• 26 Haziran 2016, Pazar 11:51
ŞükrüÖzbuğday

Şükrü Özbuğday

İslâm'da sosyal dayanışma ve zekât (1)

 

İslâm'da sosyal dayanışma fert ile nefsi (kendisi), fert ile ailesi ve yakınları, fert ile toplum, toplum ile diğer toplumlar ve mevcut nesil ile gelecek nesiller arasında bahis mevzuudur. Fert kendisi ile meşgul olacak, kusur ve aşırılıklarını ıslaha çalışarak, uğrunda yaratıldığı hedefe ulaşmak için gayret sarf edecektir. Bir ayette bu konuda şöyle buyrulur: "Ama kim Rabbinin azametinden korkup da kendini kötülükten alıkoymuşsa, varacağı yer şüphesiz cennettir."([1])

 

Ayrıca fert ile toplum arasında her birine sorumluluk yükleyen ve haklar veren karşılıklı bir bağlılık ve dayanışma vardır. Bütün fertlerin toplum yararına, iyilik ve hayır şuuru içinde yardımlaşmaları Kuran’ın emridir: "...İyilikte ve fenalıktan sakınmakta yardımlaşın, günah işlemek ve aşırı gitmekte yardımlaşmayın. Allah'tan sakının, Allah'ın cezası şiddetlidir."([2])

 

İslâm toplumu, içindeki zayıfları korumak, onların menfaatlerini gözetmek, yoksullarının ve muhtaçlarının rızıklarını, yetecek ölçüde teminden mesuldür.([3]) Bu sebeple toplumu bir bütün olarak kabul eden İslâm, bu bütünlüğü, sevgi, acıma, şefkat ve merhamet gibi insani duygularla sağlayarak, toplumun bütününe bu dayanışma kaynaşma ruhunu yaygınlaştırıp bütün insanların lâyık oldukları ölçüde ve aynı seviyede yararlanmaları için gerekli tedbirlerin alınması yolunda emir ve hükümler koymuştur.

 

 Bu cümleden olmak üzere, zengin ile fakir arasındaki diyalogun kurulmasına yardımcı olan ve bu yolda zengine dinî bir sorumluluk yükleyen İslâmiyet; fakirlik ve yoksulluk gibi toplumların en yaygın hastalıklarını tedavî etmek için birçok müessesenin kurulmasını teşvik etmekle kalmamış bilakis emretmiştir.([4]) Nitekim mâlî bir ibâdet olan zekât ve sadakalar bu tür müesseseleşmenin en açık örneğini teşkil etmektedirler.

 

Zekât, fertlerin yarınından emin olarak, rahat ve huzur içinde yaşamalarına vesile olur. Bir yıl önce zekât verebilecek imkânlara sahip olanların, yoksul bir duruma düşmeleri halinde, kendilerine zekât verilmesi gerektiği anlayışını getiren İslâmiyet bu türlü müesseseler sayesinde, toplum içinde fakirliği ve yoksulluğu yok denecek kadar azaltmayı, hatta kaldırmayı hedef almıştır.([5])

 

Zekât, fakir ile zengin arasındaki dostluğa vesile olur. Müslümanların kardeşçe yaşamalarını temin eder. Fakirlerin toplumda müreffeh ve mesûd bir hayat sürmelerini intâc ettirir. Zekât, insanları cimrilik hastalığından uzaklaştırır, nefislerini tezkiye eder, ahirette sevap kazandırır.([6])

 

İlâhî nimetlere şükran görevini yerine getirmeye vesile olan zekât kişiye gönül zenginliği ve ruh yüceliği sağlar. Fakirin hakkını vermekle malı, başkalarının hakkı ile kirlenmekten korur ve temizler. Malın hayırlı ve bereketli olmasına, artmasına sebep olur; fakirlerin satın alma gücünü artıracağı için bu artış, aynı zamanda maddî olarak da gerçekleşir.

 

Zekât, fakiri, köleyi, borçluyu, yerinden yurdundan uzakta kalmış gurbetzedeyi ihtiyacın esaretinden kurtarır. Onlara insanlığın yüce hedeflerine yönelme fırsatını bahşeder. Yoksulun kalbinde kin, düşmanlık ve çekememezliğin yol bulmasını önler.

 

Zekât, İslâm'ın yayılmasını, gönüllerin ona ısınmasını sağlar, kötü niyetlilerin İslâm'a ve Müslümanlara zarar vermesini önler.

Zekât, fakirin gittikçe daha fakir olmasını, çeşitli hayatî ihtiyaçların esiri haline gelmesini önleyerek ahlâkî çöküntüyü, sınıfların teşekkül ve çatışmasını önler, toplum dayanışmasına bağlı sevgi, birlik ve beraberliği temin eder.([7])                     

 

Dipnotlar:

1-Nâziat, 79/40-41

2-Mâide, 5/2

3-Prof. Dr. Hayrettin KARAMAN, İslâm'ın Işığında Gönün Meseleleri. İst. 1988, C.1,S:377-379

4-Zâriyat ,51/19; Meâric 70/ 24-25; Rûm 30/ 38; İsrâ 17/ 26.

5-Doç. Dr. Mehmet ŞEKER. İslâm'da Sosyal Dayanışma Müesseseleri, D.İ.B. Yayınları, Ankara 1991. S: 189.

6-Diyanet İlmî Dergi, C.18, Sayı:4. S; 229.

7-KARAMAN: a.g.e, S: 171-172.

 

 

 

 

 

 

 

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık