• 16 Kasım 2018, Cuma 8:40
RümeysaÖzkan

Rümeysa Özkan

İNSÜLİN DİRENCİ ve BESLENME

Kahvaltılarınızı poğaçalar, kurabiyeler ve kekler süslüyorsa, pirinç pilavı bulgur pilavından daha cazipse sizin için, patates ve makarna gibi besinlerle bir türlü vedalaşamıyor, yedikçe yemek istiyorsanız, zaman zaman açlık krizlerine tutulup tatlı yemeden duramıyorsanız korkarım ki insülin direnci size uğramış olabilir. Böyle durumlarda öncelikle yapmanız gereken bir dahiliye ve ya endokrin uzmanına gitmek ve gereken tahlilleri yaptırıp sonuçları kontrol ettirmektir.

İnsülin direnci, son zamanlarda sıklıkla karşımıza çıkmakta ve tedavi edilmediği takdirde tip 2 Diyabet dediğimiz sonradan oluşabilen şeker hastalığına yol açabilmektedir. Diyabet hastalığına dikkat çekmek ve konuda insanlara bilinçlendirmek adına Dünya Sağlık Örgütü(WHO) ve Dünya Diyabet Federasyonu(IDF) tarafından “14 Kasım Dünya Diyabet Günü” olarak belirlenmiştir.

İNSÜLİN ve İNSÜLİN DİRENCİ NEDİR?

İnsülin pankreastan salgılanan bir hormondur. Vücutta karbonhidrat, protein ve yağ metabolizması başta olmak üzere büyüme-gelişim gibi birçok olayda rol oynar. Esas görevi ise kandaki şeker düzeyini kontrol etmek, düzenlemektir.

Karbonhidrat içeren bir besin tükettiğinizde pankreastaki hücreler kandaki glikoz seviyesinin artışını fark eder ve insülin hormonu salgılar. Vücuda alınan glikoz insülin hormonuna bağlanır ve insülin sayesinde kandan hücrelere insülin geçişi sağlanır. Glikoz vücutta var olan insüline bağlanamadığında, karaciğerde glikoz yapımı artmaya başladığında ve pankreastan yeterli miktarda insülin salınımı olmadığında insülin direnci dediğimiz metabolik bozukluk ortaya çıkar. Kan şekeri enerji üretmek amacıyla damarlardan hücrelere istenilen miktarlarda taşınamaz ve kanda kalarak kan şekerini yükseltir. Kanda yüksek miktarlarda şekerin bulunması ise vücutta birçok hasara neden olur. Önlenemediği, tedavi edilmediği sürece ilerleyen zamanlarda ölüme kadar gidebilen ciddi sağlık sorunlarını meydana getirebilen bu durum, maalesef son zamanlarda sıklıkla karşımıza çıkıyor ve Tip 2 Diyabetin temelinde de bu sorun yatıyor.

İNSÜLİN DİRENCİ TANISI NASIL KONUR?

Bireyin kan tahlilindeki,

- insülin

- açlık kan şekeri/ tokluk kan şekeri

- HbA1c değerleri kontrol edilir. HOMA değeri hesaplanarak çıkan sonuç yorumlanır.

İNSÜLİN DİRENCİNİN OLUŞUM NEDENLERİ NELERDİR?

İnsülin direncinin oluşumunda genetik faktörler başta olmak üzere birçok çevresel faktör ve yanlış beslenme alışkanlıkları etkin rol oynar.

- Bireyin ideal vücut ağırlığından uzaklaşması, kilo alması

- Kandaki yağ miktarının artması

- İç organlarının yağlanması özellikle göbek simidi dediğimiz bel bölgesindeki yağlanmanın artması,

- Sedanter (hareketsiz) yaşam biçimi,

- Diyet lifi (posa) yönünden fakir beslenme,

- Sağlıksız beslenme alışkanlıkları

AMAN DİKKAT İNSÜLİN DİRENCİ BERABERİNDE BU SAĞLIK SORUNLARINI GETİREBİLİR...

İnsülin direnci, yağ-protein metabolizması, iskelet-kas sistemi, adipoz (yağ) doku, üreme-bağışıklık-sinir sitemi gibi birden fazla sistemi etkiler.

- Tip 2 Diyabet

- Obezite

- Hipertansiyon

- Hiperlipidemi

- Hiperinsülinemi

- Hipertriglisemi

- Yüksek LDL, Düşük HDL

- Metabolik Sendrom

- Arteroskleroz meydana gelebilecek sağlık problemlerindendir.

İNSÜLİN DİRENCİ TEDAVİSİ NASIL OLMALIDIR?

Tedavi sürecinde ilaç, sağlıklı ve doğru beslenme, diyet ve egzersiz birlikte yürütülmelidir. Erken dönemde fark edildiğinde ise ilaç tedavisine gerek kalmadan sağlıklı beslenme programı ve düzenli fiziksel aktivite ile kolaylıkla tedavi edilebilir.

SAĞLIKLI ve DOĞRU BESLENME

Gün boyu tükettiğimiz besinler kan şekerini doğrudan etkilemektedir. İnsülin Direnci olan bireyler, yaşam tarzı değişikliğine beslenme alışkanlıklarından başlamalıdır. Beslenme tedavisindeki esas amaç, insülin direncini düzenlemek ve beraberinde getirdiği sağlık problemlerini kontrol altına almaktır.

Bireyin beslenme programı planlanırken, doktor ve diyetisyen birlikte çalışmalıdır. Kişinin boyu, kilosu, yaşı ve cinsiyeti, beslenme alışkanlıkları ve kan değerleri dikkate alınmalıdır.

Diyetteki kalorinin yüzde 55’i karbonhidrat, yüzde 15-20’si protein ve yüzde 25-30’u yağlardan gelmelidir. Tam tahıllı ürünler, omega-3 yönünden zengin olan zeytinyağı ve balık mutlaka diyette yer almalıdır. Fakat her bireyin diyeti kendine özgü olarak hazırlanmalıdır.

Öğünlerinizi Asla Atlamayın, Öğün Saatlerinize Dikkat Edin!

Öğünleriniz 3 ana, 3 ara olmak üzere toplamda 6 öğün olmalıdır. Bu sayede az miktarlarda sık aralıklarla beslenmiş olursunuz. Öğünlerinizin arasında 3 saatten fazla boşluk bırakmayın. Uzun süren açlıklar ve düzensiz beslenme kan şekeri dengesini bozar, tatlı ihtiyacınızı arttırır.

Öğünlerin altını olmazsa olmazı kahvaltıyı hiçbir şeklide atlamayın. Çünkü gece boyunca yavaşlayan metabolizma sabah yapılan kahvaltı ile yeniden hızlanmaya başlar. Kilo kontrolünün sağlanmasında kahvaltı önemli bir etkendir.

Ara Öğünler Artık Hayatınızın Bir Parçası!

Açlık hissetmediğiniz için ara öğünleri terk etmeyin! İnsülin Direnci olan bireylerde yapılmayan ara öğünler, kan şekerinin düşmesine neden olur. Ara öğünlerde tüketmek için arabanızda, iş yerinizde, çantanızda tüketebileceğiniz besinleri bulundurun.

Ara öğünlerde gevrek, leblebi vb. ekmek grubu, meyve gibi basit karbonhidrat açısından zengin olan besinleri tek başına tüketmeyin! Yanında mutlaka yoğurt, kefir, süt gibi protein içeriği yüksek besinler olsun. Karbonhidrat ve proteini beraber tüketmek, kan şekerinizin hızlıca yükselmesine engel olur, kan şekerinizi kontrol altında tutmanızı sağlar.

FİZİKSEL AKTİVİTE YAPARKEN DİKKATLİ OLUN!

Fiziksel aktivitenin kilo kontrolü sağlamada ve insülin direncini tedavi etmede en büyük yardımcınız olduğunu unutmayın!

Bilinçsizce yapılan spor, kan şekerinin düşmesi(hipoglisemi)ne neden olabilmektedir! Öğünlerinizden önce ya da sonra spor yapmak kan şekerinizi olumsuz yönde etkiler. Sağlıklı olanı öğünlerden en az 50 dk sonra spora başlamaktır.

Haftada en az 5 gün, 45-50 dk mümkünse bir spor antrenörü eşliğinde düzenli olarak yapılan aerobik (yüzme, bisiklet sürme, yürüyüş) ve anaerobik (kasları güçlendiren) egzersizler sağlığınız için oldukça önemlidir. Spor sonrası tüketeceğiniz 1 adet maden suyu ise kaybolan minerallerinizi geri getirmeye yardım eder.

Sağlıklı ve Mutlu Günler Dilerim.

Diyetisyen Rümeysa Özkan.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık