olumlu tesiri ile insan, davranışlarını kontrol altına alarak her türlü kötülükten uzaklaşır.

Zaten orucun farz olmasındaki hikmeti de Yüce Allah şöyle ifade buyurmaktadır: “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakınmanız için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı.”([1]) Mü’min, oruç sayesinde nefsine hakim olma melekesini kazanarak, kötü meyil ve arzulardan, günahlardan sakınıp, “takva” mertebesine ulaşır. Takva ise, daima kalpleri uyanık bulundurarak, Allah’ın rızasını ve dostluğunu kazandırır.

“Allah’ın dostu ancak muttakiler (Allah’a karşı gelmekten sakınanlar)dır...”([2]) ayeti de bu gerçeği ifade etmektedir.

Ramazan ayında hepimizin gözlemlediği bir husus şudur: Oruçlu insanlar, mümkün olduğu kadar hissi olmaktan uzak kalırlar. Nefislerine hakim olurlar, öfkelerini yenerler. Cimrilik nasıl insanları kendisinden uzaklaştırıyorsa, müsrifliğin de hayatı değersizleştirdiğine inanır ve orta yol olan cömertliği seçerler. Verdikleri karardan dönmez böylece sebat ve metanet sahibi olurlar. Şiddetli gazap ve öfke anında, gücü yetmekle beraber, öç alma ve intikam fikrinden vazgeçerler. Haddini bilip sınırı aşmazlar yani topyekun insanî faziletlere sahip olmaya yönelirler.

Oruç, hem beden hem de ruh temizliğini temin eden bir ibâdettir. Oruç tutan kimse şişmansa, fazla kilolarını atar. Bir yıl aralıksız çalışan sindirim organları oruçla kısmen dinlenir. Aç kalmaya alışan insan, bedenen daha sağlıklı olur. Vücudun sağlıklı kalmasında ve hastalıkların tedavisinde diyetin ve perhizin önemi gayet açıktır. Hastalıkların çoğu yiyecek maddelerinden geçer ve mide ile ilgilidir. Onun için: “Perhiz, devâ ve ilaçların başıdır.” denilmiştir.

Oruç ise alınan gıdaların az, öz, temiz olmasını ve dengeli beslenmeyi sağlar, insana yeme ve içme disiplini, iştahına hâkim olma alışkanlığı kazandırır. Oburluğa ve netice itibariyle hastalığa mani olur. Tokluk, şişmanlığa, ağırlaşmaya, zihin tutukluğuna ve gönül darlığına sebep olur. Nitekim “Oburluk, zekâyı izale eder” denilmiştir. Açlık ise bedeni rahatlatır, çevik ve atak olma yeteneği kazandırır, zihni açar, gönlü ferahlandırır. Nitekim Hz. Peygamber’in “Oruç tutunuz ki sağlıklı olasınız.”([3]) hadisi, orucun bedenen, zihnen ve ruhen sağlıklı olmayı temin ettiğini ifade eder.([4])

Peygamberimizin bu sözü tıbben de kanıtlanmıştır. Zira konu ile ilgili olarak iki batılı bilim adamının tesbitleri şöyledir;

1940 Nobel Tıp Ödülünü kazanan ünlü bilgin Dr. Alexsis Carrel, “L’Hamme Cet İnconnu” adlı eserinde, oruç sırasında organizmalarda depo edilmiş besin maddelerinin harcandığını, sonradan bunların yerine yenilerinin geldiğini, böylece bütün vücutta bir yenilenme olduğunu anlatır, orucun sağlık bakımından çok faydalı olduğunu belirtir.([5])

Fransız Profösör Pier Mulen de şunları söyler: “İslâm dünyasının en yararlı kurumlarından biri oruçtur. Oruç, bedenin hem fiziksel, hem ruhsal dinlenişidir. Dokuları temizler, birikmiş toksinleri, zehirleri atar. Müslümanlar, böylece her yıl bir ay bedenlerini dinlendirirler...”([6])

Oruç, fertlerin ahlâkı üzerinde derin ve devamlı tesirler bırakır. Onları terbiye eder, edeplendirir, huylarını düzeltir, ahlâkını güzelleştirir, iradesine hakim olmasını, nefsine gâlip gelmesini sağlar. Nefis aç bırakılınca, sahibine tâbi olur, onu takip eder. Yani oruç sayesinde nefis aklın isteğine uyar.

Oruç, toplum bakımından da önem taşır. Aç ve susuz kalan zengin ve varlıklı kişiler, fakir fukarayı hatırlayıp, ihtiyaçlarını gidermelerini sağlar. Oruç, tüketim mallarına olan talebi azaltır. Tasarrufu teşvik eder. Bu suretle ihtiyaç maddelerinin fiyatları kısmen düşer; kıtlık, yokluk ve darlık, yerini bolluğa bırakır. Böylece yoksul ile varlıklılar arasındaki uçurum küçülür, aralarındaki kin, nefret ve haset sevgiye, yardımlaşmaya ve dayanışmaya dönüşür. İki tabaka arasında bir kaynaşma ve birleşme meydana gelir. Böylece sınıf kavgaları önlenir, topluma huzur ve sükun gelir. Oruç, aç kalan zenginlerin, fiilen fakirlerin hâliyle hallenmelerini, onları anlamalarını ve dertlerine derman olmalarını temin eder.([7])

Netice olarak İslâm Dini’nin her emir ve yasağı, insanlara hayat vermek ve onları her iki cihanda mutlu kılmak içindir. Çünkü, müminin yapmış olduğu ibâdetin faydaları -oruçta olduğu gibi- kendisini, aile fertlerini de aşarak toplumun huzur ve mutluluğuna birlik ve dayanışmasına en güzel vesile olmaktadır. Şunu tekrar belirtmek gerekir ki, -diğer ibâdetler gibi- oruç da, birtakım faydalar elde etmek için değil, sadece Allah’ın emri olduğu için ve yalnız O’nun rızasını kazanmak amacıyla tutulur.

Oruçlarımızın makbul olması dileğiyle...

Dipnotlar

1- Bakara, 183                                                                                                                                                                     2- Enfal, 34                                                                                                                                                                       3- Taberanî, Mu’cem’ül-evsat C: 9, S: 144 Hadis No: 8308                                                                                             4- Prof. Dr. Süleyman ULUDAĞ; İslâm’da Emir ve Yasakların Hikmeti, T.D.V Yayını, Ankara 1989, S:86                 5- Bkz. Hayat Ansiklopedisi, “Oruç” Maddesi                                                                                                                 6- Günaydın Gazetesi (13-8.1982)                                                                                                                                     7- ULUDAĞ, a.g.e., S:89


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık