• 17 Eylül 2016, Cumartesi 9:58
NecatiDEMİR

Necati DEMİR

Musibet Mükemmelliğe Dönüşür mü? (2)

J. Paul Sartre her ne kadar “varoluş, özden öncedir”, dese de insanı hemcinslerinden ayırıp eşrefi mahlûkat konumuna getiren Tanrı vergisi akıl yetisidir. İnsan, uzayda yer kaplamasıyla, beslenmesiyle, hareket etmesiyle, üremesiyle değil –çünkü bu nitelikler cansız maddede, bitkilerde ve hayvanlarda da vardır- onu diğer varlıklardan ayıran ve evrenin onurlu varlığı yapan niteliği, fizik evrenden sembolik evrene yükselerek dili keşfeden ve Tanrı’nın vahyini kavrayabilen akıllı varlık olması, yani düşünmesidir.

2.Epistemolojik (bilgikuramsal) Gereklilik

İnsan eşya ve olaylar arasında illiyet (sebep-sonuç) kozalite bağını kavraması ve harici evren ile kendi mahiyetinin anlamını düşünmesiyle insandır. Nesnenin yerine kelimeyi, şeylerin ortak niteliğinin yerine kavramı koymasıyla insandır. İnsan kelimelerle konuşur, kavramlarla düşünür. Bu yüzden onu din diliyle ifade etmek gerekirse, Tanrı’nın kendisini muhatap aldığı ve sorumluluk yüklediği varlıktır. Tanrı hakikatin bilgisini her insana kırıntı kabilinden potansiyel olarak vermiştir ya da o hakikatin kırıntısını kavrayacak kabiliyette yaratmıştır. Burada düşünen her insana düşen görev, olabildiğince düşünen insan ile fikir teatisine girerek onların zihinlerindeki hakikat kırıntılarına da vakıf olarak kendi zihnindeki hakikat payını artırmaktır. Bunun için de “Düşüncede rakip, eylemde refik olmak”, gerekmektedir. Bu yüzden felsefi düşünce; hakikatin (doğru) tek başına bir kişinin monolog yoluyla değil de düşünen insanların konuyu diyalog yoluyla karşılıklı irdeleme ve müzakereleriyle, yani birbirleriyle fikir alışverişi sayesinde bulunabileceğine vurgu yaptığından özellikle bireyin zihinsel gelişimi açısından insanın insana büyük ölçüde gereksinim duymasını gerektirmektedir.  

3.Aksiyolojik (değerbilimsel) Gereklilik                                               

Bir değer varlığı olarak değerler seferinde hem ahlaki hem de estetik bağlamda yaşamak durumunda olan insan için ahlak (etik) ve estetik duyarlılık oluşmadıkça toplumsal yaşam oldukça katı ve kabaca yaşanacak demektir. Ahlakilik ve estetik tutum insanın sosyalleşme sürecini olumlu yönde etkiler. Dolayısıyla felsefi düşünce insanlara bilme yetilerinin imkan ve sınırlarını kavrattığı için hoşgörü fikrinin gelişmesini sağlayacağından insanlar arasında kavganın ve çekişmenin azalmasına ya da sorunlarının düzeyli bir biçimde çözülmesinde önemli bir etken olacak ve insanlar arası iletişimde felsefi tutumun ve diplomatik dilin kullanılması gerekmektedir.

Beşerden Acizlik Dünyadan Zeval Uzaklaştırılamaz

Kendisi fani olan dünyadan vefa beklenmez. Mutsuz ve muzdarip olanlara bakınız, bunlar ya dünyaya ya da dünyalılara kanmıştır. Varlıklar hiyerarşisinde her varlığa konumu kadar değer verip güvenmek gerekmektedir. Akıl yetisi verimli bir biçimde işlevini sürdürmeyip, düşünce söze, söz eyleme dönüşmedikçe, sağlıklı bir iş/oluşum ortaya konulması oldukça güçtür. Felsefece düşünme bize, ışığı görüp renge takılmayı değil, onu görülmek istenene araç kılmayı, özü biçime boğdurmayı değil onu biçimle korumayı, sembolü, asıl varlığın yerine koymayı değil, onunla asıl varlığı zihnimizde kurgulamayı, ifadeye takılıp içeriği kaçırmayı değil, onu içeriğin zarfı yapmayı, düşünmeden eyleme sarılma toyluğu değil düşünerek eyleme ihtiyatlılığı kazandırır. Bu nedenle felsefi yaklaşım kendini, toplumsal ve nesnel çevreyi layıkıyla bilmek isteyen bireyin kıblenüma/pusula/sıdır.

Felsefi yaklaşım insana bildiklerinin, bilmesi gerekenlerin yanında çok küçük kaldığını öğretir. Sonra yalnızca bizim yargılarımızın doğru olmadığı, başkalarının yargılarının da doğru olabileceği sonucuna götürür. Üçüncü olarak; hakikatin (doğru) ancak başkalarıyla fikir alışverişi sayesinde bulunabileceğini öğretir. Son olarak da insanlara bilme yetilerinin imkân ve sınırlarını kavrattığı için hoşgörü fikrinin gelişmesini sağlayacağından insanlar arasında kavganın ve çekişmenin azalmasını ya da bunların düzeyli bir biçimde yapılmasını sağlar.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık