• 15 Ağustos 2020, Cumartesi 9:25
SalihGeçer

Salih Geçer

Kul hakkı ile huzurlu olunmaz

İnsanların kendisine ait olmayan bir şeyi haksız yoldan elde etmeye çalışması kul hakkına saldırıdır. Dolayısıyla hırsızlık, tefecilik, kumar, yetim malı yeme, ölçü ve tartıda hile yapmanın yanı sıra cana kıyma, gıybet, çekiştirme, iftira, alay, ana babaya kötü davranma, kötü lakap takma gibi şeyler de kul hakkı kapsamında değerlendirilir.

İnsanlar arasındaki ilişkileri en iyi şekilde belirleyen ve ona göre kurallar koyan şüphesiz Yüce Dinimizdir. Sosyal hayata ait kurallara baktığınız zaman; bunu açıkça görebilirsiniz. İnsan hakkının korunması önceliği teşkil eder.

O hakkı yok saymak; affedilmeyen suçlardan birisidir.

Ordu yeni bir sefere çıkmıştır. İlk konaklama yerine geldiklerinde, bir Yahudi, Sultan İkinci Murad'ın atının dizginine yapışır:

Yahudi: Bir maruzatım var Padişahım, müsaade buyurun, anlatayım?

Sultan İkinci Murad: Elbette! Buyurun, nedir maruzatınız?

Yahudi: Askerleriniz benim bahçemden elma yediler ve değeri olan altını ödemediler!

Sultan İkinci Murad: Benim askerlerimin hepsi, kul hakkı konusunda ne kadar ince hesap yapmaları gerektiğini bilirler. Bu dediğin nasıl olabilir? Bir yanlışlık olmalı!

Yahudi: Hakikat budur padişahım. Askerleriniz bahçemden alıp yedikleri elmaların bedelini ödemediler!

Sultan İkinci Murad : (Askerlere döner:) Bezirgânın söylediklerini duydunuz. Bu dediği doğru mudur?

Askerler ses çıkarmaz.

Sultan İkinci Murad : Sizler, benim kul hakkına ne kadar değer verdiğimi bilmez misiniz? Beni ne kadar mahcup ettiniz, bunu kim yaptıysa hemen söylesin!

Askerlerden biri: Ben yaptım Efendimiz! (Diyerek öne atılır.)

Sultan İkinci Murad : Peki ama nasıl? Kul hakkının önemini bile bile böyle bir şeyi nasıl yaparsın?

Askerlerden biri: Padişahım, benim yediğim elma yerdeydi ve çürüktü. Çürük bir elmanın para edeceğini düşünemedim; nitekim iki arkadaşım da oradaydı, onlar ağaçtan elma kopardılar ve parasını da bahçeye attılar, isterseniz sorun. Biz asla kul hakkına el uzatmayız.

Sultan İkinci Murad : (Bezirgâna sorar:) Askerlerimin söyledikleri doğru mudur?

Yahudi: Evet, o ikisinin kopardığı elmaların bedelini aldım.

Sultan İkinci Murad : Peki, öyleyse istediğin nedir?

Yahudi: Diğer askerinizin yerden aldığı elmanın bedelini de isterim.

Sultan İkinci Murad : Peki, o çürük elma için ne istersin?

Yahudi: Bir kese altın isterim.

Padişahın yanındaki vezir itiraz eder:

Vezir: Ama Padişahımız Efendimiz, bir çürük elmaya bir kese altın verilir mi?

Sultan İkinci Murad: Hakk sahibi bezirgândır. Elmanın sahibi olan o, ne derse onu vermekle mükellefiz. Allah'ın indinde kul hakkı ne kadar önemlidir bilmez misiniz? İşte hakkın olan bir kese altın!

Bezirgân, Padişah'ın adaletinden, kul hakkına verdiği önemden son derece etkilenmiştir. Kendisine uzatılan keseyi eliyle iter:

Yahudi: Ne olur beni de aranıza alın. Ben de sizin gibi düşünen, sizin gibi yaşayan biri olayım.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık