• 09 Mart 2020, Pazartesi 9:43
RümeysaÖzkan

Rümeysa Özkan

8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ

Geçtiğimiz pazar 8 Mart, tüm dünyada kadınlar günü olarak kutlanmaktadır. Toplumun temelinin oluşmasında etkin rol oynayan, hayatın her alanında yer alan kadınlarımıza özel ben de bu hafta yalnızca kadınlarda görülen ve görülme sıklığı her geçen gün artan “Meme Kanseri” hakkında sizlere bilgi vereceğim.

 

Meme Kanseri,

Birden fazla ülkede kadınların en çok korktuğu sağlık sorunu olarak karşımıza çıkmaktadır. Her gün Dünya'da yaklaşık 8 kadından 1’ine "Meme Kanseri" teşhisi konulmaktadır. Kadınlarda görülen kanserlerin %'ini Meme Kanseri oluşturmaktadır. Türkiye'de de tüm dünyada olduğu gibi kadınlarda en sık görülen ve ölüme neden olan kanser türü maalesef meme kanseridir.

 

Meme Kanseri ve Beslenme,

Her kanser türünde olduğu gibi kuşkusuz meme kanserinin oluşumunda da beslenmenin rolü oldukça büyüktür. Kanser üzerinde çalışan birçok doktor ve bilim adamları, özellikle bazı besinlerin kanser oluşumuna neden olduğunu belirtmektedir. Bu besinler arasında,

Yağlı tüm hayvansal besinler  ve şarküteri ürünleri

Tereyağı ve kızarmış besinler

Tütsülenmiş, tuzlanmış veya salamura yapılmış besinler

Doğrudan ateşte pişirilmiş etler yer alır.

Bu tür besinlerin tüketim sıklığı azaltılmalı, hazırlama ve pişirme esnasında yapılan yanlış yöntemlerden vazgeçilmelidir.

 

Sağlıklı Pişirme ve Saklama Yöntemlerini Kullanın!

Besinler; hazırlama, pişirme ve saklama yöntemlerine dikkat edilmeden hazırlandığı takdirde sağlığı tehlikeye atabilmektedir. Besinlerde kanserojen madde oluşumunu engellemek için,

 

- Buzluktan çıkarılan besinler 1 gün buzdolabında bekletilerek çözdürme işlemi yapılmalı, çözdürülen besinler yeniden buzluğa atılmamalıdır.

- Et doğramak için kullanılan tahta ile sebze doğramak için kullanılan tahta birbirinden farklı olmalıdır.

- Tahıllar ve kurubaklagiller nemli olmayan, kuru ve serin yerlerde saklanmalıdır. Küf ve toksin oluşumu engellenmelidir.

- Soğan, pirinç ve un gibi besinler yağda kavrulmamalıdır. Bu işlem besinlerde kanserojen etki oluştururken protein kayıplarına da yol açar.

- Pişirme esnasında besinleri uzun süre kaynatmak kanserojen madde oluşumuna neden olmakla beraber vitamin ve mineral kayıplarına yol açar.

- Sebze ve meyveler asla yıkanmadan tüketilmemelidir. Çünkü pestisit (tarım ilacı) kalıntıları kaynama ile besinlerden uzaklaştırılamaz.

- Protein kaynaklı besinleri uzun süre ısıya maruz bırakmak, kanserojen madde oluşumuna neden olur. Eti 35 dakikadan uzun süre ızgarada pişirmek, ızgara ile ateş ile arasına az mesafe bırakmak, kızgın yağda 5 dakikadan fazla kızartmak yapılan hataların başında gelir.

- Kızartma yöntemi ile sebzeleri kızartmak kanserojenlerin oluşumuna davetiye çıkarır. Özellikle kızartmada kullanılan yağı birden fazla kullanmak olukça tehlikelidir. Sebzeler için en uygun ve sağlıklı olanı fırında pişirme ya da haşlama usulüdür.

- Turşu ve reçel gibi ürünler cam şişelerde saklanmalıdır.

 

Yağ Tüketimini Abartmayın, Ölçülü Miktarlarda Tüketin!

Hayvansal kaynaklı yağlardan, özellikle kırmızı etin görünen yağlarından uzak durun.

LDL kolesterolü yükselten, HDL kolesterolün düzeyini azaltan Trans yağları içeren besinleri tüketmekten kaçının. Fast-food tarzı hazır besinlerin tüketimi, gereğinden fazla yağ tüketimine neden olur. Trans yağ alımını artırır.

Zeytinyağı, fındık, kanola gibi bitkisel sıvı yağlar sağlık için tüketime uygun olsa da fazlaca tüketimi beraberinde obeziteyi getirebilir. Abartmadan, ölçüyü kaçırmadan tüketmek gerekir.

 

Omega-3 Yağ Asi̇tleri̇,

Çoklu doymamış yağ asitleri grubunda yer alır. Sağlığın korunmasında vücuda yardımcı olur, kanser önleyicilerin başında yerini alır. En iyi kaynağı kuşkusuz Balıktır. Haftada en az 2 gün balık tüketilmesi gerekmektedir. Chia tohumu, ceviz, keten tohumu da kaliteli omega-3 kaynakları arasında yer alır.

 

Kanser Düşmanı “Sülforan”

Brokoli, karnabahar ve lahana gibi lahanagillerin içerisinde bulunan sülforan maddesi anti-kanserojendir. Kanser oluşumunu engeller, tümörlerin gelişimini baskılar. Özellikle salatalarda çiğ olarak tüketilmesi, sülforanın kana karışan miktarını arttırır.

 

Posa Tüketimi Oldukça Önemli!

Her bireyin günlük 25-30 gr posa tüketmesi gerekmektedir. Lif oranı yüksek, kompleks karbonhidrat içeren besinler vücutta bulunan zararlı kimyasal ve toksin maddelerin uzaklaştırılmasını sağlar. Nohut, fasulye, mercimek gibi kuru baklagiller, tam tahıllın ürünler, meyve ve sebzeler posa yönünden zengin besinlerdir.

 

Günlük 5 Porsiyon Taze Meyve-Sebze Tüketilmeli, Asla İhmal Edilmemelidir!

Vitamin ve mineral deposu olan mevsime uygun sebze ve meyvelerden her gün en az 5 porsiyon tüketmek, bağışıklık sistemine yardım eder, toksin maddelerin vücuttan uzaklaştırılmasını sağlar.

 

Beden Kitle İndeksiniz 25’i Geçmesin!

Beden kitle indeksi, boy uzunluğunun metre cinsinden karesinin alınıp vücut ağırlığına (yani mevcut durumdaki kilonuza) bölünmesiyle elde edilir. Beden kitle indeksinin (BKI) 30 ve üzerinde olan Şişman (Obez) bireylerde, kilo birçok metabolik hastalığı beraberinde getirir. Yapılan birçok bilimsel çalışmaların sonuçları, kalça ve karın bölgesinde biriken yağ dokusunun kadınlardaki menopoz dönemi sonrası meme kanseri oluşum riskini artırdığını ortaya çıkarmaktadır. Yağlı besinleri fazla tüketmek, kansere neden olan ve kanseri ilerleten maddelerinin de alımına neden olmaktadır. Bu nedenle bireyin sağlıklı ve kaliteli bir yaşam için BKI’nin 25 in altında olması gerekmektedir.

Sağlıklı ve Mutlu Günler Dilerim

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık