• 04 Nisan 2020, Cumartesi 8:59
SalihGeçer

Salih Geçer

Allah Dostları

Allah dostları Kur’an’da “Kendileri için hiç bir korku ve hüznün bulunmadığı, bildirilen evliyâullahdır. Allah dostu olmanın iki temel özelliği âyetin devamında: “Onlar îman eden ve takvâ üzere bulunanlardır” buyurularak îman ve takvâ diye belirlenmiştir. İman gönülden Allah’a güvenmek, teslim olmak bu duyguyla yaşamak ve kendini kulluğa adamaktır.

Allah dostu gönül adamı sevgi âbidesidir. Bütün insanları; hatta mutlak mânâda bütün yaratılanları sever. Çünkü gönül adamlığının temelinde insan sevgisi vardır. Gönlünüze almadığınızın gönlüne giremezsiniz. Gönlüne giremediğinizin beynine asla ulaşamazsınız.

Yavuz Sultan Selim, Mısır seferine giderken, yolu Konya’nın Çumra ilçesindeki Dedemoğlu köyüne düşmüştür.

Sultan, ordusunun önünde ilerlemektedir.

İhtiyar bir köylü görüntüsündeki Dede Molla’yı tarlasını sürerken görür ve yaklaşıp selam verir.

Dede Molla, gelenin kim olduğunu fark etmemiş gibi davranarak selamını alır ve işiyle meşgul olmaya devam eder.

 Atının üzerinde onu seyreden Sultan;

“Baba duydun mu? Padişah sefere çıkmış. Mısır'a gidiyormuş" der.

Dede Molla: “Mevla yolunu açık eylesin. İnşallah hayırlı olur.

Emeline nail ve muzaffer olarak döner." dedikten sonra işine devam eder.

Sultan onun bu olgun haline ve teslimiyetine bakıp, dünyaya gönül bağlamayan, tevekkül sahibi bir zat olduğunu anlar.

Sultan nasıl karşılık vereceğini merak ederek tekrar;

“Dede, uzak yerden geliyorum. Karnım aç, yiyeceğin var mı?” der.

 Bunun üzerine Dede Molla biraz ilerde iki taşın üzerine yerleştirilmiş tencerede pişmekte olan aşı işaret ederek:

 “İşte orada pilav pişmek üzere, karnın doyuncaya kadar ye!" der.

 Padişah: “İyi ama ardımdaki ordu da aş ister." deyince;

Dede Molla: “İşte tencere orada, indir sen de ye askerlerin de yesin.

Hepinize yeter inşallah!" der. Sonra tarlasını sürmeye devam eder.

Biraz sonra ordu yaklaşınca, Yavuz Sultan Selim, vezirlerine mola vermelerini emreder. Mola veren askerler gruplar halinde Dede Molla’nın pilavından yemek için sofraya oturur. Başta sultan, vezirler ve bütün ordu bu pilavdan yer, fakat pilav hiç eksilmez. Bu ihtiyar zatın erenlerden olduğunu anlayan Yavuz Sultan Selim, onun kerametiyle pilavın bitmediğini görerek, hürmetle elini öpüp, duasını alır ve ordusuna ilerle emrini verir.

 

Osmanlı ordusu, Mısır seferinde zafer kazanıp İstanbul'a dönerken, Yavuz Sultan Selim yine Dede Molla’nın yanına uğrar.

Bir arzusu olup olmadığını sorar.

Dede Molla yavaş bir sesle;

 "Mendilimi isterim" der.

Sultan önce bir şey anlayamaz. Fakat biraz sonra savaş sırasında kolundan hafif yaralandığını ve o sırada yanında savaşan ihtiyar bir askerin koynundan mendilini çıkararak, yarasını sardığını hatırlar ve o ihtiyar askerin de Allah’ın Veli kullarından Dede Molla olduğunu anlar.

Yavuz Sultan Selim, Dede Molla’ya ve bulunduğu yöreye büyük yardımlarda bulunur.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık