• 11 Temmuz 2020, Cumartesi 9:32
SalihGeçer

Salih Geçer

Bizim Selime söyle...

Osmanlı Devleti 9.padişahı Yavuz Sultan Selim han döneminde yaşanan bir hadise…

Borçlarından bir türlü kurtulamayan bir ihtiyar Herkesin yattığı bir saate kalkar iki rekat namaz kılar ve ALLAH a dua ve niyazda bulunur.

Borçlarını ödeye bilme gücü ister, korkusu kul hakkını ödeyemeden ölmek.

İhtiyar gece bir rüya görür. Sabah kalkar kalkmaz rüyanın da etkisi ile gider padişahın huzuruna çünkü rüyasında peygamber efendimiz (s.a.v) görmüş, Yavuzun yanına gitmesini ve ona bir mesajının olduğunu, gidip bizzat söylemesini istemişti.

Eşinin bile inanmadığı bu durumu saray kapısındaki askerlere nasıl açıklayacaktı.

Askerleri ikna edemeyen ihtiyar tam vazgeçecekti ki yakından geçen padişahın sağ kolu olan Hasan Can sesleri işitir ve ihtiyarın yanına gelir ne istediğini sorar, anlatır durumu ihtiyar ama asıl mesajı söylemez.

 Hasan Can İhtiyar adamı alır, Sultanın huzuruna çıkartır,

İhtiyar, Sultanim bana bir kese altin verecekmişsiniz’ der

Selim han : Vereyim vermesine de bir neden söyleyecekmişsiniz der.

İhtiyar adam: “Ben dün gece herkesin yattığı, bir saatte kalktım, iki rekat namaz kıldım ve sonra: “Ya Rabbi! Sana yöneldim. Bana verdiğin derdin dermanını Sen’de aramaya geldim. Uğruna on sekiz bin âlemi yarattığın Habibi’nin ümmetiyim. Dostlarının müntesibiyim. Onların hatrına Sen’den derdime derman diliyorum. Biliyorsun ki; ben fakir bir kimseyim. Çalıştım, elimden geleni yaptım ama borçlarımı ödemeye mâlim olamadım. Bu nedenle elimden gelmeyenler için Sana sığınırım.

 N’olur; beni hanımıma, çocuklarıma ve sevdiklerime mahcup etme! Borçlarımı ödemem için bana bir yol göster. Herkes uyurken, kalkıp sana yöneldim. Ya Rabb! Ben üzerime düşeni yaptım, derdimi bildirdim.” dedim ve yattım. Rüyama Rasûlullâh Efendimiz S.A.V geldi.

Buyurdular ki: ‘Bizim Selîm’e söyle. Sana bir kese altın versin. Eğer sebebini sorarsa, her gece okuduğu, Salavat-i Şerifi dün gece okumayı unuttuğunu söylersin. Onun telafisi için sana bir kese altın versin’ dedi” der, demez,

Selim Han, hemen bir kese altın çıkarıp vermiş adama.

Ve demiş ki: “Ne dedi, demiştin?” diye tekrar sorar.

Fakir ihtiyar: ‘Bizim Selim’e söyle, sana bir kese altın versin!’ dedi Sultanım” demiş.

Çıkartır adama bir kese daha vermiş ama durmamış Sultan Selim: “Bir daha söyle, ne dedi, demiştin?” Fakir tekrar etmiş: ‘Bizim Selim’e söyle, sana bir kese altın versin!’ dedi Sultanım” demiş.

Sultan, bu cevap karşısında bir kese altın daha çıkarıp vermiş ama tekrar sormuş:

“Bizim Selim’mi dedi, demiş?” Adam tekrar etmiş: “‘Bizim Selim’e söyle, sana bir kese altın versin!’ dedi.

 Sultanım” demiş. yine, Yavuz Selim bir kese altın daha vermiş, her kesede 100 altın var, tam on yedi kese altın ederince tekrarlatmış.

Hasan Can araya girerirek

Sultanım İhtiyar getirdiği haberden dolayı meshut oldu. Sizde aldığını haberden bahdiyar oldunuz. İsterseniz ihtiyarı gönderelim, başı sıkıştığında bir daha gelir’ olmaz mı der ve ihtiyarı gönderir.

 Yavuz Sultan Selim han hazretleri, “Duydun mu Hasan Can; Fahr-i Âlem Efendimiz, benim için “Bizim Selim” demiş. Binlerce şükür olsun bizi bu şerefe nail etti, Rabbime Hamd olsun, eğer bu yaşlı adamı biraz daha göndermesen o sözü tekrar duymak için neyim var neyim yok her şeyimi verirdim, demiş...

PADİŞAH-I ALEM OLMAK BİR KURU KAVGA İMİŞ, BİR VELİYE BENDE OLMAK CÜMLEDEN ÂLÂ İMİŞ..


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık