• 09 Ekim 2016, Pazar 11:49
ŞükrüÖzbuğday

Şükrü Özbuğday

İslâm?da Çevrenin Önemi

 

Çevre denilince ilk akla gelen canlı ve cansız varlıklarıyla insanı kuşatan tabiî ortamdır. İçerisinde yaşadığımız ev, evimizi çevreleyen avlu, bahçe, cadde ve sokaklar, etrafımızda bulunan dağlar, denizler, nehirler, ovalar, dünyamızı kuşatan atmosfer vs... bütün bunlar çevre kavramının içerisine girer. Günümüzde bütün ülkelerin gündeminde olup, üzerinde çok konuşulan ve insanlığı rahatsız eden en önemli sorunlardan birisi de çevre kirliliğidir. Çevre kirliliği; içerisinde yaşadığımız tabiatın ve tabiî çevrenin dengesinin çevreden katılan birtakım maddelerle bozulması, hava, toprak ve suların kirlenmesi, insan ve diğer canlılar için zararlı hale gelmesidir.

            Kur’an-ı Kerim’in, kâinatla ilgili olarak üzerinde ısrarla durduğu konulardan birisi de ekolojik denge meselesidir. Yaratılan her şeyin bir ölçü, düzen, adâlet ve denge içinde yaratıldığını insana sık sık hatırlatmaktadır. Aşağıdaki âyetler buna örnek verilebilir:

            “Şüphesiz biz her şeyi bir ölçüye göre yaratmışsızdır.”([1])

            “Yeri yaydık, oraya sâbit dağları yerleştirdik, orada her şeyi bir ölçüye göre bitirdik.”([2])

            “Hazînesi Bizim katımızda olmayan hiçbir şey yoktur. Biz onu ancak belli bir ölçüye göre indiririz.”([3])

            Yüce Allah, insandan, tabiî çevresini ve kâinatı korumasını, onların tabiî ve ekolojik dengelerini bozmamasını istemektedir. Aksi takdirde, bizzat insanın kendisinin bundan zarar göreceğini şöyle ifade etmektedir: “İnsanların elleriyle işledikleri yüzünden karada ve denizde fesat çıkar; Allah da belki dönerler diye yaptıklarının bir kısmını böylece kendilerine tattırır.”([4])

            Hz. Peygamber de çevreyle ve onun korunmasıyla ilgilenmiştir. O’nun, insanın tabiî yakın ve uzak çevresiyle, bu çevrenin temiz ve sağlıklı tutulması, korunmasıyla ilgili fiilen yaptığı ve sözle ifade ettiği pek çok şey vardır. Bunlardan bazılarını burada zikredelim:

Sevgili Peygamberimiz ağaç dikimine ve korunmasına çok önem vermişler, bizzat kendileri de ağaç dikmişler([5]) ve Müslümanları buna teşvik ederek şöyle buyurmuşlardır: “Kıyamet koparken sizden birinizin elinde bir hurma dalı bulunur da, kıyamet kopmadan dikebilirse onu mutlaka diksin, bırakmasın.”([6])

            “Kim bir ağaç diker de büyüyüp meyve verinceye kadar bakımını yaparsa elde edilen her meyvesi Allah katında onun için sadaka olur.”([7])

            Hz. Peygamber, ormanların tahrip edilmesinin, gereksiz ağaç kesilmesinin büyük günah olduğuna işaret ederek: “Kim yolcuların ve hayvanların gölgelendiği bir ağacı boşuna ve lüzumsuz olarak keserse, Allah onu baş aşağı cehenneme atar”([8]) buyurmuştur.

Yine Hz. Peygamber, halkın kullandığı genel yerlere çöp döktürmemiştir. Peygamberimiz, evlerin geniş olması, yüksek olması ve avlulu veya bahçeli olmasını tavsiye etmiştir. Özellikle evlerin iki kattan fazla olmamasına titizlik göstermiştir.([9])

            Eskiden bir orman yeri olduğu anlaşılan ve o zaman “Zureybu’t-Tavîl” adıyla bilinen, Hârise Oğulları’nın otlak yeri olan Medine yakınlarındaki bir yerin yeniden ormana dönüştürülmesini bizzat Hz. Peygamber istemiştir.([10])

Dipnotlar:

1-  Kamer, 54/49

2- Hicr, 15/19

3- Hicr, 15/21

4-Rûm, 30/41

5- Ahmed b. Hanbel, Müsned, V, 354, 440

6- Ahmed b. Hanbel, Müsned, III, 184, 191

7- Ahmed b. Hanbel, Müsned, V, 374

8- Ebû Dâvud, Edeb, 158,159

9- Prof. Dr. İbrahim CANAN; İslam’da Çevre Sağlığı, İst. 1986, S.89

10- Doç. Dr. Mehmet BAYRAKDAR; İslâm ve Ekoloji, D.İ.B. Yayını, Ankara 1997, S.50

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık