• 05 Ekim 2019, Cumartesi 9:27
SalihGeçer

Salih Geçer

Baba olmak?

Sevgili dostlar, bir cumartesi daha sizlerleyiz. Bugün güzel ve duygusal bir hikaye ile sizleri hem düşündürecek, hem de biraz hüzünlendirecek bir konu üzerinde durmayı düşünüyorum.

Pek kıymetini bilmez, sevgimizi çok belli edemeyiz anne ve babalarımıza.

Bu güzel hikaye ile aslında anne babalarımızın bizlere ilgisiz gibi dursa da bizimle ne kadar ilgili ve alakalı oldukları, çok fazla öyle gösteremeseler de aslında bizleri ne kadar çok sevdiklerini gözler önüne sereceğiz.

Umarım beğenerek ve severek okursunuz..

Delikanlı 16 yaşındayken babasıyla tartışmış ve evi terk etmiş. Buna çok öfkelenen baba artık evde onun adı dahi anılmayacak diye yasak koymuş, anne her gece evi terk eden oğlunun yastığını koklayarak uyuyormuş.

Oğlumu özledim, ne olur gidip arayalım bulup getireli dese de baba geri adım atmıyormuş.

Bu süre içinde aradan 2 sene geçmiş oğlunun doğum günü o yıl babalar günü ile aynı güne denk gelmiş. Annesinin dayanamadığını o ağlamaklı halini, yüreği parçalanan halini görünce babada dayanamamış ve ‘şu adrese git oğlunu gör’ demiş ve eklemiş adresi benim verdiğimi söyleme ama ve birkaç şey daha söyledi ama anne duymuyordu artık aklında bir tek adres kalmıştı, kadıncağız sevinçten uçuyordu adeta.

Hemen hazırlandı yola çıktı, büyük bir şehrin karşı yakasındaydı babanın verdiği adres ve gittiği adres bir tamirhaneydi, anne evladını tulum içinde gördü bir süre ıslak gözler ile dükkanın karşısında izledi, oğluna doğru yaklaşmaya başladı, iki yıl boyunca kendisini hiç arayıp sormayan ailesini unutan delikanlı aniden annesini karşısında görünce önce şaşırdı sonra koşup sarıldı annesine. Babası hariç herkesi soruyordu, o nasıl, bu nasıl, şu nasıl diyerek herkesi sordu.

Sonunda dedi ki o adam nasıl? Hala aksi ve anlayışsız mı? Anne cevapsız bıraktı bu soruyu. Hadi oğlum ne olursun gel evimize gidelim. Yok dedi çocuk, hayır anne ne olur ısrar etme ben böyle iyiyim o adamla tekrar aynı evde yaşamam dedi ve döndü dükkana doğru yürümeye başladı. Arkasından bir süre baka kalan anne hazırladığı pastayı oğluna vermek için seslendi. Delikanlı pastayı alırken annesine, anne dedi ne olur ısrar etme gelmeyeceğim dedi, bir gün bile merak edip arayan sormayan adamla aynı evde yaşamam dedi.

Anne boynu bükük oğlunun yanından ayrılmaya hazırlanırken peki oğlum dedi sen bilirsin dedi, anlaşılan çok kararlısın gelmeyeceksin ama baban dedi ki son 1 aydır arkadaşlık ettiği çocuktan uzak dursun o çocuk sana zarar verecek, önceki arkadaşı ile barışsın o çocuk iyi çocuk bu kez çocuk dona kalmıştı. Annesi eve döndü babaya sitem etti. Madem biliyordun neden benden sakladın? Onun için rahattın demek, hep ters görünen aksi görünen baba yutkundu gözlerinden iki damla yaş akı verdi, o benim canımdır dedi. Ne zamandan beridir gittiğini, orada olduğunu biliyordun diye sordu anne. Gittiği günden beridir biliyorum bazen öğle molasında ne yiyor ne içiyor diye gider uzaktan izlerdim onu, bazen akşamları geç gelirdim ya hani sen beni kahvede bilirdin. İşte o zamanlar da ne yapıyor ne ediyor kimlerle takılıyor diye takip ederdim. Karı koca birbirlerine sarılıp ağlarken kapı çalmıştı. Elleri ile gözlerini silerek kapıyı açmaya gitti anne, annesinin kendisine yaptığı pastadan daha büyük pasta ve hediye paketiyle içeri girdi delikanlı. Koşarak babasına sarıldı, babalar günün kutlu olsun babaam dedi. Delikanlı anlamıştı kendisine hiç bakmadığını düşündüğü babasının aslında gözünü hiç üzerinden ayırmadığını. Evet babalar biraz taş olur, babalar biraz katı durur, dik durur bazen kızar bağırır ama hep evlatlarının iyiliği içindir. Hangi baba evladının kötülüğünü ister ki zaten ama evlatlar çocukken bunu anlayamaz. Onlarda bir gün ana baba olunca anlarlar ama iş işten geçer o yüzden annenin babanın kıymetini onlar başımızdayken anlamak gerek.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık