• 24 Mayıs 2018, Perşembe 7:37
ŞükrüÖzbuğday

Şükrü Özbuğday

MUHTEŞEM FETİH (2)

II. Mehmet’in (Fatih’in) yetişme Tarzı ve Yetiştiği Ortam:

Osmanlılar, kılıç zoruyla değil, severek İslâm’ı kabul eden, onu en iyi şekilde anlayıp hazmeden ve hayatına tatbik eden bir millettir. O günkü dünya konjöktürünü göz önüne alarak kendisine İslâm âleminin liderliğini, bayraktarlığını misyon telakki eden bir millettir.

Papa ve Papazların teşviki ile sık sık birleşerek sayıları milyonlara varan topluluklar halinde Haçlı orduları tertip eden ve yegâne gayeleri Müslümanları ortadan kaldırmak olan Hıristiyanların karşısına durabilecek, onlarla mücadele edebilecek tek milletin de Osmanlı olduğunun idraki ve bilinci içinde oldukları için Osmanlı sultanları, toplulukları arkalarından sürükleyebilecek lider ve idarecilerin çok iyi yetişmesi gerektiğini bilen idareciler idi.

Bu sebeple sultanlar, çocuklarının tahsil ve terbiyesi üzerinde son derece hassas dururlardı.

Özellikle gelecekte sorumluluk sahibi olacak kişilerin eğitimine büyük özen gösterilirdi. Dört yaşından itibaren özel hocalar nezaretinde eğitilen şehzadeler, ilk derse Kur’an-ı Kerim’le başlar, diğer dini ilimleri, en seçkin hocalardan okuyarak bilgi sahibi olurlardı. Şehzadeler, Türkçe’den başka Arapça, Farsça, Latince, Yunanca, Rumca, Sırpça ve Çağatay Türkçesi gibi dil ve lehçelerden birkaçını da öğrenmek zorunda idi. Tarih, coğrafya, harp sanatı, astroloji, matematik, mantık, kimya gibi pozitif ilimleri de okuyan şehzadeler, tasavvuf, musiki, avcılık, atıcılık, güreş vb. sportif faaliyetleri de başarıyla icra ederlerdi.(1)

Dinî ve millî duyguları çok sağlam olan II. Murad, oğlu II. Mehmed’i aynı terbiye içinde yetiştirmiştir. İstanbul’un fethinde önemli bir payı olan II. Murad’ın, bu fetihte iki mühim katkısı olmuştur. Birincisi, Varna ve II. Kosova savaşlarında Haçlı ordularını perişan ederek, Bizans’ın Avrupa umutlarını yıkmış ve bir kuşatma anında onların yalnız kalmalarını sağlamıştır. İkincisi ise, oğlu II. Mehmed’in dinî ve dünyevî ilimlerle techizine o kadar önem vermiş ki, bunun için özel hocalar görevlendirmiştir.

II. Mehmet, şehzâdelik döneminde, ilmî bir çevrede yetişmiş, değerli bilginlerden, dînî ilimler dışında felsefe ve matematik okumuş, Farsça, Arapça, Latince, Yunanca ve Sırpça’yı yeteri kadar öğrenmiştir. Ayrıca tarih ve coğrafya bilgisiyle desteklenen mükemmel bir askerlik bilgisi edinmiştir. II. Mehmed’in geleceğe hazırlanmasında; Molla Gürânî, Molla Hüsrev, Hoca Zâde, Hızır bey Çelebi, Ali Tûsî, Molla Zeyrek, Sinan Paşa, Molla Lütfi, Fahreddin Acemî ve Hoca Hayreddin gibi zadlar görev almışlardır.

Fatih’in Yetişmesinde Akşemseddin’in Rolü:                                                                                Bütün bu hocaların yanında II. Mehmed’e göre farklı bir zât daha vardır. Akşemseddin denilen bu kişi onun için sâdece bir hoca olmaktan öte bir semboldü. II. Mehmed’deki cevheri keşfeden Akşemseddin bütün himmetiyle, onu geleceğin “Fatih” i olmaya yöneltmiştir. II. Mehmed, bu bilginlerin ilim ocağında ve sohbet meclisinde, ilim, hikmet ve irfan pınarından kana kana içmiştir. Hocaları onu, sanat, edebiyat, şiir zevkiyle beslemişlerdir. O, müsbet ve mânevî ilimlerden nasîbini almış, hür düşüncenin, yazıp okumanın, araştırmanın, ilmî tartışmaların nimetlerine erişmiştir. Merhum Nihad Sami BANARLI' nın dediği gibi, “Öyle hocalar elinde ve (öyle bir ortamda) yetişen herhangi bir Osmanlı şehzâdesinin bir Fâtih olmaması kolay değildi.”(2)

Fetih İçin Maddi ve Manevî Hazırlık:                                                                                           Büyük zaferlerin derin bir plânlama, tetkik, tahkîk ve hazırlanma devreleri vardır. Özellikle İstanbul’un Türkler tarafından fethi gibi,  bir çağı kapatıp yeni bir çağın açılmasına vâsıta olacak haşmetteki büyük hâdisenin hem mânevî hem fizikî açıdan, hem keyfiyet hem de kemiyet noktasından ciddî bir hazırlık dönemi vardır.

II. Mehmed, Hz. Peygamber’in müjdesine erişmeyi gönül dünyasında beslerken, teknolojide belirli bir seviyeye gelmeden büyük fethe kavuşmanın da mümkün olmadığının şuurunda idi. Bu sebeple bütün fen bilginleri ve teknisyenler gece-gündüz İstanbul kuşatmasında kullanılacak araç ve gereçleri hazırlamaya girişmişlerdi.

II. Mehmed, İstanbul surlarını tahrip edecek ve Bizanslılarda panik meydana getirecek topların plânını, bizzat mühendisleriyle beraber kendisi çizmiş ve bunları Edirne’de döktürmüştür.(3)  İslam inancına göre, Allah’a gerçek tevekkül ancak böyle olurdu. II. Mehmed de bunun şuurundaydı. Çünkü Kur’an-ı Kerim, düşmanlar için kuvvet hazırlamayı emretmekte ve şöyle buyurulmaktadır:

“Onlara karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet ve savaş atları hazırlayın. Onlarla Allah’ın düşmanını, sizin düşmanınızı ve bunlardan başka sizin bilmediğiniz fakat Allah’ın bildiği diğer düşmanları korkutursunuz. Allah yolunda her ne harcarsanız karşılığı size tam olarak ödenir. Size zulmedilmez.”(4)

Yine Kur’an-ı Kerim, çalışmaya teşvik etmekte, insanın ancak çalıştığı kadar sonuç alabileceğini belirtmektedir. Bu konuda şöyle buyurulur: “İnsan için ancak çalıştığı vardır. Onun çalışması ileride görülecektir.”(5)

Dipnotlar:

1-Prof. Dr. Mustafa İSEN, Osmanlı Hanedânının Şâirliği ve Fatih, Tarih ve Medeniyet Dergisi, Yıl: Temmuz 1997, sayı: 40, s.9

2- Nihad Sami BANARLI, Fatih’in Zafer Sırları, İst.1959, s.26.

3- Prof. Dr. Hüseyin ALGÜL; İstanbul’un Fethi ve Fatih (Yazı Dizisi, Zaman,26-31.5.1996).

4-Enfâl, 8/60

5- Necm, 53/39–40


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık