• 08 Mayıs 2017, Pazartesi 7:57
NihatBAŞBUĞU

Nihat BAŞBUĞU

ÇOCUKLARA NE OLDU?

“Tulumbacılar” Osmanlı Devleti’nde Yeniçeri Ocağına bağlı, Lale Devri’nde kurulan itfaiye teşkilatıdır…İstanbul’un her semtinde küçük bir tulumbacı grubu görev yapıyordu…Bunlar küçük yangınlara tulumbaları omuzlarında, hemen koşuyorlar;  yangının büyümesi durumunda çevredeki öbür tulumbacılardan yardım istiyorlardı.

Tulumbacı Ocağı, Yeniçeri Ocağı ile birlikte kaldırıldı…1868’de belediyeye geçmesiyle mahalle sandığı adıyla yeniden örgütlendiler…Mahalle halkının verdiği parasal yardımlarla geçimlerini sağlayan bu örgütün içinde hemen her yaştan ve her sınıftan insan vardı…Tulumbacılık aynı zamanda bir çeşit spor da sayıldığından mahalleler ve semtler arasında yarışlar da düzenlenirdi…

Osmanlı’nın son dönemlerinde “Tulumbacılar” teşkilatı da bozulmaya yüz tutmuş ve halkı bıktırmaya başlamışlardı…Önceleri her “tulumbacı” grubu, kendi mahallesinden, semtinden sorumluydu…Kimse kimsenin bölgesine girmezdi…Gittikleri ve söndürdükleri her yangın mekanının sahibinden bahşiş alırlardı…

Bozulan düzenle birlikte tulumbacılar da birbirine rakip hatta düşman olmuş; bir semtte yangın çıktığında kim önce oraya varıp yangını söndürürse bahşişi de onlar alırmış…Bu arada bazen iki “tulumbacı” grubu yangına önce ben varacağım derken yolda karşılaşırlar…Omuzlarındaki tulumbalar yere bırakılır, bıçaklar, usturalar, palalar, çekilir ve kavgaya tutuşulur, dayak atanlar, dayak yiyenler, yaralananlar hatta ölenler bile olurdu…Böyle bir kavgayı ayırmak çok zordu ve bu kavgalar da uzun sürerdi…

Şimdi şu soruyu sorabiliriz: “Tulumbacılar kavgaya tutuştular, peki yangına ne oldu?” Tulumbacılar, mahallenin köşesinde birbirleriyle kavgaya tutuşunca ne yazık ki,  yangını söndürmeye kimse gidemedi, gerek de kalmadı; çünkü ev tamamen yandı…

Çoğumuz bir telaş içindeyiz ve oraya buraya koşuşturup duruyoruz…Çoğumuz çağımızın “tulumbacı” sı olduk…

Çağımızın hastalıkları bizleri öyle meşgul eder hale geldi ki, asıl yapmamız gerekenleri yapamıyoruz…Yerine getirmek zorunda olduğumuz asli görevlerimizi bile ertelemeye başladık…”Çocuklarımız için çalışıyoruz.”  Dedik, fakat onlara gereken ilgiyi göstermedik…”Çok yorgunum, şimdi olmaz.” Dedik, onları dinlemedik…”Şimdi vaktim yok, sonra.” Dedik, onları sürekli erteledik…

Toplumumuzda hem olumlu hem olumsuz büyük değişimler ve gelişmeler yaşanıyor…Olumsuz gelişmeler karşısında gençlerimiz isyanları oynamaya  başladı…Onlara ulaşmak bizler için zor olmaya başladı…

Her anne baba kendi ailesinin tulumbacısı…Başka alemlerde dolaşarak kendi hanemizdeki  yangını görmezden gelirsek, tahribat büyük olur…Bir mekan yandığında onu yeniden eski haline getirmek zor değildir…Fakat yanan bir gencin hayatı, hayalleri, geleceği olursa onu yeniden inşa etmek mümkün değildir…Hayattan çok ders alıyoruz, fakat günümüzün koşuşturmaları, anlamsız meşguliyetler bu dersleri çabuk unutmamıza neden oluyor…

İş bizi bekler…Eğlence bizi bekler…Arkadaş bizi bekler…Hafta içi tekrarı olan diziler bizi bekler…Fakat eşimiz, çocuklarımız, ailemiz … bunlar hayat sahnesinin oyunları olduğu için bekletmeye gelmez…Yangın büyürse kontrol altına almak da zorlaşır…Bırakalım hayatla kavga etmeyi, birlikte yangını söndürmeye koşalım…

Sağlıcakla kalın…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık